Haftalık Bağımsız Gazete 25 Haziran 2018

ÇOCUKTAN SUÇLU OLMAZ!

Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, hapishanelere ilk giren sivil toplum örgütlerinden biri.

ÇOCUKTAN SUÇLU OLMAZ!

Son günlerde kayıp, taciz, cinayet haberleriyle gündemimizden düşmeyen çocukların, sadece mağdur değil “suçlu” da olamayacağı gerçeğiyle yıllardır çalışmalar yürüten Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, hapishanelere ilk giren sivil toplum örgütlerinden biri. Yaklaşık 30 yıldır cezaevlerinde çalışmalar yürüten ve merkezi Kadıköy’de olan Vakfın Başkanı Nevin Özgün “Tehlikeli değil kendileri tehlike altında” dediği çocuklar için yaptıkları çalışmaları gazetemize anlattı.
  
Semra ÇELEBİ
“Kamuoyunda ‘taş atan çocuklar’ olarak bilinen çocuklara verilen hapis cezalarıyla ilgili vicdani tartışmalar henüz sona ermemişken, bu kez onların tutuklu bulundukları Pozantı M Tipi Çocuk ve Gençlik Cezaevi’nde işkence, baskı ve tecavüz iddiaları gündeme geldi.”
“Ceyhan cezaevi çocuk koğuşunda tecavüz iddiası”
“İHD: Maltepe Cezaevinde Çocuklar İşkence Görüyor”
Yukarıda okuduklarınız, her gün onlarcasına rastladığımız çocuk hapishanelerindeki insan hakları ihlallerine dair kamuoyunda yer bulan haberlerden sadece birkaçı. Son yıllarda daha çok gündemimize gelen “çocuk cezaevleri” ve bu cezaevlerinde yaşanan hukuksuzluklar kamuoyu vicdanını yaralamaya devam ediyor. Bir tarafta çocuklara karşı işlenen suçlara verilen yetersiz cezalar tartışılırken diğer tarafta çocuk cezaevlerinin kapatılması için kampanyalar sürüyor. Bütün çabalar çocukların daha sağlıklı koşullarda yaşamasını sağlamak için.
Çocuklar için yaklaşık 30 yıldır çalışmalar yürüten Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, cezaevlerindeki çocuklar kadar suça itilmesi muhtemel çocuklarla da ilgileniyor, uzmanlarla ve gönüllülerle onlara yeni bir dünyanın kapılarını aralıyor. Merkezi Kadıköy’de bulunan Vakfın Genel Başkanı Nevin Özgün ile buluştuk. Şimdiye kadar neler yaptıklarını ve çocuk cezaevlerinin neden kapatılması gerektiğini konuştuk.
 
-Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, ne zaman ve hangi amaçla kuruldu?
1985 yılında Avukat Güney Haştemoğlu ve bir grup arkadaşı, Dostlar Dayanışma Derneği’ni kurdu. Bu dernek çocuk suçlu alanında örgütsel bir boşluk olduğunu gördü ve bu alanda çalışmaya başladı. Bu tarihlerde bunu düşünerek gönüllü olmak gerçekten müthiş bir şey.
 
-Neredeyse 30 yıl olmuş…
Evet. Ve Türkiye’de ilk kez 1986 yılında gönüllü bir grup olarak, o zaman çocukların kaldığı Bayrampaşa Hapishanesi’ne girdiler. Türkiye’nin de imzacısı olduğu Çocuk Hakları Sözleşmesi ve diğer uluslararası sözleşmelere dayanarak ilk kez bir sivil toplum örgütü, hapishaneye girerek çocuklarla atölye çalışmaları yapmaya başladı. Tabii bunlar çok uzun yazışmalar ve bürokratik işlemlerden sonra oldu yani cezaevine girmek hiç kolay değildi.
Bir süre sonra Adalet Bakanlığı gördü ki; Gönüllüler çocuklarla etkinlik yaparken o süre için çocuklar arasındaki çatışmalar azalıyor, hatta kurum idaresiyle çatışmaları da azalıyor. Bu çok verimli ve olumlu bir durumdu tabi ve giderek bu şekildeki çalışmalarla 1992 yılına gelindi. 92 yılında Dostlar Dayanışma Derneği, Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’nı kurdu.
 
-Neden böyle bir değişikliğe gerek duyuldu?
Hareket alanını genişletmek için. Çocuk suça sürüklendikten sonra çocuk polisinden tahliye sonrasına kadar, tutukluluk, hükümlülük, tutuksuz yargılanma, mahkeme durumu, her alanıyla ilgili faaliyet yürütmek üzere kuruldu Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı. Kadıköy’deki bu bina da 1993 yılında sosyal fon ile bize verildi. Yani burası kendi yerimiz ve Kadıköy gibi bir merkezde bu faaliyeti yürütmekten mutluyuz.
İstanbul’da 18 tane çocuk mahkemesi var, Ankara ve İzmir’de de tabi… Oradaki sosyal uzmanlarla görüşmeler yaparız. Tutuksuz yargılanan çocuklar için burada bizim bir merkezimiz var; Gençlik Merkezi programı. Tutuksuz yargılanan çocuklar eğer sistematik suç makinesine dönüşmemiş ise İstanbul’da ailesiyle yaşıyorsa, mahkeme, Gençlik Merkezi programına yönlendiriliyor. İçinde şiddet duygusu fazla olan çocuklar, çatışma eğilimli çocuklar ya da aile bireylerinden biri büyük bir suça karışmış çocuklar da bu programa yönlendirilebiliyorlar.
 
-Yani sadece suça itilmiş çocuklarla değil, suça karışma potansiyeli olan çocuklarla da çalışma yürütüyorsunuz?
Kesinlikle. Bu çocuklar Gençlik Merkezi’mize geldiği zaman, ailelerinin de onayıyla karşılıklı bir gönül ilişkisi başlıyor ve kayıt alıyoruz. Avcılar’dan, Küçükbakkalköy’den Güngören’den her bir yerden olabilir. Düzenli olarak bizim Pazar programlarımıza gelmeye başlıyorlar. 11-18 yaş arası çocuklar her Pazar sabah 09.30-10.00’dan akşama kadar burada çeşitli atölyelere katılırlar. Buradan ayrılırken de o gün harcadığı yol parası o gü çocuğa verilir. Burası adeta, benim kızımın sizin çocuğunuzun gelebileceği bir sosyal kulüp gibi. Burada saygı görüyorlar. İnanın karda kışta bile geliyorlar. Aynen bir kulüp gibi saygı ve sevgi görüyorlar.
 
-Buradaki etkinlikleri kimler yürütüyor?
Bizim bir sosyal uzmanımız var. Geri kalan her çalışma gönüllü desteği ile yürütülüyor. Üniversitelerin ilgili alanlarında okuyan gençler sosyal sorumluluk bilinciyle çok fazla ilgi gösteriyorlar. Daha çok internet sayfamızdan başvuruyorlar. Çocuklarla bir saat bile vakit geçirecek olsalar mutlaka gönüllü eğitimi alıyorlar. O çocukla nasıl çalışılır neye dikkat edilir gibi uzun saatler gönüllü eğitimi alıyorlar ondan sonra çocukla temasa geçiyorlar.
 
-Ne tür etkinlikler yapıyorsunuz?
Ağırlıklı çocuğa kendini değerli hissettirecek, değerlerinin farkında olacak, “evet ben de 75 milyonun bir bireyiyim” diyebileceği etkinlikler yapıyoruz. Suça karışmış ise yeni suçunu önlemek üzere veya risk altında ise bunu engellemek üzere psikolojik ve sosyolojik destek veriyoruz. Çocukların dersleri zayıfsa burada gönüllü ablalar, ağabeyler ders takviyesi yapıyorlar. Çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Aile bireylerinin doktor ihtiyaçları olabilir, başka bir ihtiyaçları olabilir. Zaman zaman Kadıköy Belediyesi’nden büyük yardımlar alıyoruz. Örneğin bir piknik yapacağımız zaman Belediye bize araç desteği sağlıyor. Şu sıralar Kadıköy TAK ile de çok güzel bir ilişki kurduk.
 
-Cezaevindeki ya da tahliye olmuş çocuklara nasıl destek oluyorsunuz?
Vakfımızın tüzüğünde yazılı ana ilkelerimizden biri çocuk hapishanelerinde çalışma. Biz bunu üç ilde eş zamanlı yürütüyoruz. Ağustos-Eylül gibi cezaevindeki çocuklarla çalışma yürütmek isteyenler için bir duyuru yapıyoruz. Her yıl sayı artıyor. Geçen yıl 120 genç Maltepe Çocuk Hapishanesi’nde çalışmak için başvuru yaptı. Tabii hepsini kabul etmemiz mümkün değil. Ne içeriye o kadar gönüllüyü taşıyabiliriz ne o kadar atölye açabiliriz.
Seçim yapmak durumunda kalıyoruz ve bunu yaparken de üniversite son sınıf öğrencilerini tercih ediyoruz. Daha sonra onlarla burada birkaç gün eğitim yapıyoruz. Gönüllü gençlerimizin özgeçmişleri projeyle birlikte Adalet Bakanlığı’na gidiyor. Tabi 1986 yılından beri çocuk hapishanelerinde çalışma yürüttüğümüz için genelde projelerimiz kabul görüyor ve bir öğretim yılı boyunca yani Mayıs Haziran’a kadar hapishanelerdeki çocuklarla atölyeler yapıyoruz. Bu atölyelerle hedefimiz; cezaevindeki çocuğun içeride kaldığı süreyi daha olumlu geçirmesini sağlamak. Yanı sıra oradaki infaz koruma görevlilerine de zaman zaman eğitim veriyoruz. Biz neden buradayız? Çocuğa doğru davranış nedir? Çocukla aranızda çatışma olmamasının yolları nedir? gibi… Adalet Bakanlığı da sürekli eğitim veriyor ama gönüllü grupların eğitimi resmi bakış açısının dışında bir eğitim. Bizimle çok daha paylaşabiliyorlar sorunlarını. Ve biz her yılsonu Adalet Bakanlığı’na sonuç raporu göndeririz. Bu genellikle kapalı bir rapordur ve eksiklikleri, yanlışlıkları sıralar.
 
TEHLİKELİ DEĞİL KENDİLERİ TEHLİKE ALTINDA
“Suçlu çocuk olur mu?” sorumuzu ise şöyle yanıtlıyor Nevin Özgün: “Asla. Dikkat ederseniz biz suçlu çocuk demiyoruz. Suçlu çocuk yoktur. Suça karışan, suça sürüklenen çocuk vardır. Çünkü bilimsel araştırmalar dünyada da Türkiye’de de şunu çok net ortaya koydu: Çocuğu toplum suça sürüklüyor. Bu ne şekilde oluyor? Aile, sokak, okul kurumlar işte hapishaneye giren çocuk topluma entegre olmuş şekilde çıkması gerekiyor yok böyle bir şey Türkiye’de maalesef. Belki içeride daha da kemikleşiyor ve çıktığı zaman yeniden suça karışıp içeri giriyor. Suçlu çocuk yoktur bunun için de bizim şöyle bir sloganımız var: “Tehlikeli değil kendileri tehlike altında”. Evde, okulda, sokakta, hapishanede her yerde tehlike altındalar aslında.”
                      
ÇOCUK CEZAEVLERİ KAPATILSIN!
Çocuk cezaevlerinde yaşanan şiddet, taciz ve tecavüz haberlerinin giderek arttığı bir dönemde “Çocuk Cezaevleri Kapatılsın!” çağrısıyla bir kampanya başlatıldı. Kampanyanın çağrıcılarından olan Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı Başkanı Nevin Özgün neden bu cezaevlerinin kapatılmasını istediklerini şöyle açıklıyor:
“Türkiye’de çocuk cezaevleri koşulları asla uluslararası standartlara yükseltilemiyor. Bunun için biz de dahil bir çok dernek ve vakıf mücadele veriyoruz. Yani çocukların kaldığı hapishaneler çocuğu çıktığı zaman topluma kazandırmaya yönelemedi. O halde o hapishaneler kapatılsın diyoruz. Tümden ve koşulsuz şartsız kapatılsın. Bizim adalet sistemimiz onarıcı adalet sistemi gözüyle bakmıyor. Nasıl bakıyor? Cezalandırıcı adalet sistemi uyguluyor. Ne yapılabilir? Çocuk adaletinin temeli önlemedir. Yani önlemenin nasıl olacağı konusunda kafa patlatmamız gerekiyor. Yapılamıyor ama yapılmalı başka yolu yok. O halde hapishaneler kapatılsın diyoruz. Yerine ne mi yapılır? Suça sürüklenme oranının yüksek olduğu bölgeler var. Bu bölgelerde özellikle yerel idarelere çok iş düşüyor. Çocuk suça karışmış ise direk rehabilitasyon programlarına almalı, orada çocuğun yeteneğine, becerisine kurulun olanaklarına göre programlara alınmalı. Mutlaka o çocukla birebir bir sosyal uzman ilgilenmeli. Çocuk sosyal alana serbest bırakılana kadar bu özel ilgi devam etmeli. Maalesef biz sürekli hapishane açıyoruz. Onun için özellikle çocuk hapishaneleri kapatılmalı diyoruz. Yerine konacak çok güzel çağdaş ve ileri alternatifler var.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.