Haftalık Bağımsız Gazete 11 Aralık 2018

Somalı çocukların kadrajından İstanbul

Maden faciasında sevdiklerini kaybeden Somalı çocuklar, hem İstanbul’u gezip şehri kendi kadrajlarına kaydettiler hem de ilk sergilerini CKM’de açtılar

Somalı çocukların kadrajından İstanbul

 Maden faciasında sevdiklerini kaybeden Soma’nın çocukları, sokaklara çıkıp hayatı fotoğrafladılar; yaşadıkları travmayı deklanşöre basarak hafiflettiler. Hafta sonu İstanbul’u kadrajlarına alan gençlerin CKM’de açılan sergisi görülmeye değer…
 
Semra ÇELEBİ

 

Geçen Mayıs ayında Soma’da meydana gelen maden faciasının ardından bir grup amatör fotoğrafçı, bölgede yaşayan çocukların travmalarını azaltmak, o korkunç günlerin izini hafifletmek için bir projeye imza attı. Aysun Hürol’un çağrısıyla bir araya gelen Aydan Ermiş, Aynur Sözeri, Bulut Uzun, Esra Bayar, Gökçe Nur Temel, Hakan Çokgezen, Necmi Banişta, Nurkut Güney Şenolur, Öznur Kılıç, Simla Altunbay ve Şule Bayar, Soma’da çocuklarla bir fotoğraf atölyesi düzenlediler.
Altı hafta süren atölye çalışması için önce sokaklara ve okullara çağrı afişleri asıldı. Soma Sosyal Hizmetler Merkezi’nin de katkılarıyla 14-17 yaş arasındaki 74 çocuk atölyeye başvurdu. Gönüllü fotoğrafçılar hiçbirini geri çevirmek istemedi. Fotoğrafla ilgilenen her çocuğa kapıları açıktı. Ancak ellerinde sadece 13 fotoğraf makinesi vardı. Geriye kalan 61 makineyi bulmak için sosyal paylaşım ağlarından çevrelerine yaptıkları çağrıyla o eksiği de kapadılar. Yani Soma’nın çocukları için tam bir dayanışma ağı örüldü.
 
ALTI HAFTALIK EĞİTİM
Gönüllü eğitmenler, her hafta sonu dönüşümlü olarak Soma’ya gittiler. Birkaç saatlik teorik eğitimin ardından hep birlikte sokaklara çıkıp fotoğraf çektiler. Atölye sonrasında her biri kendine bir konu seçip iki ay boyunca deklanşöre bastı. Kimisi kardeşinin doğumunu fotoğrafladı, kimi Soma’yı dumana boğan fabrikaları; kimi sonbaharın renklerini, kimi komşularını…
Proje lideri Aysun Hürol ,“Çektikleri fotoğrafları bize internet üzerinden gönderiyorlardı. Biz de bu fotoğraflar üzerinde yorum yapıyorduk. Gerçekten beklentimizin üzerinde fotoğraflar geldi. Tabi yüzlerce fotoğrafı seçmek de çok zordu.” diyor.
 
“ARKADAŞ OLDUK”
Projenin amacına ulaştığını belirten Hürol şunları söylüyor: “Biz yardım amaçlı bir şey yapmak istemedik. Fotoğraf makinelerini çocuklara verip dönüp gelmek değildi derdimiz. Onlarla arkadaş olmak ve kalıcı bir diyalogu başlatmaktı. Bunu da başardık.”

 

 
BELEDİYE’DEN DESTEK
Somalı gençlerin inancı herkese umut olsun diye bir gezici sergi açmaya karar veren gönüllü fotoğrafçılar, Kadıköy Belediyesi’ne başvurdu. Böylece ilk sergi Kadıköy Caddebostan Kültür Merkezi’nde açılırken çocuklar da Belediye’nin davetlisi olarak bir hafta sonunu İstanbul’da geçirdi. Ayrıca sergi fotoğraflarının olduğu ve projenin anlatıldığı bir de kitap yayımlandı. Umutlarını, mutluluklarını, hüzünlerini kadrajlarına kaydeden gençlerin “Soma’da Çocuk Olmak” sergisi, 8 Şubat’a kadar CKM’de görülebilecek. Sergi daha sonra İzmir, Eskişehir gibi farklı şehirleri gezecek.
 
Somalı gençlerin İstanbul düşü

 

Bir Mayıs ayıydı. Doğanın canlandığı, yeşilliğin her yeri sardığı, karların eriyip nehirleri coşturduğu, güneşin iyice ısıttığı o güzel Mayıs ayında kapkara bir haberle sarsıldı ülke. Ekmek parası için dünyanın en zor mesleğini yapmak zorunda kalan yüzlerce madenci, yerin yüzlerce metre altında mahsur kalmıştı. Felaketin katliama dönüştüğü o günlerin, resmi makamlarca açıklanan kayıp sayısı 301 oldu. Manisa’nın küçücük kasabası Soma’nın adı, ‘zengin’ madenleriyle değil ihmalkârlıkların bedelini canıyla ödeyen madencileriyle duyuldu.
Sadece gidenler değildi canı yanan. Geride bıraktıklarına unutulması zor bir acı kaldı. Destek için yanlarında olanlar da yavaş yavaş evlerine dönünce acıyla baş başa kaldılar…
Fakat onları unutmayan birlileri vardı. Bir grup gönüllü fotoğrafçı, Soma’nın çocuklarıyla buluştu, dayanışmayla ördükleri bağ sonucunda fotoğraf makineleri aldı ve onlarla sokaklarda fotoğraf çekerek, üzüntülerini, sıkıntılarını biraz da olsa unutturmayı başardı.
 
İSTANBUL’A GELDİLER
Altı haftalık eğitimin ardından iki ay boyunca Soma’da fotoğraf çeken çoğunluğu liseli 68 genç, hafta sonu Kadıköy Belediyesi’nin davetlisi olarak İstanbul’daydı. Hem İstanbul’u gezip şehri kendi kadrajlarına kaydettiler hem de ilk sergilerini açtılar. Gözlerindeki hüznün azaldığına, yüreklerdeki coşkunun büyüdüğüne şahit olduk. Çoğunluğu 14-17 yaş arasındaki Somalı gençlerle, yağmurlu başlayan ama daha sonra güneşle şenlenen İstanbul turu Kadıköy’den başladı. Üç otobüs çıktığımız yolda ilk tepki, sergilerinin duyurusunun yer aldığı bilboardlara oldu. İkinci heyecan dalgası ise Boğaz Köprüsü’nde yaşandı. Çoğu ilk kez geldikleri bu şehirde, en güzel manzaralı yerin bu köprü olduğunu biliyordu. Köprüye girer girmez fotoğraf makineleri hazır hale getirildi ve onlarca deklanşör sesi birbirine karıştı. En güzel boğaz manzarasını çekme yarışındaydılar hepsi de.

 

 “GEZİ’DEKİ YER DEĞİL Mİ?”
 Köprü trafiğini atlatıp Beşiktaş’a geldiğimizde en çok ilgi Deniz Müzesi’ne ve yapımı devam eden İnönü Stadyumu’na oluyor. Hemen sonrasında Bezm-i Âlem Valide Sultan Camii’ni gören gençlerden biri ayağa fırlıyor: “Gezi’de yaralıların sığındığı cami değil mi burası?”
Gülüşmeler arasında Tarihi Yarımada’ya varıyoruz. Burada gençleri gazeteciler bekliyor. Hep birlikte fotoğraf çektirildikten sonra herkes önce telefonuyla “selfie” yapıyor sonra profesyonel makinesine sarılıyor. Görü Slecek çekilecek çok yer var daha…
Bu sırada başlayan yağmur durdurmuyor onları. Gönüllü eğitmenler üşütecekleri konusunda uyarınca gençlerden birinin cevabı “Bizim ıslanmamız sorun değil de makinelerimiz ıslanıyor” oluyor. Şu saatten sonra onlar için en önemli varlıkları fotoğraf makineleri. 
 
AYASOFYA’DA SAATLER…
İstanbul’un her anını fotoğraflamak isteyen gençler Ayasofya’da saatler geçiriyorlar. Her köşesini kadraja alıyorlar; önce ailelerine ve arkadaşlarına göstermek için, sonra “belki de ikinci sergiye, kim bilir” diyorlar. Sonraki durak olan Yerebatan Sarnıcı’nın atmosferinden büyüleniyorlar. Işığın suya yansımasını, titretmeden almaya çalışıyorlar. Yılmadan deklanşöre basıyorlar. Görüyoruz ki çoğu için fotoğraf bir “tutku” olmuş bile.
 
“KEŞKE OLMASAYDI”
Dönüş yolunda yorgunlukla mutluluk birbirine karışıyor. İçlerinden biri diyor ki: “Evet, fotoğrafla yaşadığım travmayı atlattım ama keşke çocuklarla, gençlerle böyle etkinlikler yapmak için faciaların olması beklenmese…”
 
 

 

 

 
 
 
 
 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.