Haftalık Bağımsız Gazete 16 Kasım 2018

Cibali'nin çapkın komiseri!

Cibali Karakolu, 53 yıllık aranın ardından Zihni Göktay ustanın ellerinde yeniden seyirciyle buluşuyor

Cibali'nin çapkın komiseri!

  İlk kez 1951 yılında Muammer Karaca tarafından bir Fransız komedisinden uyarlanarak oynanan Türk tiyatrosunun başyapıtlarından Cibali Karakolu, 53 yıllık aranın ardından Zihni Göktay ustanın ellerinde yeniden seyirciyle buluşuyor

Gökçe UYGUN

Zihni Göktay ile 3. röportajımı yapıyorum. İlki 2000 yılındaydı; Şehir Tiyatroları’nda (ŞT) yıllardır oynadığı Lüküs Hayat’a devam ediyordu. ŞT’nın Kadıköy'deki Haldun Taner Sahnesi fuayesinde yaptığımız söyleşiye, eşi Sevinç hanım da gelmişti. Sonra Zihni Göktay ŞT’ye kızdı, kırıldı, hasta oldu hatta. 2012’de evinde bir daha ziyaret ettim, ‘Şehir Tiyatroları benim için bitmiştir’ diyordu o zaman. Şimdi sahnelere geri döndü. Biz de bir kez daha Haldun Taner sahnesinde bir kez daha buluştuk.

1 Ocak 2011’de emekli olmuştunuz. ŞT’ye kızgındınız. Ne oldu da geri döndünüz?
Erhan’dan (Yazıcıoğlu) önceki genel sanat yönetmeni arkadaşlara bir şey demek, kurumuş tezeklere su serpmek de istemiyorum ama beni üzdüler. 45 yıllık kurumuma küsmüştüm. Sonra aradan zaman geçti Büyükşehir Belediyesi Sosyal ve Kültürel İşler Daire Başkanı Abdurrahman Şen, emekli sanatçılara bir yemek verdi. Bana orada “Zihni ağabey kurumuna geri dön. Senin üzüldüğün noktaları bertaraf ettik (yevmiye konusu). Şehir Tiyatroları’nın sana, senin de Şehir Tiyatroları’na ihtiyacın var” dedi.  Sonra Erhan geldi yönetime - ki kendisi 45 yıllık arkadaşım. Geçen yaz, ben tatildeyken aradı; “Abi dinlenmeyi bırak gel, Cibali Karakolu’nu sahneye koyuyoruz sen de oynuyorsun” dedi. Cibali benim rüyam… Bir gün bana da nasip olur mu dediğim bir rol… Kabul ettim tabi. Erhan, ‘kimseyi incitmeyecek espriler de yapabileceğimi’ söyledi. E doğru tabi. Dikkat etmek gerek. Döndüm hemen İstanbul’a. Provaları yaptık, başladık oyuna. Çok iyi gidiyor, biletler tükeniyor.

Oyundaki ‘hırsızlık’ esprisi çok tartışıldı. Olayın aslı nedir? Siz kendinizi ŞT’de özgür hissediyor musunuz?
Evet, esprilerimi rahatça yapıyorum. Hakaret yok, eleştiri/ironi var. Bu oyun 1951’de, ‘Düğün Gecesi’ adlı bir Fransız vodvilinden adapte edilmiş.  Oyunu sahneleyen ve oynayan rahmetli Muammer Karaca’nın şeytan tüyü vardı, her dönemin siyasetçileriyle arası çok iyi olduğu için her türlü politik espriyi de rahatça yapabilirdi. Hırsızlık repliğini de anlatayım; orijinal metinde çapkın komiser, sevgilisine ‘Gel beni soy’ diyor. Kız ‘Soyamam’ diyince, adam da ‘Beni illa hükümet mi soyacak’ yanıtını veriyor.  Durumdan vazife çıkaran bir seyirci, hükümeti hırsızlıkla suçluyorlar diye şikâyet etmiş. Çok açık söylüyorum İBB ya da ŞT yönetiminden bu konuyla ilgili bize hiçbir baskı, uyarı gelmedi. Kulağımı bükebilirler, “Zihni ağabey hassas bir dönemdeyiz, söyleme” falan diyebilirler ama kimse böyle bir şey söylemedi. Ben o repliği kendiliğimden “İllaki karşıdaki market mi soyacak” diye değiştirdim.

Otosansür mü yapmış oldunuz?
Köşelerini tıraşladım.

“HUZURA İHTİYAÇ VAR”
Ayrıca bir de; hayat kadını sahnesinin oyundan çıkartılması söz konusu. O neden yapıldı?
Cibali Karakolu, çok uzun bir oyundu. Zaten ‘Zihni Göktay’ın oyunları çok uzun sürer’ diye adım çıkmış. Hâlbuki benle ilgili bir durum değil ki, niye fatura bana çıkıyor? (gülüyor). Neyse biz Erhan’la oyunu kısalttık, fahişe bölümünü kaldırdık. O bölümde kadınları aşağılayan sözler de vardı zaten.
 
Bunu bir baskı olarak yorumlamıyor musunuz?
Asla. Düşündüklerimi söyleyebilecek özgürlüğüm var. Emekli sanatçıyım, hizmet alımıyla oynuyorum. Evim var, eşim var, sakin bir hayatım var, çocuklarımı yetiştirdim. Oportünist bir durumum yok yani.  

Lüküs Hayat bitti mi tamamen?
Rafa kaldırıldı. Erhan, 28 sene yeter dedi. Guinness Rekorlar Kitabı’na adaylığım sözkonusu. 28 yıl aynı rolü kimseye devretmeden oynayan tek aktörüm. Üstelik de çevremdeki 134 kişi değişti, ben sabit kaldım.

“82 OYUNDA OYNADIM”
Geçen sene, sahnelerdeki 50. yılınızı kutladınız. Nasıl geçti yarım asır?
Bir şarkı var ya, onun gibi; Nasıl geçti habersiz, o güzelim yıllarım…. (gülüyor) Ben bu mesleğe severek başladım ve devam ediyorum. Beni sahne değil, sahnenin dışındaki hayat yoruyor. Ben sahneye 40 derece ateşle çıksam, ateşim düşer, seyircimle olmak bana iyi geliyor. 18 yaşımdan beri sahnelerdeyim. 10’u çocuk oyunu, 22’si müzikal olmak üzere 82 oyunda oynadım. Sahne üstünde istediğim her şeyi yapabilmiş olmanın sahne huzuru içindeyim.

Bir yandan da Ulan İstanbul dizisinde ‘penceredeki Servet Amca’ rolündesiniz…
Çok keyifli bir rol, ekip çok iyi. Senaristimiz Uğraş, bazı yerlerde boşluk bırakır. ‘Zihni abimiz deneyimiyle burayı doldurur’ diye not yazar. Ben de doğaçlama yapıyorum. Dizi şu an reyting olayları yüzünden internete geçti. Başta tıklamak paralı olacaktı ama sponsorlar geldi. Şimdilik bedava izleniyor.

 KADIKÖY HUZURU…
 Kadıköy gibi ayrıcalıklı bir semtte yaşamanın huzuru ve mutluluğu içindeyim. Kültür merkezilerimiz, tiyatrolarımız, parklarımız çok güzel. İlçemizin gazetesini (Gazete Kadıköy) çok seviyor, okuyoruz. Eski başkanı (Selami Öztürk) sevgi ve saygıyla anıyorum, güzel hizmetler yaptı. Yeni Başkan Aykurt Nuhoğlu’nu da sessiz ve derinden ilerleyerek mühim işler yapabilecek güçte bir belediye başkanı olarak görüyorum, kendisine başarılar diliyorum.
 Bir ricam var; tarihi önemi olmayan gül, karanfil gibi sokak isimlerinin; oyuncu, yazar, sanatçı isimleriyle değiştirilmesi. Mesela Üsküdar’da Zihni Göktay Sokak var! İlçem dışında beni düşündüler, sağolsunlar. Kadıköy Belediyesi’ne duyurmuş olayım. (gülüyor)

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.