Haftalık Bağımsız Gazete 28 Mayıs 2018

‘Tek tesellim okumak, yazmak'

Gazeteci ve yazar Aydın Boysan, ‘sadece gazeteci ve yazar’ değildir, bilen bilir. Hoşohbeti ve kahkahaları ile doyulmaz bir söz üstadıdır. Hayata bakışı, tecrübeleri ile özellikle gençlere...

‘Tek tesellim okumak, yazmak'

Nice Nice Yıllara Aydın Boysan!
 


Gazeteci ve yazar Aydın Boysan, ‘sadece gazeteci ve yazar’ değildir, bilen bilir. Hoşohbeti ve kahkahaları ile doyulmaz bir söz üstadıdır. Hayata bakışı, tecrübeleri ile özellikle gençlere ‘anlamlı ama bir o kadar da keyifli’ yaşamın yollarını gösteren Boysan, 91. yaşına geçtiğimiz günlerde girdi. Ama enerjisi gençlere taş çıkartır. Zira 39. kitabı bugünlerde yayımlandı, 40.'sı da yolda... Yeni kitabı ‘Haydi Dostlar’ın imza günü için geçtiğmiz hafta Kadıköy’de olan Aydın Boysan’la keyifli bir söyleşi yaptık.

 


“Öğrendim ki zaman, hiçbir iş için, hiçbir zaman ve yaşta geç kalınmış değildir. Akla ne konuluyorsa başlamak gerekir. Bazen elbet, her akla konan işe yetişilmez. Elbet, daha çabuk ölünür. Ama unutmayalım ki insan olarak onurumuz, bizim öleceğimize göre değil, hiiiç ama hiç ölmeyeceğimize göre yaşamamız ve çalışmamızı, vicdan borcumuza dönüştürmüştür.”
Bu söz 17 Haziran’da 91. yaşına giren Aydın Boysan’a ait… Aydın Boysan, gazete yazılarına 61 yaşında başladı, ilk kitabı yayınlandığında 63 yaşındaydı. Yabancı dili 35 yaşından sonra öğrendi. Tv programlarına 60’ından sonra başladı. Önemli mimarlık eserlerini 40-80 yaşları arasında verdi. Bugünlerde 39. kitabı yayımlandı.

İlk anda aklıma gelen bazı Aydın Boysan kitapları ise şunlar: “Ne Hoş Zamanlardı”, “Acele Etme Çabuk Ol”, “Bıkma Yaşa”, “Ayıp Olmadan”, “Uzun Yaşamanın Sırrı”, “Haydi Dostlar”… Ümit Bayazoğlu’nun Aydın Boysan ile yaptığı uzun söyleşisinin yer aldığı “Hayat Tatlı Zehir”i de unutmamak gerekir…
Boysan, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanan yeni kitabı “Haydi Dostlar”ın imza günü için Kadıköy’deydi geçtiğimiz hafta… Kültür Yayınlarının Muvakkıtane Caddesi'ndeki kitap satış mağazasında okurlarıyla biraraya geldi Boysan…Pek çok okuru yanlarında çocuklarıyla gelmişti, sevdikleri yazarlarını görmeye… Henüz ne olduğunu anlamayan, anne-babalarının kucaklarında çevrelerine şaşkın şaşkın bakan bebekler de vardı, okumayı yeni yeni öğrenen çocuklar da… Babaları için kitap imzalatan gençler de… Bol bol da anı fotoğrafları çektirildi…

40. KİTAP DA YOLDA...

Aydın Boysan’ın boş durmaya niyeti yok. Yazmaya devam ediyor. 40. kitabı da birkaç aya kalmaz yayınlanacak… Bu kez kendisi gibi mimar olan oğlu Burak Boysan ile hazırlıyorlar yeni kitaplarını… “Aklımıza ne geliyorsa yazıyoruz.” diyor bu çalışma için…
Aydın Boysan’ın yeni kitabı “Haydi Dostlar”dan okuma üzerine bir bölümü sizlerle de paylaşmak istiyorum; “Şükürler olsun!.. Çocukluğumdan, gençliğimden beri bırakmadığım bir alışkanlık ki, okuma huyumdur. En huzurlu ve mutlu zamanlarımı kitap okurken yaşadım. Değişik zamanlarda yanlışlarım yüzünden içine düştüğüm dertlerden beni çekip çıkarn da yine kitap okuma sevgim ve alışkanlığım oldu. Kitap okumaktan başka hiçbir konu insanı ruhsal çölleşme akıbetinden koruyamaz.”
Fırsat buldukça Aydın Boysan ile sohbet ettik, sorularımızı büyük bir içtenlikle yanıtladı…

-Kısa bir zaman sonra 91 yaşına gireceksiniz. Şu an aklınızdan neler geçiyor…
50 yıl kadar önce, yeni tanıştığımız günlerde Nejat Eczacıbaşı “Zatıâliniz Fransız terbiyesi mi, İngiliz terbiyesi mi almıştınız?” dediğinde, yaşadığım ve feyz aldığım yerleri sayayım da siz karar verin diyerek eklemiştim: Davutpaşa Çöp İskelesi, Davutpaşa Ispanak Viranesi, Samatya Narlıkapı Çıkmazı, Yeşilköy Bamya Tarlası… Sonrasında kahkahalar patlamıştı… Azla yetinmesini, mutlu olmasını bilen bir kuşağın üyesiyim. Ne diyeyim…

-Yaşamınızın hangi dönemini yeniden yaşamak isterdiniz?
Hepsini… Bütün belalar dahil, bir dakikasından bile vazgeçmeden, tıpatıp aynısını yaşamak isterim. Çünkü çocukluğumda yaşadığım çevrelerde bize beleşçilik öğretilmedi. Biz her şeyi olduğu gibi kabul edip, çarpışmayı öğrendik. Bu nedenle iyi günler kalsın da, kötü günler çıksın gibi hafiflik ve beleşçilik gösterilerine giremem… Herkesin yaşamı bir bütün oluşturur. O bütünlük bozulamaz. Kötüleri çıkarıp, iyileri saklamak gibi beleşçilik huyları, bize, bana ve yaşıtlarıma yaşadığımız çevrelerde öğretilmedi…

-Sizle yapılan söyleşi kitabının adı “Yaşam tatlı zehir.” Gerçekten “Yaşam tatlı zehir” midir?
Öyledir. Çünkü acı günü olmayan insan dünyaya gelmedi.

‘GİTMEYE ACELEMİZ YOKTUR…’


-Yazmasaydınız, yaşamınızda neler eksik olurdu?

Böyle bir yaşamı şimdi artık düşünemiyorum. Ama unutamıyorum ki, ilk kitabım çıktığında 63 yaşımdaydım. Tabii çalışmaya daha bebekken başlatıldım. İlkokulda bana dört yıl öğretmenlik yapan sert öğretmen hanım benim annem olurdu. Evde, bu akşam dersim yok, diyemezdim.
91 yaşıma gireceğim yakında… Tek tesellim okumak, yazmak… Çiçeklere bakmak ve elbette dostlarla masalarda (şişeli masalarda) buluşmak…

-Kadıköy için neler söylemek istersiniz?
Doğduğumda İstanbul’un nüfusu bir milyonun epeyce altındaydı. Kadıköy de gerçekten köydü. Kadıköy tramvayı, Kadıköy İskelesi ile Bostancı arasında Bağdat Caddesi'nden yolcu taşırdı. Bu tramvayların hep tenha göründüğünü hatırlıyorum… Tek tük insanlar yürürdü Bağdat Caddesi’nde… Alışveriş yapmak için Kadıköy meydanına gelirdi insanlar… Bağdat Caddesindeki evler, çiçekli, bakımlı bahçeler içinde en fazla iki katlıydı. Caddenin bugününü o günden tahmin edip de anlatan birisi ortaya çıksaydı, dünyanın en komik insanlarından biri kabul edilirdi.

-Son bir söz…
Gitmeye acelemiz yoktur… Yaşadıklarımdan hiç pişman değilim. İki defa akciğer kanseri ameliyatı oldum. Onlardan da kurtuldum. Yaşadıkça, hâlâ bir borcum varsa ödemeye çalışarak devam edeceğim her şeye…

ŞİMDİLİK VEDA...

Belirlenen zamanı da aştı imza günü… Gelen her konuğuyla sohbet etmeyi de ihmal etmedi Aydın Boysan… Sorduğum soruları fırsat buldukça yanıtladı.
Artık gitme zamanı…
Anı fotoğrafı çektirmek istiyor İş Kültür Yayınları çalışanları… Çevresini sarıyorlar…
Yüzler gülüyor…
Fotoğraf makinemi ayarlıyorum. Birkaç saniye süren bu işlem sonrası Aydın Boysan’ın herkesi kahkahaya boğan sesi duyuluyor: “Yahu bana sünnetimde getirilen fotoğraf makinesi bile daha kolay ayarlanıyordu… Çünkü o ayarsızdı. Şakkadanak çekiyordu. Çocukluğumda çektiğim o fotoğraflardan çok para kazandım” diyor giderayak, kahkahalarla…
Yardımcısının koluna giriyor, sağ elinde bastonu… Hafif hafif yağan yağmurda başlıyor yürümeye…
Yüzünde kocaman bir gülümseme…

Haber: Kadir İNCESU

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.