Haftalık Bağımsız Gazete 17 Ocak 2018

Türkiye'den gazetecilik halleri...

Kadıköy'de bir araya gelen gazeteciler, basın özgürlüğünün sağlanamadığı Türkiye'de gazeteci olmanın hallerini konuştular

Türkiye'den gazetecilik halleri...

Kadıköy'de bir araya gelen gazeteciler, basın özgürlüğünün sağlanamadığı Türkiye'de gazeteci olmanın hallerini konuştular
 
Gökçe UYGUN
 
 
Kadıköy Belediyesi, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü vesilesiyle Caddebostan Kültür Merkezi'nde '”Türkiye'nin medyası, medyanın Türkiye’si” başlıklı bir etkinlik gerçekleştirdi. Soğuk hava ve yağmura rağmen Kadıköylülerin büyük ilgi gösterdiği söyleşide, gazeteciler Türkiye’de medyanın durumunu ve medya mensubu olmanın hallerini konuştu.
Milliyet Gazetesi yazar Mehveş Evin, gazeteciliği her zaman zor bir meslek olageldiğini, özellikle de muhabirler için bu durumun geçerli olduğunu belirterek, “Örneğin bir gazeteci görev başında darp edildiğinde bunun sorumlularını ortaya çıkarıp yargılayacak mekanizmalar yok. Basında muhabirlere gereken değer verilmiyor. Bu yüzden de büyük gazetelerde bile iyi muhabirler azaldı ki bu da okurun haber alma hakkını kısıtladı” dedi. Türkiye'de ifade ve basın özgürlüğü konusunda ciddi sorunlar olduğunu anımsatan Evin, gazetecilerin iktidardan kaynaklı bir baskı altında bulunduğunu, muhalefet olabilecek her türlü haberin engele takıldığını, bunun sonucu olarak da otosansürün giderek arttığını anlattı. Mehveş Evin, uluslararası kuruluşlarca son yıllarda hazırlanan basın özgürlüğü raporlarına göre Türkiye'nin Ürdün ve Irak'ın bile gerisinde olduğunu vurgulayarak, “Yayın yasakları nedeniyle gazeteciler de zor durumda, haber yapamıyorlar, habere ulaşamıyorlar. Ancak bu konuda dik duran gazeteler de yok değil. Mesela Cumhuriyet gazetesi yolsuzluk soruşturmalarına dair haberleri, yayın yasağına rağmen yayımladı. Siz okurlar da bunun gibi gazetelere, basın mecralarına destek vermelisiniz” çağrısını yaptı. Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yapılan saldırıya da değinen Evin, “Bu konunun ama'larla tartışılması yanlış. Bu saldırı başta basın özgürlüğü olmak üzere tüm özgürlüklere yapılmıştır” ifadesini kullandı. 
“GAZETECİLİK YOK EDİLDİ”
İnsan hakları, faili meçhul cinayetler gibi konularda yaptığı araştırma haberleriyle tanınan Radikal Gazetesi muhabiri İsmail Saymaz da 10 Ocak’ın “Çalışan Gazeteciler Günü” olmasına karşı çıkarak, “Çalışmayan gazeteciler de gazetecidir. Türkiye'de basın özgürlüğü karnesini düşününce bu gün olsa olsa ‘Öldürülen Gazeteciler Günü’ olarak anılabilir” diye sözlerine başladı. Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Metin Göktepe, Hrant Dink gibi öldürülen gazetecileri anlatan Saymaz, “Özellikle sol ve Kürt basınında çalışan meslektaşlarımız, ‘terörist’ diye kodlanıyor maalesef. Kimin gazeteci kimin terörist olduğunu polis ve savcılar belirliyor! Tüm gazetecilik faaliyetleri, gazetecilerin inançları bile terör faaliyeti sayılıyor. 2013 yılına dek cezaevlerinde bulunan 8 bin 500 siyasi mahkumun 90'ı gazeteci idi. Dönemin başbakanına göre ise gazeteci bile değillerdi. Eskiden gazetecileri öldürüyorlardı, imdi terörist ilan ediyorlar. Gazetecilik geleneği yok edildi, modern bir ortaçağ yaratıldı. Ama bu hikâye onların istediği gibi bitmeyecek Abi İpekçi'lerin, Uğur Mumcu'ların çizdiği yoldan giden gazeteciler çıkacak. Çünkü o gazeteciler, yanıtlanması gereken bazı soruların peşindeler. Umarım önümüz aydınlık olacak, umutlu olmakta fayda var” diye konuştu.
“İKTİDAR ODAKLI MEDYA!”
Yazdığı kitaplar nedeniyle Ergenekon soruşturması kapsamında gazeteci Nedim Şener’le birlikte yargılanan ve 2012’de beraat eden Cumhuriyet Gazetesi yazarı Ahmet Şık ise konuşmasına “Hepimiz Charlie’yiz. Katledilenlerin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz” diye başladı. Günümüzde herkese “gazeteci” denilmesini eleştiren Şık, şunları söyledi; “Gerçek gazeteci evrensel meslek kriterlerine uyanlardır. Gazetecilikte tarafsızlık diye bir şey de yoktur. Ortada ezen ve ezilen varsa, kimin yanında durmanız gerektiği aşikâr. Gazeteciler için 10 Ocak gibi belli bir güne ihtiyaç yok bence. Her ‘gazeteci’ ile aynı güne sahip çıkmak beni bozar. Türkiye'de tavırlı gazetecilik yok. Çok basit bir örnek vereyim; metrobüs diye bir araç var. Ben de kullandım bir ara. O kadar kalabalık ki ayağım yere basmadan yolculuk ettiğim oldu! Metrobüsü topluma toplu taşımada bir devrimmiş gibi anlatan bir medya var! Herkesin hayatına dokunan bir konuda bile doğru habercilik yapılmıyor. Her iktidar odağı medyayı kendi istediği gibi yönlendiriyor, girdiği kabın şeklini alan bir medya yaratıldı maalesef''
 
“BATI’NIN EN ÖZGÜR BASINI!”
1961 yılında, 5953 sayılı Basın İş Yasası'nın çalışan gazeteciler lehine 212 sayılı yasayla değiştirilmesinin yıl dönümü. Bu yasal düzenleme “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak her yıl 10 Ocak'ta kutlanıyordu. Ancak 12 Mart 1971 askeri darbesinden sonra bu hakların bir kısmının geri alınması üzerine “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” olarak değiştirildi.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle yayınladığı mesajda “İktidar, Türkiye’de batının en özgür basını olduğunu düşünüyor. Hukukun üstünlüğünün değer yitirdiği, düşüncelerini yazıp çizdikleri için 200’e yakın gazetecinin cezaevine girip çıktığı bir ülkede batının en özgür basını olmaktan mutsuzuz” denildi.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.