Haftalık Bağımsız Gazete 13 Aralık 2019

Göçmenlerin hikayesi Kadıköy sokaklarında....

,Kadıköy'deki Piri Çavuş Sokak'ta sahnelenecek olan ''Turnaların Hikayesi'' adlı oyun, dikkatleri göçmenlik mevzusuna çekmeyi amaçlıyor.

Göçmenlerin hikayesi Kadıköy sokaklarında....

Kadıköy'deki Piri Çavuş Sokak'ta sahnelenecek olan ''Turnaların Hikayesi'' adlı oyun, dikkatleri göçmenlik mevzusuna çekmeyi amaçlıyor.

Gökçe UYGUN
 
Yolunuz, 5-6 ve 7 Nisan akşamları Kadıköy sokaklarına düşerse ''Turnaların Hikayesi'' ile karşılaşacaksınız, şaşırmayın! Turnaların Hikayesi bir tiyatro oyunu, bir sokak gösterisi... Göçmenlik temalı oyunun çıkışı 3 sene önce Hollandalı tiyatro yönetmeni Nicoline Nagtzaam'ın yazdığı metne dayanıyor. Oyunu Türkiye'ye getirip uyarlayan kişi ise Amsterdam Tiyatro Eğitmenliği mezunu Gonca Yalçıner. Esasen oyun, daha önce bir konsept dahilinde başta Hollanda olmak üzere Fransa, Nikareguay, Brezilya ve Belçika gibi pek çok ülkede sahnelendi. Türkiye'de de, 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul teması altında Haydarpaşa Garı'nda oynandı. Şimdi ise 2013 yılının Kadıköy'ünde seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor.
 
GÜNCELLİĞİ BİTMEYEN BİR TEMA; GÖÇ...
Oyunun yönetmeni Gonca Yalçıner, ''Göç sürekli aktüel bir tema. Bu nedenle bu oyunu yeniden sahnelemeye karar verdik. Tema aynı olmakla birlikte ışığı, sesi, müzikleri, sahnelenişi ile bambaşka bir oyun olacak'' diyor. Turnaların Hikayesi'nde Türkiye'nin Doğusu'ndan Batısı'na yani köyden İstanbul'a göç eden bir aileyi anlattıklarını belirten Yalçıner, oyunun içeriği hakkında şunları söylüyor; ''İnsanlar zorla geldikleri büyükşehirlere ayak uydurmaya çalışıyorlar. Bu süreçte de bir parçalanma yaşıyorlar içlerinde. Artık ne köydeki kişi ne de göç ettikleri metropoldeki kişi olabiliyorlar. Bir yandan hayatta kalmaya, bir yandan da bu yeni yaşamda kendilerini kabul ettirmeye gayret ediyorlar. Sürekli olarak bir yabancı olarak yaşamak ağır bir durum... Modern hayatla geleneksel yaşamın çatışması... O nedenle oyunda biz karakterleri parçaladık. Bir karakteri 2 veya 3 oyuncu canlandırıyor. Yani bu içsel bölünmeyi, tiyatral anlamda 2 kişi canlandırıyor. Seyirci de bunu birebir görecek.'' Yalçıner, oyunda ''fiziksel tiyatro'' tekniğini kullandıklarını, yani en ağır duygusal anların bile söz yerine hareketlerle anlatılacağını vurgulayarak, ''Bu, oyunu güçlendiriyor. Zaten oyunu sokakta sahneleyeceğimiz için söz ağırlıklı bir anlatım olamaz. Seyirciler açısından duymak ve takip etmek zor olabilir. Oyunda kullandığımız müzikler de çeşitli, tıpkı İstanbul'un çok yerden göç alması gibi. Rum müzikleri de var, Makedon şarkıları da türküler de. Biz göçebe bir halkız. Kimse kalkıp da safkan olduğunu söyleyemez. Bence Türkiye'nin en güzel özelliği de bu. Müziklerde bunu yansıttık'' diye konuşuyor.
 
SOKAĞA SIĞINAN GÖÇMENLER....
 Turnaların Hikayesi'nin tanıtım metninde de şöyle deniliyor;
''Turnalar göçmenlikleriyle bilinirler. Türkülerimizde hep gidip gelmeyenleri, beklenenleri, umutsuzluk içinde umudu bulanları ifade etmişlerdir. Turnalar bilirler göçmenliğin zor iş olduğunu, yalnız gidilemeyeceğini. Beraber olmak isterler, beraber uçmak bu belirsiz yolculukta. Göçmen olan eğer birgün geri dönme düşüncesini kaybederse göçmen olmaktan çıkar; benliğini, aitliğini kaybeder. Göçmeni göçmen yapan, bir gün geri dönebilme umududur, hep birlikte, kimseyi yitirmeden… Ama ya artık geri dönebileceği bir yer yoksa?
O zaman parçalanma başlar, farklı arayışlar, ayak uydurma çabası. Zordur insanın olacağını düşündüğünün dışında, bilmediği olması. Entegrasyonun ötesi asimilasyon, kendi içinde parçalanmalar. Aynaya baktığında kendini tanımaz olur artık. Kırar tüm aynaları, her parçası kendisidir farklı açılardan. Yeni kimlikler yaratacaktır göçmen, bir daha asla belki sadece kendi olamadan…Amacı hep aynı: hayatta kalmak. İstanbul sokaklarında hayatta kalmak kolay mıdır? Biliriz ki hayır. Ama göçmen dener. Sokağa sığınır önce, kimsenin kapısı açık değildir büyük şehirde. Yollar yine onları çağırır, kaldırımlar masaları olur, karton kutular tezgahları. Yatakları bir duvarın kuytusu. Taş bazen insandan daha sıcaktır...''
 
TURNALAR'IN KÜNYESİ
Yönetmen Yardımcısı: Dilek Altun
Koreograf: Güneş Çağlar
Müzik Yönetmeni: Ceren Özkarataş
OYUNCULAR
LEYLA: Elif Nur Kerkük,Melek Ceylan, Selin Aldoğan
HAVVA ANA: Fatoş Özyer
CENGİZ: Güneş Çağlar, Gökay Müftüoğlu
RECO: Hakan Dülger, Soner Erol
İSMAİL: Salih Usta, Said Çataldaş
MEMO: Anıl Ateş
MÜZİK
Trombon: Ceyhun Değirmenci
Gitar: Koray Erol
Vokal: Ceren Özkarataş
(KaST& Karaburun Kavimler Kapısı Sanat Dernegi)
Oyun, 5 Nisan saat: 17.00'de, 6 ve 7 Nisan saat 20.00'de Kadıköy Piriçavuş Sokak'ta sahnelenecek.
 
Lord Kadıköy'de sahneye çıkıyor!
Turnaların Hikayesi'nde rol alan Kadıköy Sanat Tiyatrosu (KaST)  oyuncuları bugünlerde başka bir oyunun daha hazırlığı içinde; Lord... Destansı bir hikayenin absürd bir dille anlatıldığı oyunda, insanoğlunun iyi ve kötü ayrımındaki çelişkili doğası, seçimlerindeki göreceliliği ve sorumluluk algısının eleştirisi işleniyor. Serdar Bakioğlu'nun yazıp yönettiği; Salih Usta, Gökay Müftüoğlu, Koray Demir, Gizem Pilavcı ve İlkay Türkoğlu'nun rol aldığı oyun, 13 Nisan'da prömiyer yapacak.
 
 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.