Haftalık Bağımsız Gazete 11 Aralık 2018

Boğa'nın Hikâyesi

1864 Yılında Sultan Abdülaziz tarafından Jules Bonheur’a Paris’te yaptırılan ve orijinal adı “Dövüşen Boğa” olan Kadıköy’ün Boğa Heykeli, 150. yaşını kutluyor

Boğa'nın Hikâyesi

1864 Yılında Sultan Abdülaziz tarafından Jules Bonheur’a Paris’te yaptırılan ve orijinal adı “Dövüşen Boğa” olan Kadıköy’ün Boğa Heykeli, 150. yaşını kutluyor.

Boğa'nın heykeltıraşı Isidore Jules Bonheur 1827'de ressam bir babanın ve müzisyen bir annenin çocuğu olarak Bordeux'da dünyaya gelir. Ablası Rosa Bonheur ve diğer iki kardeşi Auguste ve Juliette de yaptıkları hayvan figürleriyle ünlenmiş ressamlardır. Paris'te Ecole Nationale Supérieure des Beaux-Arts'ın Resim Bölümü'nde okurken eserleri çeşitli sergi ve fuarlarda yer almaya başlamıştır. Pierre Louis Rouillard'ın yönettiği bir sanat atölyesine kabul edilen ve birçok eserini bu atölyede ortaya koyan Bonheur'un "Boğa" da dâhil olmak üzere birçok eseri 1855'ten itibaren ölene dek, Sultan Abdülaziz'in 1867'de ziyaret ettiği l'Exposition Universelle'de (Beynelmilel Fuar) sergilenmiştir.

 
 
III. Napoléon'un l'Exposition Universelle fuarına özel davet üzerine Mısır Valisinin hediye ettiği 120 metrelik yatıyla Fransa'ya doğru yola çıkan Sultan Abdülaziz, askeri sefer dışında Avrupa'ya giden ilk Osmanlı padişahı olur.
 
Yat'a seyahat boyunca Avrupa ülkelerinin donanmaları eşlik eder ve Toloun Limanı'nda 101 pare top atışıyla başlayan muhteşem bir karşılama töreni yapılır. Sultan buradan özel vagonuyla Paris'e doğru yola çıkar ve Paris'te İmparator ve Ailesi'nin yanı sıra Paris'teki tüm büyükelçilerin katıldığı bir törenle karşılanır.
Paris'te Rus Çarı ve Fransız imparatoruyla özel görüşmeler yapan Abdülaziz, fuarda Beylerbeyi ve Çırağan Sarayı'nın bahçeleri için Rouillard'ın ekibine içinde Boğa'nın da bulunduğu 24 hayvan figürü heykeli sipariş verir.  Sultan'ın avcılığa olan özel ilgisinden dolayı hayvan heykellerinden etkilenmiş olduğu söylenir.
 
Fuarda daha sonra Kadıköy'ün ilk Belediye Başkanı olan ve Kaplumbağa Terbiyecisi adlı tablosuyla tanınan Osman Hamdi Bey'in bugün kayıp olan üç eseri de Osmanlı İmparatorluğu'na ait bölümde sergilenmiştir.
 
Fotoğraf 1867'deki fuardan; solda "Dövüşen Boğa" ve arkada ortada "Diklenen Boğa" heykelleri göze çarpıyor.
 
Bizim Boğa'nın da İstanbul'a geldiğinde Beylerbeyi'nde kardeşi Diklenen Boğa'nın yanında yerini aldığı söylense de Boğa'ya ait en eski fotoğraf Yıldız Şale'dedir.
 
İttihat ve Terakki Fırkası'nın başa gelmesiyle birlikte, sarayların bahçesindeki heykeller parti yöneticilerince çeşitli yerlere kaçırılır ve 1940'larda İstanbul'un çeşitli yerlerinde ortaya çıkarlar. Bugün hemen hemen tüm heykeller geçmişten farklı noktadadır. Geyik heykellerinden biri Divan Oteli önünde, Aslan Heykeli Fatih'teki İBB Başkanlık Binasının önünde, At Heykeli de Sakıp Sabancı Müzesi'nin bahçesinde duruyor.
Ne hikmetse bizim Boğa'nın kardeşine kimse göz koymamış. Boğaziçi Köprüsü'nden geçerken Beylerbeyi Sarayı'nın bahçesine dikkatlice bakarsanız "Diklenen Boğa" heykelini görebilirsiniz.
 
Fotoğrafları olmamakla beraber,  Enver Paşa'nın Dövüşen Boğa'yı diğer heykellerle birlikte Beylerbeyi Sarayı'ndan  Belgrad Ormanlarındaki Bilezikçi Çiftliği'ne taşıdığı, ardından da Kadıköy Kız Lisesi olarak da bilinen Mermer Köşk'e götürüldüğü söylenmektedir.
 
Uzun süre gözlerden uzak kalan Boğa Heykeli, 1940'ların sonunda Lütfi Kırdar Spor ve Sergi Sarayı'nın önünde tekrar ortaya çıkar.
1950'lilerin ortasında Boğa Heykeli bir ara yeni açılan Hilton Oteli'nin Harbiye Caddesi'ndeki girişine konduysa da, şimdiki adı  Lütfi Kırdar olan Spor ve Sergi Sarayına geri getirilir ve 1970'a kadar da burada kalır.
 
Farklı kaynaklarda 1950'lerin ya da 1960'ların başında heykelin bir süre Taksim Gezi Parkı ve Divan Oteli'nin kesişimindeki kavşakta bir süre ikamet ettiği belirtiliyor.
 
1971'de heykel, günümüzde Kadıköy Belediyesi Tarih, Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi olarak hizmet veren Kadıköy Şehremaneti binasının önüne getirilir.
Paris'ten İstanbul'a birkaç ayda gelen Boğa Heykeli'nin 150 yıllık İstanbul turu 1987 yılında Kadıköy Altıyol'da sonlanıyor. Yeni yerine hemen alışan Boğa, kısa sürede Kadıköy'ün en önemli sembollerinden birine dönüştü.
 
Paris'te Rus Çarı ve Fransız imparatoruyla özel görüşmeler yapan Abdülaziz, fuarda Beylerbeyi ve Çırağan Sarayı'nın bahçeleri için Rouillard'ın ekibine içinde Boğa'nın da bulunduğu 24 hayvan figürü heykeli sipariş verir.  Sultan'ın avcılığa olan özel ilgisinden dolayı hayvan heykellerinden etkilenmiş olduğu söylenir.
Boğa Heykeli’nin Tarihçesi 1900’lerde Boğa İstanbul'a geldiğinde Beylerbeyi'nde, kardeşi Diklenen Boğa'nın yanında yerini aldığı 
söylense de Boğa'ya ait en eski fotoğraf Yıldız Şale'de görülür.

İttihat ve Terakki Fırkası'nın başa gelmesiyle birlikte, sarayların bahçesindeki heykeller parti yöneticilerince çeşitli yerlere kaçırılır ve 1940'larda İstanbul'un çeşitli yerlerinde ortaya çıkar.

Fotoğrafları olmamakla beraber, Enver Paşa'nın Dövüşen Boğa'yı diğer heykellerle birlikte Beylerbeyi Sarayı'ndan Belgrad Ormanlarındaki Bilezikçi Çiftliği'ne taşıdığı, ardından da Kadıköy Kız Lisesi olarak da bilinen Mermer Köşk'e götürüldüğü söylenir.

Uzun süre gözlerden uzak kalan Boğa Heykeli, 1940'ların sonunda Lütfi Kırdar Spor ve Sergi Sarayı'nın önünde tekrar ortaya çıkar.

1950'lilerin ortasında yeni açılan Hilton Oteli'nin Harbiye girişine konduysa da eski mekanı olan Lütfi Kırdar'a geri getirilir ve 1970'e kadar burada kalır.
1971'de heykel, günümüzde Kadıköy Belediyesi Tarih, Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi olarak hizmet veren Kadıköy Şehremaneti binasının önüne getirilir. Paris'ten İstanbul'a birkaç ayda gelen Boğa Heykeli'nin 150 yıllık İstanbul turu 1987 yılında Kadıköy Altıyol'da son bulur.
Yeni yerine hemen alışan Boğa, kısa sürede Kadıköy'ün en önemli sembollerinden birine dönüştü. Bugün Boğa Heykeli ve bulunduğu Altıyol Meydanı toplumsal muhalefetin İstanbul'daki simge alanlarından biri.
 
 
Mitolojiye göre Tanrılar Tanrısı Zeus, Io'ya aşık olur. Onunla birlikte olabilmek için her gece Io'yu inek, kendini de boğa kılığına sokar. Bunu öğrenenen Zeus'un karısı Hera çılgına döner. Ve bir inek sineğini Io'nun başına musallat eder. Vinzo denen bu sinekler o kadar canını acıtır ki ineğin, hayvan çılgına döner. İşte Io da Hera'nın musallat ettiği o sinek yüzünden çılgına döner ve öyle bir acıyla koşar ki toprağı yararak yol alır. İşte onun açtığı o geçide İnek Geçidi anlamında Bosphorus, yani İstanbul Boğazı denir.
 
 
Kadıköy deyince ilk akla gelenler arasındadır boğa heykeli.
Günün her saatinde etrafında birilerini bulabileceğiniz, her yaştan insanın fotoğraf çektirdiği, uzun uzun izlediği bir ‘değişik’ heykeldir…
Pusuladır Boğa…  “Boğa’dan sola dön,”  “boğa’yı arkana al”dır ve gidilecek yer neresiyse mutlaka bulunur…
Cep telefonlarına rağmen hala buluşma noktasıdır. “Dörtte Boğa’nın önünde” kucaklaşılır…
Eylem yeridir. Bazen öfkeli, bazen neşeli ama hep kararlı kalabalıklar etrafında toplanır…
Takım ruhudur… Her maç öncesinde çekilip formalar önünde totem yapılır…
Uğraktır, duraktır Boğa,
Farkında olmadan geçene, kanıksayana, umursayana, umursamayana, boynuna sarılana, yanında fotoğraf çektirene selamdır…
Yanında soluklanacak, ardına yaslanılacak, kulağına fısıldanılacak arkadaştır…
Boğa Kadıköy’de akıp giden hayattır… Moda’ya uzanan tramvay, otobüslere doluşan insanlar, hayat gailesinin kalbidir…
Ve tanıktır…
Ayrılmaların, buluşmalarının, gözyaşlarının ve kahkahaların, yalnızlığın ve çoğalmaların, dertlerin ve umutların, ekmeğin, düşerin tanığı…
Kaç söz verilmiştir orada, kaç sevda yemini edilip kaç kez bozulmuştur… Kaç dost orada kucaklaşıp özlem gidermiştir. Kaç küskün barışmış, kaç arkadaş darılmıştır kimbilir…
Kaç insan cebindeki son paraya bakıp, karşıdaki lokantalardan birine girdi kimbilir, kaç çocuk balon istiyorum diye tutturdu…
Hayatın 150 yıllık Kadıköy’ün 43, Altıyol’un ise 27 yıllık tanığı olan Boğa’nın bir gününü fotoğrafladık…
****
Yol tarif ederken, randevu için, eylem için, tezahurat için, soluklanmak için ve fotoğraf çektirmek için. İstanbul’un en bilinen heykellerinden biri olan Boğa 150 yaşında…
1864 Yılında Sultan Abdülaziz tarafından Jules Bonheur’a yaptırılan ve orijinal adı “Dövüşen Boğa” olan hani bizim Altıyoldaki Boğa’dan bahsediyoruz. Ülkeye geldiğinden beri oradan oraya gönderilen bir anlamda itilip kakılan ve en sonunda Altıyolda yerini bulan.
150 yaşına rağmen hala gelip geçene  selam ediyor..

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.