Haftalık Bağımsız Gazete 20 Ağustos 2019

Kadıköy'de bozlak gecesi

Kadıköy Halk Eğitim Merkezi, Kırşehir türkülerini Kadıköy’e taşıdı. Kadıköylü genç müzisyenlerle buluşan Birol Ertaş ve Aydın Çekiç ile “abdallık geleneği”ni konuştuk

Kadıköy'de bozlak gecesi

Kadıköy Halk Eğitim Merkezi, Kırşehir türkülerini Kadıköy’e taşıdı. Kadıköylü genç müzisyenlerle buluşan Neşet Ertaş’ın kuzeni Birol Ertaş ve Çekiç Ali’nin oğlu Aydın Çekiç ile “abdallık geleneği”ni konuştuk

Erhan DEMİRTAŞ
Kadıköy Halk Eğitim Merkezi örnek bir proje hazırlayarak abdallık geleneğinin son temsilcilerini Kadıköy’de ağırladı. Kırşehir Belediyesi’nin de destek verdiği proje ile Kırşehirli sanatçılar, Kadıköylü genç müzisyenlerle aynı sahnede buluştu. 1 Nisan Cuma günü Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen “Kırşehir Türküleriyle Abdallık Geleneği” gecesine Kadıköylülerin ilgisi yoğundu. Programın sunuculuğunu TRT Türk Halk Müziği Ses Sanatçısı Ali Gürlü yaptı.

“GELECEK NESİLLER İÇİN”
Etkinliğin açılış konuşmasını Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Müdürü Hülya Narsap yaptı. Konserin sosyal sorumluluk projesi kapsamında düzenlendiğini ifade eden Narsap, “Var olan değerlerimizin yaşatılması, yeni ve gelecek nesillere iletilebilmesi için ülkemizin önemli bir geleneği ve kültürü olan abdallık geleneğinin Kadıköy halkına ve Halk Eğitim kursiyerlerine anlatılmasını amaçladık. Öğrencilerimiz, bu program sayesinde abdallık geleneğini canlı canlı deneyimleme imkanı buldular. Projeye destek sunan Kırşehir Belediyesi’ne, Kırşehir abdallarına ve kurumumuzun müzik öğretmenleri Adem Sevin, Şimal Kılıç ve Emrah Çiçek’e teşekkür ediyorum” dedi.
“Kırşehir Türküleriyle Abdallık Geleneği” projesinin koordinatörlüğünü Kadıköy Halk Eğitim Merkezi müzik öğretmenlerinden Şimal Kılıç üstlendi. Abdallık geleneğini, yerellikten ulusal ve uluslararası alana taşımak istediklerini amaçladıklarını ifade eden Kılıç, proje hakkında şunları söyledi: “Abdallar, müziği bir varlık ve yaşam biçimi olarak algılıyor. Kırşehir de halk müziğinin birincil kaynaklara sahip olduğu bir şehrimiz. Bu etkinlikle uçsuz bucaksız bozkırın ortasında sesi yükselen ozanları ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan abdallık geleneğini deneyimlemek ve Kadıköy halkına da göstermek istedik”

İKİ USTA İSİM…
Bozlak; bağırmak, feryat etmek olarak tanımlanıyor. Bozlak tarzı türkü seslendirmede ise abdalların önemli bir yeri var. Bozlak ustalarının en bilinen isimleri Kırşehirli Muharrem Ertaş, oğlu Neşet Ertaş, Çekiç Ali ve Keskinli Hacı Taşan olarak biliniyor. Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nin konuğu olarak Kadıköylülerle buluşan Birol Ertaş ve Aydın Çekiç ile abdallık geleneğini ve geleceğini konuştuk. Birol Ertaş, Muharrem Ertaş’ın yeğeni Neşet Ertaş’ın da kuzeni. Aydın Çekiç ise usta sanatçı Çekiç Ali’nin oğlu. Konser öncesi sohbet etme fırsatı bulduğumuz iki usta sanatçıyla söyleştik. Ustalar, abdallık geleneğinin devam etmesi için genç kuşakların ilgi göstermesi gerektiğini ifade ediyor.

“TÜRKÜLER SUSMASIN”
1957 yılında Kırşehir’de doğan Aydın Çekiç, küçük yaşlarda müziğe başlamış. Müziğe başlamasında babası Çekiç Ali’nin büyük rol oynadığını ifade eden Aydın Çekiç, “Bizde büyükler çalar, çocuklar da izler ve dinler. Ama bu dinleme işi boşuna değildir. 3-5 yaşından sonra çocuklar çalmaya ya da söylemeye başlarlar. Ben de müziğe çok küçük yaşlarda başladım. Sanırım 6 ya da 7 yaşındaydım. Babam Çekiç Ali çalardı, ben de ondan öğrendim. Sanat hayatımda onun yeri başkadır” diyor. Aydın Çekiç aynı zamanda Neşet Ertaş’ın kuzeni. Aydın Çekiç,  Neşet Ertaş’ın kendisi için esin kaynağı olduğunu da ekliyor.
Aydın Çekiç’e göre,  Kırşehir abdallık ve aşıklık kültürünün beşiği. Ancak Çekiç’in bir endişesi var; ozanlık geleneği ile bozlak tarzı türkü icra etmenin yok olması. Abdallık geleneğinin devam etmesi için devlet yetkililerinin sanatçıları güvence altına almasını belirten Çekiç, gelecek kuşaklara da gerekli ortamı sağlamasının büyük önem taşıdığının altını çiziyor. “Benim bir oğlum var ama müzisyen olmak istemedi” sözleriyle üzüntüsünü paylaşan Çekiç, son olarak şöyle diyor “Oğlumun müzisyen olmasını, türküler söylemesini çok istedim. Ama olmadı. Çünkü Kırşehir’deki sanatçıların ya da müzisyenlerin ekonomik anlamda güvenceleri yok. Oğlum da bundan korktuğu için başka bir iş yapmayı tercih etti. Benim dileğim şu; türküler hiç susmasın. Bu akşam burada yapılan etkinlik, türkülerin susmaması için gösterilen çok özel bir çaba. Kadıköy’deki gençlerin Kırşehirli sanatçılarla buluşması aynı zamanda yereldekilerle şehirdekilerin duygu bütünlüğünü de sağlıyor.”

“ACININ HAYKIRILMASIDIR”
Kadıköy halkı ve müzisyenleri ile bir araya geldikleri için çok mutlu olduğunu ifade eden Birol Ertaş da ellerinden geldikçe Türkiye’nin her şehrine gittiklerini, abdallık geleneğini her yere taşımak istediklerini söylüyor. Birol Ertaş da tıpkı Aydın Çekiç gibi müziğe çok küçük yaşlarda başlamış. 5 yaşında bağlama çalmayı öğrenen Ertaş, 7 yaşında ise keman çalmaya başlamış. 9 yaşında ise öğretmeninin düğününde sahneye çıkıp türkü söylemiş. Abdallık geleneğinin devam etmesi için her şeyden önce ailelere büyük görevler düştüğünü söyleyen Ertaş, “Biz de çocuklarımıza öğretmeye çalışıyoruz. Aslında öğretmek doğru bir tanım değil. Yaşayarak, görerek öğreniyor çocuklarımız. Biz çalmayı ya da söylemeyi bu şekilde öğrendik. Babamız ya da amcamız bize bunu öğretmedi. Kulağımız, gözümüz, yüreğimiz hep açıktı. Evin içinde ne zaman saz çalınsa hemen dinlemeye koyulurduk. Yani bu bizim yaşam biçimimiz hatta var olma sebebimiz” diyor.
“Neşet Ertaş’ın akrabası olmak nasıl bir duygu?” sorusunu sorduğumuz Birol Ertaş, “Neşet Ertaş’ın akrabası olmak hem gurur hem de büyük bir sorumluluk. O çok büyük bir sanatçıydı. Sadece büyük bir sanatçı değil aynı zamanda çok özel bir insandı. Onunla aynı soyadını taşımak, en önemlisi onun bize bıraktığı abdallık geleneğini devam ettirmek büyük bir sorumluluk olarak omuzlarımızda duruyor. Gücümüz yettiğince bu işi layıkıyla yapmaya çaba göstereceğiz” şeklinde cevap veriyor. Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’de eğitim gören genç müzisyenlere teşekkür eden Ertaş, kendisi için bozlak ve türkünün ne ifade ettiğini şu sözlerle anlatıyor:  “Bozlak, acının haykırılmasıdır. Eski insanlar acılarını, hasretlerini ve yaşanmışlıklarını hep bozlaklarla anlattı ve anlatmaya devam ediyor. Yani yaşama dair ne varsa odur.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.