Haftalık Bağımsız Gazete 02 Aralık 2021

Sağlıklı gıda, sağlıklı Kadıköylü

Tükettiğiniz ürünleri doğrudan üreticiden almak istemez misiniz? Bugün birçok Kadıköylü bu sorunun cevabını küçük üreticiyi destekleyerek veriyor

Sağlıklı gıda, sağlıklı Kadıköylü

Tükettiğiniz ürünleri doğrudan üreticiden almak istemez misiniz? Bugün birçok Kadıköylü bu sorunun cevabını küçük üreticiyi destekleyerek veriyor

Gökçe UYGUN
Kadıköy’de faaliyet gösteren iki oluşum, hem ilçe halkının doğal gıda tüketebilmesi hem de yerel üreticilerin desteklenmesi için çalışmalar yürütüyor.
Bu oluşumlardan biri Kadıköy Tüketim Kooperatifi Girişimi. Gezi Direnişi’nden alınan ilhamla bir buçuk yıl önce Caferağa, Yeldeğirmeni, Osmanağa, Acıbadem Mahalle Dayanışmaları, Kriton Curi Parkı Forumu ve Aktif Politika Atölyesi bir araya gelmiş ve bu girişimi oluşturmuşlar. Başlangıçta bu girişimin büyük çoğunluğunu Mahalle Dayanışmaları oluşturuyordu. Ama bir süre sonra Dayanışmaların ağırlığı azaldı ve kooperatife gönül verenler kaldı. Şu anda bu Girişim’de “başka bir tüketim mümkün” diyen Kadıköylüler var. “Nasıl bir tüketim istiyoruz?” sorusunu temel alan Kadıköy Tüketim Kooperatifi Girişimi’nin bazı temel ilkeleri var. Mesela doğrudan küçük üretici ile çalışmak, tüketmekten öte, paylaşabilmenin yöntemlerini geliştirmek, üreticileri doğal üretim tekniklerini uygulayabilmeleri konusunda teşvik etmek, üretimden tüketime tüm süreçlerde doğayı kirletici maddeleri kullanmamak gibi…
Kooperatif gönüllüleri, bu işten para kazanmıyor. İşleyiş de şöyle; alınacak ürünler ve üreticileri, kooperatif iletişim grubunda konuşularak netleştiriliyor. Sonrasında gönüllüler bu üreticilerle temasa geçerek ürünlerin fiyat, kargo bedeli, fatura kesilmesi gibi bilgileri grupta paylaşıyor. Ürün getirilmesinin duyurulması için afiş ve etiket basılması, ürünler için çanta alınması, kargo bedellerinin eklenmesiyle bir paket rakamı ortaya çıkıyor. Bu satış fiyatı, kamuoyuna duyuruluyor. Almak isteyen kişiler de dilerse önceden, dilerse ürününü teslim alırken ödemesini yapıyor.

TÜKETİM ALIŞKANLIĞI
Kadıköylülerin tüketim alışkanlığını belirlemeye çalıştıklarını vurgulayan Girişim gönüllüleri, şunları söylüyor: “Tüketim çılgınlığının artmasıyla her birimiz ne kadar ürün tükettiğimiz, neyi ne zaman almamız gerektiği gibi çok temel ortak hafızamızı yitirdik. Her bir ürünün hasat zamanı farklı. Cevizi haziran başında, zeytini ekimde almak lazım. Tüketim alışkanlıklarımızı mevsime, hasada, üreticiye göre değiştirebilirsek, pek çok ürünü doğrudan üreticiden almak mümkün olur. Amacımız doğayı, ekosistemi, en önemlisi birbirimizi tüketmeden yaşamayı sağlamak ve bilinçli tüketimi örgütlemek… ’’ diyor. (www.facebook.com/KadikoyKoop)

TOPLULUK DESTEKLİ TARIM
Kadıköy’ün bir diğer oluşumu ise Kadıköy Topluluk Destekli Tarım (TDT). TDT ekibinden Alper Can Kılıç, “Topluluk destekli tarım, etik/adil/sağlıklı/doğal üretim yapan/yapmaya niyeti olan üreticiyi destekleyen, tüketici tarafında ise tükettiğinin nereden geldiğini, kimden geldiğini bilmesini ve üretim için harcanan emeğin manasını pekiştirmesini sağlayan, üreticiyle tüketici arasındaki empati kabiliyetini geliştiren, her iki tarafın da bilinçlenmesi niyetiyle kurulmuş bir topluluk. Yeryüzü Derneği’nin başlattığı bu hareketin Kadıköy kolunu gönüllüler olarak yürütüyoruz” diyor. Amaçları; temiz/doğal/etik gıdaya ulaşmak, küçük üreticiyi maddi/manevi desteklemek.
TDT’nin ürün yelpazesi geniş. Genelde işlenmemiş, katma değeri olmayan, üreticiden doğrudan ulaştırabilecek ürünler tercih ediliyor; süt ve et ürünleri, sebze/meyve, kuru yemiş, zeytin ve ürünleri, pekmez, bal, salça… Türkiye’nin hemen hemen her bölgesinden ürünler kargoyla tek bir noktaya geliyor ve buradan tüketicilere dağıtılıyor. Böylece mesafelerden/kargodan kaynaklanan karbon emisyonu da en aza indirgenmiş oluyor. “Fiyatlar çok uygun” diyen Alper Can Kılıç, “Temel amaç üreticiyi doğrudan desteklemek olduğundan, para üreticiye aktarılıyor ve aracısız olarak üretici pazarına doğrudan ulaşmış oluyor. Sipariş vermek isteyenler [email protected] adresine mail atabilir” diye konuşuyor.
 

KÖY MUTFAĞINI ÖZLEYENLERE
Kadıköylülere doğal ürün ulaştırmak için geçtiğimiz günlerde açılan bir de mekan var; Köy Mutfağım. Sanatçılar Sokağı’ndaki Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin alt katında bulunan mekanın kurucusu bir kadın girişimci olan Yasemin Şeker. Emekli bir bankacı olan Şeker, doğal ürünlere olan ilgisini bu işe dönüştürmüş. Köy Mutfağım’ı kurmadan önce bir yıl süreyle Türkiye’deki pek çok küçük üreticiyi, köylüyü, kooperatifi ziyaret etmiş, insanlara sunacağı ürünleri önce kendisi test etmiş. Sonra da bu mekanı açmış. Şeker, “Bu, Nazım Hikmet Kültür Merkezi ile ortak bir proje. Bu kültür merkezinde bir yandan insanların düşünsel iyileşmeleri sağlanırken, bir yandan da bedensel sağlık konusuna eğilmek istedik. Sağlıklı gıdaya ulaşamadığımız sürece sağlıklı bir toplum da olamayız. Kadıköy’de başka bir dükkân da kiralayabilirdik ama ben özellikle Nazım’ı istedim. Zira bizim ticari kaygımız yok, insan odaklı hizmet veriyoruz” diyor. Köy Mutfağım’da Türkiye’nin farklı yörelerinden, evlerinde üretim yapan köylü kadınlar ve yerel kooperatiflerden getirilen ürünler bulmak mümkün; Edremit’ten erişte, Kazdağları’ndan zeytinyağı, Antep’ten salça, Bodrum’dan yabanmersini reçeli gibi…
 

KAŞAR KARS’TAN, BAL DATÇA’DAN
Kadıköy Tüketim Kooperatifi Girişimi’nin zeytin, bal, badem, zeytinyağı, reçel, peynir gibi ürünleri, Datça Sındı Köyü Tarımsal Üretim Kooperatifi, Hatay Vakıflı Köyü Kadınlar Kooperatifi, Çanakkale, Kars, Adapazarı gibi Türkiye’nin farklı yerlerinden getiriliyor. Zeytinyağı, bal ve bademden oluşan ilk paketin fiyatı 55 TL’ydi. Eski kaşar, keçi peyniri, ceviz reçeli ve yeşil zeytinden oluşan ikinci paket ise 50 TL’ye satıldı. Belirli periyotlarla yeni paketler belirleniyor. Köy Mutfağım’da ise salça 19 lira, erişteler 10-12 lira, reçeller 23 lira.

KOOPERATİF KAFELER
Başka türlü bir ekonomik ilişki biçimi kuran kooperatifler, sadece doğal ürün satışında değil, başka alanlarda da kendini gösteriyor. Örneğin insanların hizmetçi-müşteri ilişkisinden farklı bir ilişki kurmasını sağlayan kafeler… Kadıköy’de de bu kafelerin iki örneği var; Yeldeğirmeni’ndeki Komşu Kafe ve Caferağa’daki Kolektif 26A.
Bir tür kooperatif kafe olan Komşu’da, sabit fiyatlar yok. 2013’te açılan kafede, insanlar ne kadar isterse o kadar para bırakıyor. Kafeye gelenler ile çalışanlar sohbet ediyor, birlikte yemek yapıyor. Komşu, ürün temini için de farklı üretici kooperatifleriyle çalışıyor.
Gönüllülerin belli saatlerde inisiyatif aldığı, doğrudan demokratik bir şekilde yönetilen 26A Kafe, 6 yıldır Taksim ve Kadıköy’de faaliyetine devam ediyor. 26A’da, küresel şirketlerin ürünleri yerine (kola, fanta, nescafe vb.) alternatif olarak üretilen içecekler ve yiyecekler piyasanın çok altında karsız bir şekilde satılıyor. Belirli aralıklarla da, paylaşma kültürünün yaşatılmaya çalışıldığı ‘büyük sofralar’ kuruluyor.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.