Haftalık Bağımsız Gazete 28 Mayıs 2018

Kuşların peşinden uçan bir adam: ERCAN ÜÇ

Kuş peşinden uçan adam Ercan Üç ile fotoğraf merakı üzerine keyifli bir söyleşiyi sizin için gerçekleştirdik…

Kuşların peşinden uçan bir adam: ERCAN ÜÇ

Kuş peşinden uçan adam Ercan Üç ile fotoğraf merakı üzerine keyifli bir söyleşiyi sizin için gerçekleştirdik…

 


Yaşamını Kadıköy Koşuyolu’nda sürdüren işadamı Ercan Üç, başarılı bir kuş fotoğrafçısı. Kuşları görüntülemek için Türkiye’yi boydan boya kat etmekten çekinmeyen Ercan Üç’le bu özel hobisini konuştuk...


-Fotoğrafa ve özellikle kuş fotoğraflarına ilginiz nasıl başladı?
Fotoğrafla ilgim sadece tatillerle ve gezilerle sınırlıyken ciddi anlamda merakım 2003 yılında kurduğumuz ES Voleybol kulübü ile başladı. O güne kadar kompakt fotoğraf makinaları kullanırken ilk yarı profesyonel SLR makinamı alarak voleybol fotoğrafları çekmeye başladım. İnternette bulduğum kaynaklarla ve kitaplarla ve internette bulunan fotoğraf paylaşım sitelerine katılarak buralarda kendimi geliştirdim.
Doğa ve yaban hayat fotoğrafları her zaman ilgimi çekmişti, bu fotoğraf sitelerinde gördüğüm farklı renklerde ilginç kuşlar ilgimi çok çekiyordu. Daha sonra amacı Türkiye’de doğal ortamda yaşayan kuş türleri hakkında bilgi toplamak, fotoğraflamak ve bunları paylaşarak doğa ve kuş sevgisini arttırmak olan Trakus.org sitesi ile 2009 başında tanıştım. 1000’i aşkın üye sayısı olan bu topluluk ile tanışmam ile farklı ve beni içine çeken çok güzel bir alana girmiş oldum. O tarihten bu güne neredeyse sadece kuş fotoğrafı çeker oldum. Bu bir tutku haline geldi…

-Bugüne kadar kaç tane kuş fotoğrafı çektiniz? Çektiğiniz kuşların sizin için önemi, ayrı bir özelliği var mıydı? Mesela özel ilgi gösterdiğiniz bir kaç kuşu neden çektiğinizden bahseder misiniz?
Türkiye ana göç yolları üzerinde bulunması nedeniyle kuş çeşitliği açısından çok zengin. Türkiye’de 466 farklı tür görülebiliyor. Bu kuşların bir kısmı sürekli yurdumuzda yaşarken bir kısmı da göç ederek yılın belli bir bölümünü yurdumuzda geçiriyor. İlkbahar ve sonbahar göçleri İstanbul’da Sarıyer ve Çamlıca’dan izlenebiliyor. Bu dönemlerde inanması güç ama günde binlerce şahin, kartal, atmaca gibi yırtıcılar ve leylekler İstanbul Boğazı üzerinden göçlerine devam ediyorlar. Bir dürbün ile bu geçişleri gözlemlemek mümkün. 2011 göçü de çoktan başladı. Lodoslu açık bir havada Sarıyer sırtlarından bahar göçünü izlemenizi öneririm. Sonbaharda ise göçü Büyük Çamlıca’dan dürbünle izleyebilirsiniz.

-Türkiye’de kaç tür kuş fotoğraflanmış durumda?
Türkiye’de yaşadığı bilinen 466 türün şimdiye kadar 410 adedi fotoğraflanabilmiş. 400 üzerinde türü fotoğraflayabilmiş “Türminatör” lakaplı kuş fotoğrafçısı sayısı henüz bir elin parmaklarını geçmiyor. Farklı tür fotoğraflamak kuş fotoğrafçıları arasında “kertik” olarak adlandırılıyor. Bu ise kuş fotoğrafçıları arasında tatlı bir rekabet yaratıyor. Ben iki yıldır kuş fotoğrafları çekiyorum ve şu ana kadar 285’i aşkın türü fotoğraflamayı başardım. Sayı arttıkça ve kalan türler zorlaştıkça bir tür için harcanan zaman da o derece artıyor.
Bu kadar kısa sürede bu kadar çok tür çekmemde en çok desteği olanlardan Emin Yoğurtçuoğlu’na değinmeden geçmemem gerekir. Henüz 25 yaşında olmasına rağmen 403 tür ile Türkiye’de en çok türü görmüş, türlerin Latince ve İngilizce adlarını bile gözü kapalı sayabilen, uzaktaki türleri seslerinden veya uçuşlarından tanıyabilen, yaşam alanlarını (habitat) ezbere bilen, ender türleri bile hissedebilen, yurtdışında da kuş gözlemcileri arasında tanınan kuş ve doğa aşığı bir kişi.

-Fotoğrafı çektiğiniz kuşlar içinde sizi en çok etkileyenler hangisi oldu?
Şimdiye kadar çektiğim türler içinde beni en çok etkileyenler gece avcıları baykuşlar olmuştur. Etkileyici renkli gözleri, gizemli bakışları, olağanüstü algılama yetenekleri ve uçarken kanat sesi çıkarmıyor olmaları onları diğer türlerden farklı kılıyor. Boyu bir karış kadar olan kukumavdan kanat açıklığı 2 metreyi aşan puhuya kadar Türkiye’de yaşayan 10 tür baykuş bulunuyor. Ben henüz bunların 6 tanesinin fotoğraflarını çekebildim. Hedefim; bu yıl sonuna kadar kalanları da tamamlamak. Tabii bunun için birçok gece araziye çıkmam da gerekecek. Tür sayımı da en kısa zamanda 300’ün üzerine çıkarmayı hedefliyorum.
Bu gizemli türlerin yanı sıra rengârenk tüyleri ile seyrine doyum olmayan yalıçapkını, arıkuşu ve gökkuzgun gibi türleri de her fotoğrafını çektiğimde büyük keyif alıyorum.

-Kuş peşinden koşmuyorsunuz bizce uçuyorsunuz. Kuş peşinden nerelere uçtunuz, nerelere gittiniz?
Özellikle farklı kuş türlerini görmek ve fotoğraflamak istiyorsanız mutlaka Türkiye’nin farklı iklim koşullarına sahip bölgelerine gitmeniz gerekiyor. Su kuşları için nehir deltalarına, göllere ve göletlere, deniz kenarlarına giderken yırtıcılar için dağlara çıkmanız gerekir. Örneğin saz horozu Türkiye’de sadece Samsun’da rahatça bulunabilirken, açık deniz kuşu olan sümsüğe ancak Mersin, Hatay’da açık denizlerde rastlayabilirsiniz. Kuş fotoğrafçılığı zaman, emek, sabır, ekipman, tür bilgisi ve bunların yanı sıra çok da şans isteyen bir alan. Ender bir türü günlerce arayıp bulamayabilirsiniz veya bu ender tür gelip sizin önünüze konabilir. Temmuz sıcağında Adana’da hava sıcaklığı 45 derecenin üzerindeyken elimizde 10 kiloyu bulan ekipmanlarla bir vadide gezerken gelip önümüze konan serçe boyutlarındaki çöl toygarı böyle türlerden biri oldu benim için.
Son iki senede kuş fotoğrafı çekmek için Marmara bölgesinde Kırklareli İğneada, Edirne Enez, İstanbul Büyükçekmece, Riva, Gebze Ballıkaya, Bursa Uludağ; Orta Anadolu’da Bolu Gerede, Ankara Nallıhan, Beypazarı, Mogan, Niğde Aladağ; Ege’de İzmir Gediz Deltası, Manisa Spil Dağı, Denizli Acıgöl; Akdeniz’de Mersin Göksü Deltası, Adana Yumurtalık, Hatay Samandağ; Güneydoğu’da Gaziantep, Şanlıurfa; Karadeniz’de ise Samsun Kızılırmak Deltası’nı gezdim. Arazilerde ekip olarak bulunmak her zaman size avantaj sağlıyor. Ben de bu gezilerde kuş fotoğrafı meraklısı arkadaşlarımla kurduğumuz “dörtçeker” grubuyla birlikte yorucu ancak bir o kadar da keyifli ve eğlenceli vakit geçiriyorum. Hele bir de istediğimiz türleri güzel fotoğraflayınca tüm yorgunluğumuzu unutuyoruz.
İş temposundan uzaklaştığımız bu anlarda, zamanın da kısıtlı olması nedeniyle tempolu ve yorucu seyahatler yapmak zorunda kalıyoruz. Örneğin geçen sene Adana’da uçaktan inmemizle başlayan bir buçuk günlük bir seyahatte Adana’daki deniz kenarındaki kuş bölgelerini gezdikten sonra Mersin’e geçerek korsan martı gibi ender görülen bir tür için tekneyle denize açılmış, sonrasında geceyi Niğde’de geçirerek ertesi sabah gün doğmadan Aladağ’a bir traktöre bağlı römork ile tırmanarak gün doğumuyla birlikte ilginç türleri fotoğraflamaya başlamıştık. O günü, gün boyu farklı vadilerde geçirerek bitirmiş tüm bu tempo içinde yemek yemeyi bile unutmuştuk. Ertesi gün uçakla İstanbul’a dönerken uçağın havalandığını bile hatırlamadan uykuya dalarken 30’u aşkın yeni türü fotoğraflamış olmanın mutluluğunu yaşadık.

-Unutamadığınız anılarınızdan birkaçını bizimle paylaşır mısınız? Örneğin Hatay’da yağmurda denizde görülen kuştan bahsetmiştiniz.
Dörtçeker grubundan arkadaşlarım Ayhan Öztürk, Kadir Dabak ve Emin Yoğurtçuoğlu ile Güneydoğu turundaydık. Bu seyahatteki hedef türlerimizden baykuş ailesinin kralı sayılan puhu için önceden hazırlıklarımızı yapmış, türün görülebileceği yerleri belirlemiş, yerel kişilerle bağlantı kurmuştuk. Benim için ilk gece arazisi olacaktı. Güneş batarken biz Halfeti’de baraj gölüne vardık ve yerel bir tekne kaptanıyla buluştuk. Ekipmanlarımızı, kafa ve el fenerleri ile birlikte tekneye alarak gece karanlığında göle açıldık. Rüzgârlı ve dalgalı bir havada türü görebileceğimiz kıyıya yanaşmakta zorlanıp iskeleye geri döndük. Arabaya atlayıp alternatif bir yoldan türün yaşamasına uygun bir alana vardık. Gece karanlığında ekipmanlarımızı sırtlayıp arabadan ayrılarak ormanın içine daldık. Bir yandan düşmemek için dikkatli yürürken bir yandan da ekipmanı korumaya çalışarak tepeleri aşmaya devam ediyorduk. Sessiz olmaya çalışıyor ancak terden ve yorgunluktan nefes nefese ilerleyebiliyorduk. Arada durup uzun menzilli fenerlerimizle etrafı ve tepeleri tarıyor ve puhu ile karşılaşmayı umut ediyorduk. Sonunda uzak bir tepenin üzerinde tüm ihtişamıyla puhu siluetini gördük. Sonrasında gördüğümüz birkaç bireyi de daha yakından fotoğraflama şansını bulduk. Sonunda ender bir türü fotoğraflamayı başarmış ve mutluluktan birbirimize sarılmıştık. Bu hareketli ve heyecanlı gece süresince bir arkadaşımızın parmağı çıkmış onu da kaptan kendi yöntemiyle yerine oturtmuştu.
Hedeflediğimiz türlerden biri de açık deniz kuşu olan ve 2 martı büyüklüğündeki sümsüktü. Ancak bu türü fotoğraflamak için açık denizlere çıkmak gerektiğinden trol adı verilen büyük balıkçı tekneleriyle açılmak gerekiyordu. Bu teknelere binebilmek için gerekli balıkçı belgelerini seyahat öncesi çıkartarak Doğu Akdeniz turuna gittik. Ancak bu tür için havanın fırtınalı olması gerekirken, sakin ve güneşli hava nedeniyle bu türü fotoğraflamayı başka bir seyahate erteledik.

-Koşuyolu Validebağ Korusu’nda Kadıköy’e özgü olduğunu söylediğiniz papağanları fotoğraflamayı başarmışsınız. Düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
İstanbul’da yaşayanların maalesef çok az bir bölümü, İstanbul’da papağanların doğal ortamda yaşadığını bilirler. Genelde kafeslerde ve evcil hayvan dükkânlarında rastladığımız yeşil papağanlar İstanbul’da Gülhane Parkı’nda ve Validebağ Korusu’nda özgürce yaşıyorlar. Koşuyolu’nda yaşayanlar gün içinde çığlığı andıran sesleri, uzun kuyrukları ve hızlı kanat çırpışlarıyla üzerlerinden geçen yeşil papağanları rahatlıkla görebilirler. Bunlar zaman zaman bölgedeki bahçelere de misafir olabilirler. Validebağ Korusu’nda yürüyüş yapanlar veya koşanlar yüksek ağaçların tepelerinde dinlenen yeşil papağanları görebilirler.
Validebağ Korusu’nda ayrıca sıkça gördüğümüz karga ve serçe türleri yanı sıra saka, ispinoz, büyük baştankara, mavi baştankara, uzun kuyruklu baştankara, kocabaş gibi ötücüleri de görmek mümkün.

-Yoğun ve zor bir sektörde yer alıyorsunuz. Tüm bu yoğunluğa rağmen fotoğraf çekmeye nasıl vakit ayırıyorsunuz?
Yoğun ve tempolu iş hayatı olanlar bu temponun dışına çıkmak, zihnini dinlendirmek ve yenilenmek için farklı hobilere yönelirler. Resim yapmak, müzik aleti çalmak, arabayla uzun seyahatler yapmak, motosiklete binmek bunlardan bazıları. Kuş fotoğrafçılığı, şehirden uzakta doğada bulunmam nedeniyle beni dinlendiren, kuşlara ve seslerine odaklanmam nedeniyle işlerden ve tempodan uzaklaştıran, aynı zevki paylaşan arazi arkadaşlarımla sohbetlerle beni yeni bir haftaya hazırlayan bir hobi. Ancak sabır ve zaman isteyen bir hobi. Ben mümkün oldukça haftada yarım günümü özellikle kuş hareketlerinin fazla olduğu göç dönemlerinde daha fazla zamanımı bu hobiye ayırmaya çalışıyorum.
Tanıdığım çok sayıdaki kuş fotoğrafçıları arasında çok fazla üst yönetici veya işletme sahibi, doktor ve öğretim görevlisi bulunuyor. Doğa sevgisi olan, yaban hayata saygısı olan bu kişiler bu hobi ile yeni haftaya enerji depolamış olarak başlıyorlar.

-Kadıköy'de, Koşuyolu’nda yaşamak hakkında düşünceleriniz nedir? Sizin için ne ifade ediyor bu yerler?
Kadıköy’de 20 yıldır yaşıyorum. Kadıköy saatlerinizi sıkılmadan geçirebileceğiniz, gündüzü ve gecesi farklı çarşısı ile farklı ilçelerden biri. Koşuyolu ise şehrin göbeğinde ama şehrin dışında gibi yaşadığınız bir yer benim için. Ana arterlere ve alışveriş merkezlerine yakınlığı, bahçeli az katlı evleri, her daim hareketli Koşuyolu parkı ve oyun alanları ve Validebağ Korusu ile betonlaşan şehrin içinde direnen bir semt. İşyerim de evim de Koşuyolu’nda olduğu için zamanımın büyük kısmı bu güzel semtte geçiyor.

ÖRNEK BABA, EŞ VE İŞADAMI

Ercan Üç 1966 Ankara doğumlu. Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi mezunu. Lisans ve Yüksek Lisans eğitimlerini İstanbul Teknik Üniversitesi Kontrol ve Bilgisayar Mühendisliği bölümünde tamamladı. Meslek hayatının ilk 5 yılında Microsoft'un Türkiye distribütörlerinde teknik destek mühendisi ve teknik müdür görevlerini üstlendi. Bu dönemde yazılım yerelleştirme, Türkçeleştirme projeleriyle tanıştı. 1994 yılında eşiyle birlikte kurduğu ES Bilgisayar, yerelleştirme konusunda çalışan ilk Türk şirketi oldu. Şirketin ilk yıllarından itibaren başta teknolojik alt yapısının geliştirilmesi, proje yönetim ve takip sisteminin oluşturulması ve sistemi iyileştirmeye yönelik araçların geliştirilmesi olmak üzere şirketin genel esnek yapısına uygun olarak gereken her türlü görevi üstlendi. Halen şirketin Yönetim Kurulu’nda görev yapıyor. ES sponsorluğunda kurulan ES Voleybol Spor Kulübü ile başladığı fotoğrafçılık hobisine zaman ayırmaktan keyif alıyor. 2 yıl kadar önce ilgi duymaya başladığı “kuş fotoğrafçılığı” konusunda da ciddi çaba harcıyor.

Mustafa SÜRMELİ

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.