Haftalık Bağımsız Gazete 22 Nisan 2019

İstanbul'un kayıp adasına dalış

İstanbul’un bilinen 9 adasının yanında, bir depremle Marmara Denizi’nin suları altında kalan gizemli adası Vordonisi’nin Bostancı açıklarında bulduk.

İstanbul'un kayıp adasına dalış

İstanbul’un bilinen 9 adasının yanında, bir depremle Marmara Denizi’nin suları altında kalan gizemli adası Vordonisi’nin Bostancı açıklarında bulduk.

Gökhan KARAKAŞ

Pek çok medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul’daki prens adalarının aslında 10 tane olduğu yazılı kaynaklarda fazla yer almasa da kulaktan kulağa günümüze kadar ulaştı. İlk akla gelenleri saymak istediğimizde 9’a kadar ulaşabiliyoruz. Çünkü bir tanesi tüm gizemli tarihiyle sular altındaki yerini aldı. Vordonisi yada balıkçıların taktığı ismiyle Vordonos İstanbul’un 10. Adası olarak derinlerdeki yerinden bizlere sesleniyor.
 
İstanbul’un adalarını hatırlayalım
Uygarlıkların beşiği İstanbul’da ki adaları hatırlayalım. Rumların adını verdiği Megale yani en büyük ada-Büyükada (Prinkipos), Sedef(Antirovithos), Heybeliada(Halki), Burgazada( Antigoni), Kınalıada(Proti), Yassıada (Plati), Sivriada (Okseia), Kaşıkadası( Pita), Tavşanadası (Neandros)…Manastır Kayalıkları,  Bostancı Çöken Ada, Höreke yada Vordonisi…Sınırsız bilgi kaynağı internet ansiklopedisi Wikipedia’da bile Vordonisi adası kısıtlı bilgilerle anlatılıyor. Bir İstanbul söylencesi gibi dilden dile dolaşan Vordonisi oysa bin yıl önce meydana gelen bir depremle sular altında kalan Marmara’nın 10. Adası’ydı. Bizans İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’da 1010 yılının Temmuz ayında meydana gelen depremle sular altında kalan Vordonisi’yi üzerinden geçen yıllar değil unutulmuşluk yoruyor. Çünkü Vordonisi şimdiye kadar hiçbir bilimsel araştırmayla aydınlatılmadığı hatta yerel yöneticilerin bile dikkatini çekmediği için yalnızlığına mahkum bırakılıyor.
Vordonisi Adası’nın, Küçükyalı-Bostancı arasındaki sahilden adaları izleyenlerin hava poyraz estiğinde üzeri beyaz köpüklerle açılan kayalıklar olduğunu ilk kez Büyükadalı Dr. Akilas Millas dile getirdi. Millas, efsanelere ve söylencelere dayalı adanın varlığını gerçeğe dönüştürürken, yine Büyükadalı Yalçın Hallaçoğlu 1965’te ilk keşfi yaptı. Hallaçoğlu Vordonisi’nin üzerinde dolaşırken 2002 yılına kadar yaptığı keşfin üzerine bir çalışma yapılmadı. 2002’de Hallaçoğlu’nun önerisiyle TV programcısı ve araştırmacı Ardan Zentürk özel bir kanal için 2 gün süren çalışma başlatarak Türkiye’ye ilk kez Vordonisi gerçeğini anlattı. Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Başkanı İnkılap Obruk ve sualtı kameramanı Yılmaz Akyunus, bilim adamı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’u da alarak yaptıkları dalışta  meraklılar için adanın ilk videolarını çekerek büyük bir hizmette bulundu.
 
Vordonisi gerçeğinin yüzeye çıkartılması
İstanbul’un deprem gerçeğini bir kez daha ortaya hatırlatan Vordonisi hem jeolojik hem de arkeolojik öneme sahip. Çünkü ada bin yıl önce meydana gelen bir depremle sulan altına gömülürken, üzerinde olduğu düşünülen manastırın tarihinin aydınlatılması gerekiyor. İki rahibin çekişmesi sonucu yapılan manastır Vordonisi’nin üzerinde düşünce fırtınasının yaşandığını insanların dini amaçlı bilgilerini paylaştıkları bir merkez oluşturduğunu gösteriyor. Bilge filozof Photios, 858’de henüz 38 yaşındayken Bizans patriği olarak atandığında rakibi İgnatios Küçükyalı’da büyük bir manastır inşa ettirir. (1936’da Sevami Eyice’nin bulduğu Saitros Manastırı).  867’de ise Bizans İmparatorluğu’ndaki din ve çıkar çatışmalarının etkisiyle Photios Vordonisi Adası’na sürgün edilir. Patrik ise eskiden de bu görevi yürüten İgnatios olur. İgnatios’un ölmesinin hemen ardından tekrar Bizans patriği olan Photios ömrünün son yedi senesini Vordonisi Adası’nda yaptırdığı görkemli manastırda geçirir.  Vordonisi Adası üzerinde bulunan manastırdan elimizde görsel malzeme bulunmuyor. Gerek önce yapılan dalışlarda gerekse Caddebostan Balıkadamlar Kulübü’nün katkılarıyla yaptığım dalışlarda şiddetli akıntı ve lodosun etkisiyle görüntü almak güçlük çektik. Vordonisi için söylenecek ilk şey, sualtı arkeoloji ve jeoloji biliminin katkılarıyla incelenmesi gerektiği. İstanbul’un zengin tarihini bir kez daha kanıtlamak, Vordonisi Adası’nda 1002 yıl önce yaşanan depremin günümüzdeki izlerini aramak için biraz ıslanmayı göze almak gerekiyor. Dünyaya sualtı arkelojisi adlı bilim dalını hediye eden Anadolu’nun derinlerindeki tarih, pek çok ülkeyi kıskandıracak kadar zengin. Vordonisi’nin söylencelerde ve İstanbul efsanelerinde kalmadan gerçekleriyle yüzeye çıkartılması için balıkadamlar, arkeologlar ve bilim adamları enerjilerini birleştirmek istiyor. Fakat önce bürokratik engellerin aşılması, maddi kaynak bulunması ve Marmara’da ki kirlilikle mücadele edilmesi bu tarihsel araştırmanın önünü açabilir.
  
Milliyet Muhabiri’nin Batık Ada dalışı
Sualtı kamuoyunun yakından bilmesine rağmen yetkililerin gerekli ilgiyi göstermediği Vordonisi Adası’nı 19. Yüzyıl haritalarından birinde gördüğüm zaman harekete geçtim. Zaten, kıyı balıkçılarının ve denizcilerin “Döküntü” yada Bostancı Çakarı dedikleri bölgeyi araştırmak için yıllardır fırsat kolluyordum. Caddebostan’da yaşayan Yalçın Hallaçoğlu Büyükadalı arkadayı Doktor Akilas Millas’ın anlatımlarıyla Vordonisi’den bahseden ilk kişilerdendi. Dr. Millas’ın anlatımları üzerine daha önceden bildiği yere dalan Büyükadalı Yalçın Hallaçoğlu 1965’te ilk keşfi yapmıştı. 2002 yılına kadar bu keşfin üzerine bir çalışma yapılmamıştı. 2002’de Hallaçoğlu’nun önerisiyle TV programcısı ve araştırmacı Ardan Zentürk özel bir kanal için 2 gün süren çalışma başlatarak Türkiye’ye ilk kez Vordonisi gerçeğini anlattı. Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Başkanı İnkılap Obruk ve sualtı kameramanı Yılmaz Akyunus, bilim adamı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’u da alarak yaptıkları dalışta  meraklılar için adanın ilk videolarını çekerek büyük bir hizmette bulundu.
Efsanelerin ötesinde Bizans haritalarında yer almasına rağmen günümüzde hiçbir izi bulunmayan Vordonisi’yi düşünürken, bin yıl önce üzerinde bir yaşam sürüldüğünü hatırladıkça keşfetme arzum arttı. Türkiye’nin ilk balıkadam kulübü olan ve sualtı araştırmaları yapan Caddebostan Balıkadamlar Spor Kulübü ve doğayla ilgili pek çok çılgın projede yer alan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un katılımıyla dalışa başladık. Deneyimli dalış amiri Ramazan Alkan’ın idaresinde dalarken yanımızda usta sualtı fotoğrafçısı Alp Baranok’da yer alınca ekibimiz tamamlandı. Denize indiğimiz anda şiddetli poyraz bizi zorlamaya başladı. Karadan esen rüzgar bizim dalmamızı zorlaştırırken en önemlisi görüş mesafesi de düşürdü. İlk metrelerde kayıp adanın izlerini görmeye başladık. Bin yıl önce güneşle buluşan kayalar, hızla yok ettiğimiz Marmara Denizi’nin karanlığında karşımızdaydı. Şener hocam kaya oluşumlarını incelerken, Alp Baranok geçmişin izlerini gösterecek fotoğrafı çekmeye çalıştı. Ramazan Alkan şiddetli akıntının bizi teknemizden uzaklaştırmasını engellemek için çabalıyordu. Vordonisi’nin üzerinden bin yıllardır böyle sert koşullar geçtiğini düşündükçe, kurulan manastırın bir işaretini bulmak güçleşti. Batık ada, bin yıldır kendisini ziyarete gelmeyen İstanbullulara küsmüş. Derinlere indikçe, sualtında kalanın yalnızca bir ada olmadığını ilgisizlik ve duyarsızlıkla unutulan bir kültür olduğunu gördüm.
 
Yararlanılan Kaynaklar:
1-http://tamartsertishvili.blogspot.com/2010/07/istanbulun-onuncu-dugmesi-vordonisi.html#!/2010/07/istanbulun-onuncu-dugmesi-vordonisi.html
2-www.wikipedia.com3-http://adalar-postasi.blogspot.com/2008/09/adalar-postasi-194-vordonisiden-mektup.html4-www.milliyet.com.tr
5-www.denizkartali.com
 
SUALTI FOTOĞRAFLARI. ALP BARANOK(HAZİRAN 2012)
TÜRKİYE SUALTI SPORLARI BASIN KURULU BAŞKANI

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.