Haftalık Bağımsız Gazete 03 Aralık 2021

Bilinmeyenleriyle ‘Binbir Surat'

Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren usta komedyen Atilla Arcan’ı, karikatürist kardeşi Kemal Gökhan Gürses anlatıyor

Bilinmeyenleriyle ‘Binbir Surat'

Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren usta komedyen Atilla Arcan’ı, karikatürist kardeşi Kemal Gökhan Gürses anlatıyor

Gökçe UYGUN
Türkiye’de 90’lı yıllara damgasını vuran komedyenlerden ‘’Binbir Surat’’ Atilla Arcan, 16 Kasım günü, 70 yaşında iken hayata veda etti. Yaptığı taklitlerle bir kuşağı güldüren Kadıköy sakini olan usta oyuncuyu, kendisinden 19 yaş küçük karikatürist kardeşi Kemal Gökhan Gürses ile andık…
Sizin gözünüzden bize bir ‘Atilla Arcan’ portesi anlatmanızı istesem…
Onun kültürel atmosferi, 70’li yılların naif ve apolitik gençlik dünyası ile bütünleşen kentli bir profil çiziyor. Bir aktör olarak babasının gözbebeği, mücevheri bir genç adam. Babam 50’lerin başında tiyatrodan sinemaya geçerken, abim de bu filmlerde çocuk oyuncu olarak yer almaya başladı. Babamın çektiği bir dizi tarihi filmde jön oldu. Bu filmler yeterince iş yapmayınca Atilla, tiyatro ile olan gevşek bağlarını sağlamlaştırdı. Kişisel hikayesinin zor yılları sayılabilecek bir savrulma döneminin ardından, uzun süren bir yurtdışı serüveninin sonunda Türkiye’ye döndü ve tek kanallı yılların da sona ermesiyle birlikte renklenen TV dünyasında bir anda popüler bir stara dönüştü. 90’ları domine eden TV komedyenlerinden oldu. Asıl olgunluk dönemini yaşaması beklenen dönemde ise, mizah dilinin baş döndürücü değişimine ayak uyduramadı. Belki de kumaşını tersinden işleyecek yönetmen ve yapımcılar bulamadığı için en verimli olabileceği olgunluk dönemini oldukça seyrek iş yaparak geçirdi. Hacimli bir oyunculuk imkanı taşıyan,  renkli bir aktör ve komedyendi.
Babanız Muharrem Gürses yönetmendi, abiniz oyuncuydu. Siz çizersiniz, diğer abiniz Hakan Gürses de müzisyen. Sanat yönü ağır basan bir ailesiniz..
Sanatçı genleri etkin bir aileyiz ve babamız hepimizi doğumumuzdan beri bir sanatçı gibi hissetti ve bu duyguyu bize de hissettirdi. Evimiz de sanat,  doğal bir parçasıydı hayatın.
Atilla Bey̓in ailesi ile ilişkisi hakkında neler aktarabilirsiniz?
Abim çok fazla evde yaşayan bir insandır. Evi, masa başını, masa etrafını çok sever. Çok düşkündür Atilla ailesine. Hep onlarla ve onlar için yaşamıştı. Sevecen, içten, dost bir babaydı.
Kendisi aile ortamında da “Binbir surat Atilla Arcan” gibi miydi?
Abim enikonu komik bir insandı. Hatta biraz, olumlu anlamda “tuhaf”tı. Olmadık yer ve zamanda sinir bozucu espriler yapardı. Ben hep eğlendim abim olduğunda. Sıkılmadım hiç. Ama son yıllarında mizahçılığından çok hüzünlü haliyle kaldı aklımda.
‘İnsanları güldürmek’ zor mudur? Bu konuda abinizle sohbetlerinizden neler aktarabilirsiniz?
Ben kişisel deneyimlerimden iyi biliyorum; çok zordur. Her kültürel ve sınıfsal çevre kendi mizah çıtasını da koyar önünüze. Abim doğuştan yetenekliydi. Sahne alışkanlığı, gazino sanatçılığı, TV yıldızı olduğu yıllarda geniş kesimleri güldürdü. Ben sıkıcı bir mizahçıyımdır. Kara komedi severim. Abim ise durum komiği ve taklitle ayrıştı. Ayrı mizah dillerinden beslendik.
l90’lı yıllarda yaptığı “Süleyman Demirel” taklidi ile hafızalara kazınmıştı Atilla bey. Günümüzün siyasi iklimi malum. Şimdiki cumhurbaşkanının taklidini yapsa, başına neler gelirdi sizce?
Ziyaretine gitmemiz gerekirdi sanırım. Hangi cezaevi olurdu bilmem ama, kesin. Bu arada Atilla’nın en iyi taklit ettiği ünlü Zeki Müren’dir. Sadece görüntüsünü ve o özgün konuşma dilini değil, Müren’in en zor taklit edilebilir yanını, sesini, şarkı söyleyişini taklit ederdi. Zeki Müren’i Zeki Müren kadar iyi söyleyerek taklit etti Atilla.
Cenaze töreninde oyuncu Ferdi Akarnur, "Atilla Abi, sakin bir köşede durduğu için insanlar onu gerektiği yere getiremedi. Maalesef bizde biraz nankörlük var" dedi. Katılıyor musunuz bu görüşe?
Bilinçli bir nankörlük sistemi olduğunu düşünmüyorum. Atilla sessiz ve içe kapalı dünyasında belki de ıskalandı son döneminde. Kumaşını okuyacak son dönem yapımcıların ve yönetmenlerin yeterince ilgisine mahzar olamadı anlaşılan. Belki biraz Sinan Çetin’i ve Birol Güven’i ayrı tutmak gerekir. Onlar kendi dizilerinde oyunculuğunu sürdürmesini sağladılar. O da işini layıkıyla yaptı bence.
‘’Bir ‘vefat edince hatırlanan değer’ daha idi…’’ diye yazmış birisi Ekşi Sözlük’te. Ne hissettiriyor bu cümle size?
Hafızası uçucu, günübirlik yaşayan bir toplumuz. Ayrıca dünyada da demode etme-olma durumu giderek yaygınlaşıyor. Hızlı tüketim ve çabuk sıkılan seyirci… Sanatçının yeteneği kadar şansının da bol olması gerek. Kimi sanatçıların da “talih kuşu” oldukça ileri yaşlarında omzuna konuyor. Abim bu şanslılardan değildi.

Kadıköy’de sakin bir yaşamı vardı
Karşı insanı oldu abim, 90’lardan beri. Biz ailecek aslında Taksim, Beyoğlu, bir dönem de Etiler orijinliyizdir. Ama Anadolu yakasına geçtiğinden beri daha sakin bir hayat sürdürdü. Babamın da son dönemi bu bölgededir. Çok güzel, benim Kınalıada’daki evimi de gören bir evde, Bostancı’da geçirdi son yıllarını. Buradaki, yaşama saygı duyan atmosferi sevdiğini düşünüyorum. Kavgadan vazgeçeli epey olmuştu bence Atilla’nın.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.