Haftalık Bağımsız Gazete 20 Eylül 2018

Türkiye'de '10'larca Yabancı'

Dünya Kadınlar gününü geride bıraktığımız şu günlerde, Türkiye’de yaşayan yabancı kadınları anlatan bir tiyatro gösterime girecek

 Türkiye'de '10'larca Yabancı'

 Her bir karakteri bir elbise gibi üzerimde deniyor, uyup uymadıklarına bakıyorum

Dünya Kadınlar gününü geride bıraktığımız şu günlerde, Türkiye’de yaşayan yabancı kadınları anlatan bir tiyatro gösterime girecek. “10’larca Yabancı” adlı tiyatro oyununun senaristi ve oyuncusu Romen tiyatro sanatçısı
Dorina Maria Harangus ile oyununu ve Türkiye’de yabacı kadın olmayı konuştuk…
Öncelikle kendinizden biraz bahsetmek ister misiniz? Sizin Türkiye hikâyeniz nasıl başladı?
Aslında benim hikâyem oldukça sıradan. Romanya Devlet Tiyatrosunda oyunculuk yaptığım sıralarda internette bir Türkle karşılaştım. Henüz yüz yüze görüşmeden önce, ona ve bilmediğim, tanımadığım bu ülkeye âşık olmuştum bile. Her ikisini de gördükten sonra aşkım iyice büyüdü. O yüzden de buradayım. Şanslı olduğumu düşünüyorum, çünkü dünyanın her yerinde karşılaşabileceğiniz küçük aksilikler dışında başıma kötü bir şey gelmedi. Yani Türkiye’deki deneyimlerim olumlu. İyi bir ailem ve harika dostlarım var. Özellikle de insanların birlikte yaşama ve birbirlerine yardım etme pratiğini takdir etmemek mümkün değil. 
Tiyatro birçok kadından iz taşıyor, peki ya sizden?
Hikâyeleri ben anlatıyor olsam da bunlar benim hikâyelerim değil. Bütün hikâyelerin anlatıcısı olan Sorina karakteri, Romanyalı ama onun hayat çizgisinin benimle bir ilgisi yok. Sorina, gerçek olaylara dayalı kurgu bir karakter. Diğer kadınların başına gelen şeylerin bir yansıması. Ama oyunu yazan ben olduğum ve bu kadınlara belli bir süre bedenimi, sesimi ve duygularımı ödünç verdiğim için kendimi ve Sorina’yı da bir noktada işin içine katmış oluyorum. Her bir karakteri bir elbise gibi üzerimde deniyor, uyup uymadıklarına bakıyorum.  Ve tabii bazıları diğerlerine göre daha iyi oturuyor.
Tiyatroda anlatılan kadın hikâyelerini nasıl elde ettiniz?
2 Şubat 2013’te, Saray Sierra adlı yabancı bir kadının bedeni, İstanbul’da tarihi surlarının dibinde ölü olarak bulundu. Kentteki yabancı uyruklu kadınlar dehşete düştü. Korkan sadece onlar değildi. Biz de Saray Sierra’nın kayboluşundan ardından umut ve korkuyla beklemeye başlamıştık. Saray Sierra ölmüştü. Kentin güvenilir olup olmadığı sorgulanıyordu artık. Saray Sierra ölmüştü ve artık konuşamazdı. “Ben senin sesin olabilirim” diye geçirdim içimden… “Sadece senin de değil…” Bu yüzden başka kadınların hikâyelerini araştırmaya başladım. Facebook’ta, Türkiye’de Yaşayan Yabancı Kadınlar grubunda, Türkiye’de yaşayan yabancı kadınların hikâyelerini oyunlaştırma isteğimi belirten bir duyuru yaptım. Bazı kadınlar açık biçimde bunun bir parçası olmak istediklerini söylediler ama bazıları isimlerini vermek istemedi.  Yakın arkadaşlarımın anlattığı hikâyeler vardı, bazılarını ise haberlerden ve yine Facebook’tan seçtim. Bu hikâyeleri anlatabilmek için Sorina karakterini yarattım.

Dünya Kadınlar günü vesilesiyle soralım… Türkiye’de kadın olmak zor. Ya yabancı kadın olmak? Sahnenin dışı sizin için ne anlam ifade ediyor?
Yabancı olmanın benim için birkaç değişik anlamı var. Başa çıkman gereken pek çok yeni durum demek mesela. Hem sorun yaratan hem de heyecan verici bir durum. İstanbul’daki yaşama ayak uydurmamı kolaylaştıran birkaç unsur vardı. Dinler farklı bile olsa Türkiye’deki günübirlik yaşam pratiği Romanya’ya oldukça benzer. Kim olduğumun farkındayım ve diğerlerinin gözünde ne olduğumun pek fazla önemi yok ama başka bir kültürü kendi bakış açıma uyduramayacağımın da farkındayım. Bunun mümkün olmayacağını biliyorum ve kültüre merak ve de temkinle yaklaşıyorum. Özellikle de iş hayatı söz konusu olduğunda her şey zorlaşabiliyor.

 
Burada kadın olmaya gelince… Hmm… Yabancı olmak daha kolay, çünkü insanlar kendi gelenek ve adetlerine uymanızı beklemiyorlar sizden. Öte yandan bunları bilmemek veya umursamamak tehlikeli de olabilir. İnsanlar birbirini etiketlemekten hoşlanıyorlar, bu yüzden de size de kolayca etiket yapıştırabilirler. Ailenizi seçemezsiniz ama arkadaşlarınızı seçebilirsiniz. Etrafımda benimle benzer biçimde düşünen insanlar var hep. Bu konuda de şanslıyım, iyi seçtim.  Sahnenin dışı demek benim için olağanüstü kızım, ailem ve dostlarım demek. Bir de bu muhteşem şehir.
 
Ama yine de bazen bazı farkındalık anları oluyor ve yolun ortasında derin bir özlemle etrafıma bakıp kendi kendime soruyorum:  “Burada ne arıyorum ben?” Bir an büyüdüğüm şehrin sokaklarının kokusunu duyar gibi oluyorum… İyi ki sadece birkaç saniye sürüyor.
 
Türk kadını olmak zor olmalı. Projemi anlatırken Türk bir kadın arkadaşım bana şöyle demişti: “Benimle ilgili de yazabilirsin. Ben de kendimi yabancı hissediyorum burada. Kendini rahat hissedemiyorsan ve kendin olamıyorsan kendi ülkende olmanın ne anlamı var ki? Burası benim ülkemmiş gibi gelmiyor hiç bana. Başkalarının beklentilerini karşılamak zorundaymışım gibi hissediyorum.  Onların istediği gibi giyinmek zorundaymışım gibi. Kadın olduğum için kolayca tacize uğrayabiliyorum… Bir süre Londra’da yaşadım. Kendimi çok daha iyi hissediyordum… Çok acı ama kendi ülkemde bir yabancı gibi hissediyorum!”
10larca Yabancı ne zaman nerelerde izlenebiliyor?
15 Mart Pazar günü saat 18:00 Kadıköy, Öykü Sahne’deyiz.
Bahariye Caddesi, Sakızgülü Sok. NO:29
KADIKÖY ( BurgerKing Karşısı)

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.