Haftalık Bağımsız Gazete 23 Mayıs 2018

İstanbul'un değişen tarihi Yenikapı

İstanbul trafiğine köklü ve kalıcı çözümler getirmesi planlanan raylı sistem çalışmalarının önemli bir ayağı olan Marmaray ile Yenikapı Metrosu’nda, ilerleyen zamanda; 8.500 yıl öncesine ait...

İstanbul'un değişen tarihi Yenikapı

İstanbul trafiğine köklü ve kalıcı çözümler getirmesi planlanan raylı sistem çalışmalarının önemli bir ayağı olan Marmaray ile Yenikapı Metrosu’nda, ilerleyen zamanda; 8.500 yıl öncesine ait gün ışığına çıkan arkeolojik buluntular, liman ve gemi kalıntıları, Yenikapı Transfer Merkezi ismi ile “arkeopark” projesi kapsamında sergilenecek. Evet, önemli bir gelişme, belki de şu söylenebilir; eğer Yenikapı Metro çalışması olmasaydı bugün İstanbul’un tarihi açısından bu kadar önemli sonuçlar elde edemeyebilirdik. Bu düşünce de önemli ölçüde doğru, fakat İstanbul’un trafik sorunu bunlarla çözülemezse, tarihi yarımadanın altını sadece metro kazıları ile birlikte mi araştırmamız gerekecek? Belki de yeni bir metro çalışmasına kadar İstanbul tarihi, gelişmeleri de beklemede kalacak!
Sonuç olarak yolumuz İstanbul’un yine karşı kıyısına, tarihi yarımadanın Marmara Denizi’ne dönük yüzü Yenikapı’ya düşüyor. Yenikapı’yı son yıllarda özellikle hem İstanbul tarihi hem de denizcilik tarihi açısından hayatımıza sokan gelişme 2004 yılında başlıyor. Marmaray metro kazıları başlamadan önce İstanbul Arkeoloji Müzeleri, bölgede bir ön çalışma başlatıyor. Osmanlı Döneminde bostanlık olarak kullanılan sebze meyve bahçeleri ile ünlü “Langa Bostanları”’nda başlatılan kazı çalışmaları sırasında İstanbul’u Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olarak seçen ve surlarla kuşatan Theodosius zamanının liman kalıntıları açığa çıkartılır. Liman kalıntılarının korunmasını sağlayan ise antik dönemde Lykos ismi ile bilinen Bayrampaşa Deresinin taşıdığı alüvyon birikintilerinin kıyıyı doldurması ve yaklaşık denizden limanı 1,5 km. içeriye taşımasıdır. Derenin taşıdığı alüvyonla, liman, zamanla batı uçtan başlayarak doğuya doğru mimariye açılmış ve bahçe olarak kullanılmıştır.
İlerleyen yazılarımızda geniş bir şekilde yer vereceğimiz Byzantion’un en önemli limanlarından biri olan Theodosius Limanı, MS 4. yüzyıldan 7. yüzyıla kadar Bizans ekonomisinde, gümrüğünde ve sosyal yaşamında çok önemli yer edinecek kadar önemlidir. Theodosius Limanı (Portus Theodosiacus), I. Theodosius (MS 379–395) tarafından Doğu Roma İmparatorluğu’nun büyüyen yeni başkentinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere yaptırılmıştır. İskenderiye veya başka yerlerden büyük gemilerle getirilen tahılın depolanması için siloların bulunduğu limanın büyük bir bölümünün, mille dolduğu 10. yüzyılda da İskenderiye silosunun, şehrin hâlâ kullanılan tek silosu olduğu kaynaklarda anlatılır. Antik Dönem yazarlarından bazıları, liman hakkında bilgi verirken daha erken bir tarih açısından bilgi veren Polybios, yazdığı eserde, liman ile ilgili olarak şöyle söyler; “Bizanslılar, dünyamızda güvenlik ve refah bakımından en elverişli deniz kıyısında yaşayan insanlardır”.
Liman kazıları tarihsel açıdan iki bakımdan çok önemlidir. Birincisi; yaklaşık 36 civarında neredeyse tüm olarak ele geçen tekne (gemi) kalıntılarının açığa çıkmasıdır ki, bu olağanüstü bir buluntu rakamıdır. İkincisi; belki birçok tarihçi açısından çok daha önemli kabul edilen yaklaşık 6,5 metre derinlikte çamur balçık tabakası içinde açığa çıkarılan Neolitik Dönem mezar kalıntılarının çıkmasıdır. Limanın taşınan alüvyonlarla yaklaşık 6,5 metre dolması nedeniyle alt tabakalardaki balçık dolgu, özellikle ahşap ve iskelet gibi organik maddelerin bozulmasını engellemiştir. Gerek mimarisi, gerek açığa çıkarılan mezarları gerekse de mimari kalıntıların çevresinde karşılaşılan çanak çömlek parçaları, bölgedeki devam eden Neolitik kültürün en önemli göstergesi olmuştur. İstanbul bir yana tüm Marmara Bölgesi’nin en erken kültürünü yansıtan Fikirtepe ve Yarımburgaz Mağarası ile arasında önemli bir benzerlik saptanan Yenikapı’nın Neolitik Dönem yerleşmesi, Marmara Denizi’nin geçirdiği evrelerle paralel değerlendirilmektedir. Ancak, Fikirtepe, Pendik gibi diğer yerleşmelerde gözlemlenen Neolitik Dönem kıyı yerleşiminin Yenikapı’da da görülmesine rağmen, Yenikapı toplumlarının, diğer avcı-balıkçı köy topluluklarıyla kıyaslandığında, daha ileri düzeyde oldukları kesin olarak saptanabilmiştir.
Son zamanlarda yürütülen kazı çalışmaları, mimari açıdan benzerlerinin henüz saptanamadığı, içinde hoker pozisyonda bir iskeletin bulunduğu bir mezar ortaya çıkarmıştır. Ayrıca yakıldıktan sonra küllerin bir kabın içerisine konularak gömülmesi uygulaması, Anadolu’nun Neolitik Dönem ölü gömme adetleri arasında yer almaz ve Yenikapı’daki çalışmalar sonucunda karşılaşılan bu kremasyon gömü biçimi (urneler), Neolitik Dönem ölü gömme uygulamalarının yeni bir açıda değerlendirilmesine neden olmuştur. İleriki zamanlarda bu bulgular üzerine yapılan incelemeler, devam eden kazı ve arkeometri çalışmaları, Yenikapı’nın Neolitik Dönem sürecini, kısacası burada kültürel bir devamlılığın mı yoksa farklı kültürel süreçlerin mi olduğunu ortaya çıkaracaktır.
Yenikapı kazılarının sürdürüldüğü alanda Bizans katında ortaya çıkarılan bir mezardan alınan kadın kafatasının üzerinde yeniden yüzlendirme yapılmış ve bu çalışma, “Bizanslı Kadın” olarak literatüre geçmiştir. Adli Tıp Kurumundan Dr. Sadi Çağdır tarafından yüzlendirilen “Bizanslı Kadın”, Bizans Döneminde yaşamış olan İstanbullu bir kadının görünüşünü gözler önüne sermektedir.
Marmaray projesinin bir diğer ayağı olan Üsküdar’daki arkeolojik çalışmalar, Osmanlı Dönemi kalıntılarının yanı sıra Roma ve Bizans kültürlerinin de açığa çıkarılmasını sağlamıştır. Bu kalıntıların yerinde korunmasına karar verilmiştir. Sirkeci istasyonunda sürdürülen çalışmaların ortaya çıkardığı kültür katları, Erken Bizans’tan Geç Osmanlı’ya kadar sıralanmaktadır.
Sonuç olarak; İstanbul’un bir türlü çözülemeyen ulaşım sorununa bir çözüm olarak sunulan; Asya ve Avrupa kıtası arasındaki demir yolu hattının, boğazın altından bir tünelle birbirine bağlanması yoluyla kentin doğu-batı arasındaki ulaşımını kolaylaştıracak olan Marmaray projesi ve yine kentin kuzey-güney ulaşım ağını açacak olan Metro projesi, İstanbul’un tarihi dokusunun ve insanlık tarihinin son on bin yılının açığa çıkarılmasına da önemli bir katkı sağlayacaktır.

Aktüel Arkeoloji Dergisi
Fotoğraflar; İstanbul Arkeoloji Müzeleri

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.