Haftalık Bağımsız Gazete 18 Eylül 2019

Kadıköy'ün asırlık sakinleri; Yahudiler

. Kadıköy hafızasında izler bırakan Yahudi toplumu; ışık bayramları, koşer yemekleri, sinagogları gibi ikonik özellikleri ile varlıklarını sürdürüyorlar

Kadıköy'ün asırlık sakinleri; Yahudiler

Türkiye topraklarından tarihleri 2500 yıl öncesine giden Yahudiler, 1800’lü yıllardan beri, çoğunlukla Moda ve Yeldeğirmeni semtlerini mesken tutmuştu. Kadıköy hafızasında izler bırakan Yahudi toplumu; ışık bayramları, koşer yemekleri, sinagogları gibi ikonik özellikleri ile varlıklarını sürdürüyorlar

Gökçe UYGUN
Kendine has ve kapalı bir toplum olan Yahudiler,   kültürel ve tarihi miraslarını tanıtmak amacıyla, her yıl Yahudi Kültürü Avrupa Günü düzenliyor.  Bu gün, 27 Kasım’da İstanbul’da ücretsiz  bir programla kutlanacak. Biz e bu vesileyle Kadıköy’ün Yahudilerini ele almak istedik.
Kadıköylü mimar Arif Atılgan2ın yazdıklarına göre Yahudiler’in Anadolu yakasındaki ilk yerleşim yeri 19. yüzyılda Kuzguncuk olmuş. 1872’de Kuzguncuk yangınından sonra Yeldeğirmeni’ne gelinmiş. 1880’li yıllarda kültür seviyesi yüksek 200 kadar Yahudi ailesinin yaşadığı bu semtte, 1921’de bu rakam 450’ ye çıkmış. 1950’lerde de pek çok Yahudi ailesi, Yeldeğirmeni’nden Moda’ya gelmiş.
Tüm bu süreci Modalı Yahudi karikatürist  İzel Rozental,  yine Moda sakini Yahudi avukat-yazar Rita Ender’e verdiği röportajda şöyle anlatıyor;  ‘’Yeldeğirmeni’ne gelmeleri de bir macera zaten… Kuzguncuk’taki büyük yangından sonra geliyorlar. II. Abdülhamit Haydarpaşa Sinagogu’nu yapmaları için onlara izin veriyor. Orada Ermeni ve Rum cemaatleriyle tartışmalar yaşıyorlar. Bütün bunlar yaşanmış ve sonra Moda’ya gelinmiş. Fakat gelenler çok sayıda değiller. Tamamen sosyal katmanlarla ilgili bu durum,. Kalanlar kalmış, sınıf atlayanlar gelmiş. Moda’da zaten öyle bir hava var. İngilizlerden, yabancılardan gelen bir kök var.’’
Rozental, günümüze dair de ‘’Moda’da çok Yahudi yaşıyor. Fazla ortalıkta mı değiller acaba? Bilmiyorum. Belki biraz daha Moda’ya entegre olmuşlar’ diyor. “Asimile” olmuşlar demiyorum, “entegre” diyorum.’’ Tespitni yapıyor.Moda’da çok Yahudi olmasına karşın hiç sinango olmadığını söyleyen İzel Rozental, ‘’Eskiden Haydarpaşa Sinagogu’na gidilirdi. Yürüme mesafesi ne de olsa. Fakat bildiğim kadarıyla Yeldeğirmeni’ndeki cemaat de çok azaldı. Haydarpaşa Sinagogu bazı özel törenler dışında artık hizmet vermiyor, Caddebostan’a gitmek gerekiyor. Aslında benim gibi Modalılar için, bu trafikte taa Caddebostan’a gitmektense; vapura binip Aşkenaz Sinagogu’na gitmek daha kolay. ‘’ diye konuşuyor.
Hazan İzak Amon anlatıyor
41 yılında Kuzguncuk’ta başlayan yaşamına Yeldeğirmeni’nde devam eden, güzel sesi ve iyi kulağı sayesinde hazanlık da yapan İzak Amon, Yhudi cemamti yayın organı Şalom Gazetesi’ne verdiği bir röportajda nadolu yakasındaki Yahudilerin yaşantısını anlatmıştı. Amon’un anıları şöyle; ‘’1919 yılında olan büyük Dağ Hamam yangını sonrası, Yahudi aileler Kuzguncuk’a yerleşmişlerdi. 10 yaşıma kadar İstanbul’un o sevimli ve saf beldesinde yaşadık. 4-5 yaşlarımdan itibaren, kuzenlerim, Sami ve İzak Coyas kardeşler, elimden tutarak her gün sinagoga götürürlerdi. Kuzguncuk’ta oldum olası, din ayırımı olmamıştır. Müslümanlar, Rumlar ve Ermenilerle içiçe büyük bir dostluk ve komşuluk ilişkileri içinde yaşardık. Ailemin ve birçok Yahudi ailesinin güzel yılları, Varlık Vergisi sonrası yerini bir korku ve yılgınlığa bırakmıştı. 1951’de Kadıköy Yeldeğirmeni’ne taşındık. Taşınır taşınmaz, Ribi Salvator Habib, beni verdiği derslerden tanıdığı için, hazanlığını yaptığı Haydarpaşa Sinagogu’nun tevasına almıştı. Yeni olgunlaşan sesim ve iyi kapan kulağım sayesinde, maftirime de alınmıştım. On iki yaşımdan sonra, her yaz Burgaz Adası’ndaki Koloni’ye gönderilirdik. Oraya, İstanbul’un her semtinden Mahazeke Tora çocukları gelirdi. En iyi arkadaşım, bugün hahambaşımız olan Rav Haleva idi.’’
‘’Kadıköy’ün özel kokusu’’
İzak Amon, Kuzguncuk’ta doğmasına rağmen Kadıköylülük ve Yeldeğirmeni’nde yaşamanın kendisi için mutluluk verici bir olay olduğunu vurgulayarak, şöyle anlatıyor hislerini;
‘’ Adeta Kadıköy’ün özel kokusunu barındıran hal, opera,  yurt ve şimdi opera binası olarak kullanılan Süreyya sinemaları, biz Kadıköylülerin gözbebeğiydi. Süreyya Sineması’nın bende yeri apayrıydı. Çünkü babamın ilk erkek evladı olarak, Bar-mitsva törenim, sinemanın üstündeki Süreyya salonunda yapılmıştı. Sinemalara çıkan yoldaki nefis muhallebici, Kadıköylülerin buluşma yeriydi. Bir diğer tutkumuz da, akşamüstleri Moda İskelesi’nde piyasa yapmaktı. Birbirleriyle yarışmayan, birlik içinde yaşayan, Behar, Sarfati, Eşkenazi, Levi, Mazon, Niyego, Adoni, Varon ve daha birçoğunu sayamadığım nice kaliteli aileler vardı. Bir de, Yeldeğirmeni’nin adeta simgesi olan Kehribarcı Apartmanı’nda yaşayanları anımsarım. Karşı yakada bir davete gidilince, adeta şehir değiştirir sanırdık kendimizi. Yahudiler, çoğunlukla Recaizade, Misakı-milli, İzzettin, Karakolhane, Nemlizade ve Duatepe sokaklarında kümelenmişlerdi. Roş-Aşana ve Kipur bayramları dışında, Pesah ve Sukot bayramları da neşeyle kutlanırdı. Yani kendimizi, bizlere has bir köyün sakinleri gibi görürdük ve bununla da övünürdük. O zamanlar, bir de Moda’da yaşayan Yahudiler vardı. Biz onları daha zengin, daha farklı görürdük. Karşı yakada yaşayanlar ise, bizim nasıl ve neden Yeldeğirmeni’nde yaşadığımızı anlamakta güçlük çekerlerdi. ‘’
Caddebostan’da sinagog ve dernek
Yahudilerin Moda ve Yeldeğirmeni’nden sonra yoğun yaşadıkları bir başka Kadıköy semti de Caddebostan. Buradaki Yahudiler, 50’li yıllardan önce bir evde toplanarak dualarını yaparlardı, daha sonraları hayırsever dindaşların destekleriyle Caddebostan Sinagogu yapıldı ve 1954’te ibadete açıldı. 1974’te ise Boğaziçi Köprüsünün inşası ile, Caddebostan sadece yaşlık yer olmaktan çıkıp, cemaat üyelerinin sinagog çevresinde kışın da yerleşmeye başladıkları bir semt haline geldi. Semtte ayrıca, cemaatin Anadolu yakasında faaliyet gösteren tek derneği Göztepe Kültür Derneği de bulunuyor.
‘Hamd olsun’ sinagogu
Kuzguncuk'taki ibadethane yanınca II. Abdülhamid'in  Yeldeğirmeni’nde tahsis ettiği arazi üzerine Hemdat İsrael Sinagogu yapılmış.  İstanbul'un en eski Musevi ibadethanelerinden bu sinagog, 1899’da inşa edilirken, Yahudilerle aynı yerde kilise yapmak isteyen Rumlar arasında kavga çıkmış. Ancak zamanın padişahı Sultan II. Abdülhamid sinagogun inşa emrini vermiş. Buna karşılık olarak da Yahudiler, Arapçadaki "hamd" sözcüğü ile aynı kökenden gelen "hemdat" adını vererek ona teşekkürlerini dile getirmişler.

Yazarımız Levi, Yahudi dilini anlatacak
Yahudi Kültürü Avrupa Günü, 27 Kasım Pazar günü 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi'nde düzenlenecek etkinliklerle kutlanacak.1999’dan beri Avrupa'nın birçok şehrinde, 2001’den beri de Türkiye'de her yıl düzenlenen bu özel günün bu seneki teması: Kaybolan Lisanlar. Türkiye topraklarında yüzyıllardır yaşamış olan Türk Yahudi toplumunun kültürü şarkılar, konserler, filmler ve Türkçe sohbetler ile Sefarad Yahudilerinin konuştuğu, günümüzde ise kaybolmakta olan Judeo Espanyol (Ladino) ve Aşkenaz Yahudilerinin lisanı Yiddiş üzerinden tanıtılacak. Yeldeğirmeni sakini, Gazete Kadıköy yazarı Mario Levi  de kitabı 'Size Pandispanya Yaptım'dan yola çıkarak Ladino dili üzerine okurları ile sohbet edecek.
Şişhane’deki Türk Musevileri Müzesi’nde yapılacak etkinlikler şöyle;
* Yeldeğirmeni sakini, Gazete Kadıköy yazarı Mario Levi  kitabı 'Size Pandispanya Yaptım'dan yola çıkarak Judeo-Espanyol (Ladino) dili üzerine okurları ile sohbet edecek. Yazar ve yönetmen Rita Ender'in "Las Ultimas Palavras/Son Sözler" belgesel filminin Neve Şalom Sinagogu içinde yapılacak gösteriminden sonra soruların da yanıtlanacağı kısa bir söyleşi gerçekleştirilecek.
* Metin Delevi'nin küratörlüğünde 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesinin düzenlediği  "Türkiye Spor Tarihinde Yahudi Sporcular" sergisi açılacak. Aralık sonunda kadar gezilmeye açık olacak bu sergiyi Yahudi Kültürü Avrupa gününde gezenler Zilberman Kardeşler'den Yahudi müziğine ait tınılar eşlik edecek.
* Tüm gün müze alanı içindeki Etnografya bölümünde İzmir Yahudilerini anlatan Sarit Bonfil ve Rahel Hayim'in senaryolaştırdığı "Dünden Bugüne İzmir Sefarad Düğünleri " belgesel filminin gösterimi yapılacak.Neve Şalom Sinagogu içinde Sabi Şamarya'nın vereceği Yahudi ezgilerini içeren klasik müzik konseri verecek.Ziyaretçiler, Yaşayan Kütüphane etkinliğine katılarak Yahudilik üzerine akıllarını kurcalayan, belki de önyargılı oldukları konuların cevaplarını bulacak.Profesyonel tur rehberi Anna Eskenazi ile "Kaybolan Dillerimizle Kaybolan Mizah" başlıklı söyleşide Judeo-Espanyol ve Yidiş lisanları üzerine konuşulacak.
* Galata'da müzenin düzenlediği Şalom Gazetesi Yazarı ve Profesyonel Tur Rehberi Mois Gabay ile kısa Yahudi turlarına katılmak, bina içindeki Gerez Kafe'de Janet-Jak Esim'in müzikleri eşliğinde Sefarad  lezzetlerini keşfetmek, Türk Yahudileri müzesini rehberlerimizle gezmek, Müze Dükkan'dan kitap, cd ve çeşitli tasarım objelerini temin etmek de mümkün olacak.
* İzzet Bana'nın şefliğini, Cenk Rofe'nin solistliğini yapacağı Estreyikas D'Estambol grubundan düğün şarkılarının açıklamalarıyla icra edilmesinin ardından gerçekleşecek temsili düğünle misafirler bu törene tanıklık edecekler.
Detaylar için  www.muze500.com

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.