Haftalık Bağımsız Gazete 18 Eylül 2019

Kadıköy'ün tarihi inşaatların altında (mı)?

Kadıköy’ün arkeolojik katmanlarının günümüzdeki hızlı inşaat ortamında tahrip edilmemesi için, bazı bölgelerin arkeolojik sit ilan edilmesi isteniyor

Kadıköy'ün tarihi inşaatların altında (mı)?

Kadıköy’ün arkeolojik katmanlarının günümüzdeki hızlı inşaat ortamında tahrip edilmemesi için, bazı bölgelerin arkeolojik sit ilan edilmesi isteniyor. Arkeologlar, “Kazıların müze denetiminde yapılması şart. Ancak böylelikle Kadıköy’ün geçmişine dair büyük bilgi eksikliğimizi bir parça giderebiliriz” diyor
 
Gökçe UYGUN
Kadıköy’ün neredeyse her bir santimetrekaresi kentsel dönüşüm çalışmaları için kazılıyor bu günlerde. İş makineleri gece gündüz demeden toprağı deşiyorlar. Peki ya toprağın altındakiler?
Hakkında pek de fazla arkeolojik bilgi olmayan Kadıköy’de, kentsel dönüşüm sürecindeki inşaatlar nedeniyle binlerce yıllık antik geçmişin izleri bilinçsizce siliniyor olabilir. Bunu biz değil arkeologlar söylüyor. Konuyu Arkeologlar Derneği İstanbul Şube Başkanı Yiğit Ozar’a sorduk.
* Öncelikle şunu sorayım; arkeolojik açıdan Kadıköy’ü nasıl tanımlarsınız? İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde Antik  Khalkedon’dan bazı sergilenen eserler var. Ama sizce kadıköy’de yeterince arkeolojik kazı yapıldı/yapılıyor mu?
Kadıköy hakkında arkeolojik bilgimiz oldukça az. Bu bölgede bildiğimiz en eski yerleşim alanlarından biri Fikirtepe. 1908 yılında buradan geçen demir yolu inşaatı sırasında görevlilerden Miliopulos tarafından tesadüfen bulunmuş. Başlangıçta yüzeyden toplanan buluntular Alman oryantalist  A.D.Mortdtman tarafından incelenmiş. Daha sonra İsveç’e götürülen buluntular hangi döneme ait olabileceği bu dönemde bilimsel tartışmalara konu olmuş. Türk Tarih Kurumu adına A.M. Mansel, K. Bittel ve H.Çambel, 1942’de yüzey araştırması, 1952-54 yıllarında ise kazı yapmış. 1962’de ise Şevket Aziz Kansu kazı yapmış.
MÖ.1000 yılları civarında Fikirtepe çevresinde Fenikeliler tarafından “Harhadon” adlı bir ticaret kolonisinin kurulduğunu biliyoruz. Bu dönemde deniz bir haliç şeklinde Kuşdili’ne kadar geldiğinden burası doğal bir liman görünümündeydi.
Kadıköy semtinin tarihsel çekirdeği ise bugün Haydarpaşa Koyu ile Moda Burnu arasında kalıyor. Burada ‘Khalkedon’ adlı (bakır ülkesi) bir kent vardı. Khalkedeon; karşı kıyıdaki Byzantion’dan yani İstanbul’un tarihsel çekirdeğindan ayrı bir kent olarak düşünülmeli. Apollon bilicilik merkezi ile ünlenmiş, dört limanı ve kendi kamusal yapıları olan surlarla çevrili bir kentti burası.
* Kuşdili ve çevresinin arkeolojik önemi nedir?
Zamanında Kurbağalıdere, Kuşdili Çayırı’na kadar bir haliç şeklindeydi ve Khalkedon’un 4  limanından biri burada bulunuyordu. Yenikapı’da Theodosius limanından elde ettiğimiz bilgileri hatırlatmamız, buranın arkeolojik önemini vurgulamamız için yeterli olur diye düşünüyorum. Üstelik bu alan yapılaşamamış bir alan yani Kadıköy’ün diğer alanları üzerindeki bina inşaatları sırasında tahrip edilmiş arkeolojik katmanlardan ziyade muhtemelen el değmemiş, bozulmamış katmanları içeriyor.
* Kadıköy hakkında arkeolojik bilgimiz neden az peki? Yeterince kazı yapılmadı mı?
Çünkü, bir kere bu arkeolojik katmanların üzerinde yaşanan bir kent var. Günümüzün yaşam alanlarını, konutları, tüm yapı stoğunu kaldırıp da altında ne varmış diye bakmamız mümkün değil. Bazen kent içinde arkeolojik kazıların yapılabileceği önemli boşluklara rastlansa da mülkiyet, imar vb. sorunlar nedeniyle buralarda bir inşaat sözkonusu olmadıkça arkeolojik araştırma yapması teşvik edilmez.  Bu yüzden günümüzde Kadıköy’ün tarihsel çekirdeğinde yapılacak her türlü inşaat temel kazısı vb. müdahalenin müze/arkeolog denetiminde yapılması çok önemli. Bu şekilde,  Kadıköy’ün geçmişine dair büyük bilgi eksikliğimizi bir parça giderebiliriz.  
* Arkeologlar Derneği de, birkaç sene önce  Kuşdili’ne AVM konusu gündemde iken hazırladığı bir raporda da, Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın bulunduğu alan SİT Alanı ilân edilerek kurtarma kazıları yapılması istemişti, değil mi?
Evet. Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi olarak bu denetimin sağlanabilmesi için 2011’de İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na bir başvuruda bulunup Rasimpaşa, Osmanağa ve Caferağa mahallerinin 3. Derece Arkeolojik Sit ilan edilmesini talep etmiştik. Başvurumuza olumsuz bir yanıt gelmedi, ama olumlu yanıtı da hala alamadık. Kurul konuyu değerlendirme sürecinde hala.
Kadıköy’ün arkeolojik katmanlarının günümüzdeki hızlı inşaat ortamında tahrip edilmeden belgelenebilmesi, böylece üzerinde yaşadığımız semtin hafızasını kaybetmemiz için bu bölgenin arkeolojik sit ilan edilerek kazıların müze denetimine girmesi kentsel arkeoloji açısından şart. Bu noktada yerel yönetimlerinden bu sürece dâhil olması önemli.
* Tam bu noktada kentsel arkeolojiden bahsetmek gerek…
 “Kentsel Arkeoloji”, II. Dünya Savaşı sonrasında yıkıma uğramış Avrupa kentlerinin yeniden inşası sürecinde karşımıza çıkıyor. Enkaza dönmüş yapı stoğunu ihya etmeye çalışan Avrupa kentleri bu çalışmalar sırasında kent merkezlerindeki arkeolojik katmanlarla karşılaşıyorlar. Başlarda sadece kent içinde yapılan arkeolojik kazıları tanımlamak için kullanılırken zamanla o kentin gelişimini açığa çıkarmaya çalışan bir disiplin olarak ortaya çıkıyor. Türkiye’de sadece araştırma hedefli kentsel arkeoloji deneyimlerine rastlamak oldukça güçtür. Sadece kentin arkeolojik alanlarında alt yapı vb. projeler sözkonusu olduğunda yapılan arkeolojik kazılar vardır elimizde. Bunun en ciddi örneği İstanbul’un tarihsel gelişimi hakkındaki bilgilerimizi değiştiren Marmaray projesi kazılarıdır.
* Kadıköy’deki kentsel dönüşüm süreci, arkeolojik çalışmaları kolaylaştırdı mı zorlaştırdı mı? Bu süreçte zarar görmüş olması muhtemelen eserler olmuş mudur?
 İster kentsel dönüşüm olsun ister herhangi bir inşai müdahale, arkeolojik poatansiyeli olan ancak sit/tescil vb. korumaya sahip olmayan alanlardaki arkeolojik bulgular için her zaman tehlike oluşturur.
* Bu süreçte en önemli iş müteahhit firmalara düşüyor sanırım. Ne yapmalılar?
Buralar arkeolojik sit olmadığından müze denetiminde kazı yapmak gibi bir mecburiyeti olmayan bir müteahhit, kanun gereği bir buluntuya rastladığında müzeye ve ilgili diğer makamlara haber vermekle yükümlü olsa da bunu pek azının yaptığını biliyoruz. Çoğunlukla kalıntılar kimse görmeden yok edilmekte. Ama çevrede yaşayanların ihbarları ile önceden müdahale edilip, kurtarılabilen yerler de oluyor. Böyle bir durumlar karşılaşanların en yakın arkeoloji müzesi ve ilgili koruma kurulunu bilgilendirmesi çok önemli. Ayrıca, zaman zaman derneğimize bu konularda gelen bilgileri biz de bu kurumlara ileterek sürece dahil olmaya çalışıyoruz.
* Diyelim bir bina yapılacak-yenilenecek ama orada arkeolojik eser-bulgu var? Ne olacak? İnşaat duracak mı?
Her seferinde duracak diyemeyiz. Temel kazısı (müze denetiminde) yapıldıktan sonra, eğer bir arkeolojik kalıntıya rastlandıysa konu ilgili koruma kurulu tarafından değerlendirilir. Kurul bu değerlendirmeyi yaparken, müzenin kazı raporlarından bilgi alır. Ardından kalıntının niteliğine göre belgelenip, denetimli bir şekilde kaldırılması ya da korunması şeklinde bir karar üretir.
* Arkeolojik önemi olan bir bölgede bulguya-esere zarar verecek şekilde kazı yapmak-bunu görüp de yetkililere haber vermemek bir suç mu?
Evet. Arkeolojik sit olmayan yerde inşaat sırasında bir arkeolojik bulguya rastlıyorsanız ve yetkililere haber vermiyorsanız, 2863 sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Kanunu’na göre bu bir suçtur.
* Bu noktada ilgili Koruma Kurulu’nun ne yapması gerekiyor? Her bina inşaatında bizzat kurul onayı mı gerekmeli?
Eğer sit alanı, tescilli bina yada komşuluk söz konusuysa evet, kurulun onayı gerekir. Bu arada şunu da söylemek gerek ki sadece kentsel dönüşümde değil altyapı-metro vb çalışmalarda da kurul-Arkeoloji Müzesi gözetimi olmalı.
5 YIL ÖNCE UYARMIŞLARDI
Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi’nin 15 Ağustos 2011 tarihli raporundan bir bölüm; “Antik kaynaklardan, yapılan yayınlardan ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin yapmış olduğu kurtarma kazılarından çıkan veriler birleştirildiğinde Khalkedon kentinin varlığı, yeri ve konumu anlaşılmaktadır. Tarih sahnesinde önemli bir yeri olan Khalkedon antik kentinde sistemli hiçbir araştırma maalesef yapılmamıştır. Antik kent içerisinde yapılan hiçbir inşai faaliyet denetim altında yapılmamıştır. Çok az sayıda ihbarın sonucunda yapılan kazılar dışında her hangi bir kazı çalışması gerçekleştirilmemiştir. Çok büyük bir kısmı tahrip olan kentte en azından bugünden itibaren denetimli inşaat faaliyetleri yürütülmesi sağlanıp kent ile ilgili bilgiler toplanmalıdır. Antik Khalkedon’un sınırlarını tam olarak belirlenip III. derece arkeolojik sit ilan edilerek inşaai faaliyetlerin denetim altında yapılması sağlanmalıdır.”
Arkeolojik ihbarlar, Kadıköy’ün de aralarında bulunduğu Anadolu yakasındaki 11 ilçeden sorumlu olan İstanbul 5 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na (0212 512 09 20 ve 528 31 13) yapılabilir


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.