Haftalık Bağımsız Gazete 16 Kasım 2018

Başkan Öztürk'ün Kadıköy'üne vedası…

Kadıköy’ün çeyrek asrına damgasını vuran Selami Öztürk, başkanlığa vedaya hazırlanıyor.

Başkan Öztürk'ün Kadıköy'üne vedası…

Kadıköy’ün çeyrek asrına damgasını vuran Selami Öztürk, başkanlığa vedaya hazırlanıyor. 10 Nisan’da 30. yaşını kutlayacak olan Kadıköy Belediyesi'nin kuruluşundan beri çalışmalarının içinde olan, bunun 20 yılını Belediye Başkanı olarak geçiren avukat Selami Öztürk, “İçim çok rahat. 25 yılda Kadıköy’e gözümüz gibi baktık” diyor.
Aynı zamanda 51 yıllık bir Kadıköylü de olan Öztürk, “Kadıköy benim evim, ben burada nefes alıyorum” sözleriyle, ilçeyi asla terk etmeyeceğinin mesajını veriyor.
 
 
Röportaj: Gökçe UYGUN
Fotoğraflar: Kadıköy Belediyesi arşivi
 
Sadece İstanbul’un değil, tüm Türkiye yerel yönetimleri içinde adeta bir yıldız gibi parlayan Kadıköy Belediyesi, kan değişiminin arifesinde bugünlerde… Belediyenin çeyrek asırlık yöneticisi Selami Öztürk, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından, hizmet bayrağını kendinden sonraki başkana devredecek. Kadıköy Belediyesi, yıllar içinde bir belediye binasının bile olmadığı günlerden, bugün 50’den fazla birimde 2 bin 500’ü aşkın personel çalışan bir kuruma evrildi. Başkan Öztürk ve ekibi de bu uzun yola çok emek verdi. Selami Öztürk ile son kez “Başkan” sıfatıyla Kadıköy, Kadıköylü olmak, belediyecilik ve bundan sonraki yaşamı hakkında konuştuk.
 
-1963 yılında Kadıköy’e ilk geldiğinizde, bir gün bu ilçeyi yöneteceğiniz hiç aklınızdan geçmiş miydi?
Tabi o zaman aklıma gelmesi mümkün değil. Anadolu’dan yeni gelmişim. Babam Adapazarı'nda öğretmendi, ortaokulu orada okudum. Ortaokul bitmiş, liseye başlayacaktım. O zaman parasız yatılı sınavları vardı. Haydarpaşa Lisesi’nin sınavını kazanmıştım. Hatta hiç unutmuyorum tarih 3 Kasım 1963, hatta Salı günüydü. Haydarpaşa Gara geldik. Oradan köprüye çıkan bir yol daha vardı, şimdi yok tabi. Oradan yürüyerek gittim liseye, elime tahta bir bavul… Tabi o ihtişamlı okul kapısından girince küçülüyorsunuz iyice ki zaten çocuksunuz. Her şeyi ilgi ve korkuyla izlediğiniz bir dönem. Salı günü beni okula bıraktılar, ben cumartesi kaçtım. Pazartesi beni tekrar okula teslim etti ailem ikna ederek. Bugün düşününce iyi de öyle yapmışlar diyorum. Haydarpaşa Lisesi, hayatımın dönüm noktalarından biri oldu. Yaşamımı, dünyaya bakış açımı belirledi, hayatı öğrendiğim yerdir orası. Üniversiteyi İstanbul Hukuk Fakültesi'nde okudum. Stajımı Kadıköy Adliyesi'nde yaptım. Hemen Adliye'nin yanındaki Kafkas Pasajı'nda 12 yıl avukatlık yaptım. Ondan sonra eşim avukatlığa devam etti. 1989'da ben Belediye yöneticiliğine geçtim.
 
-1963’ün Kadıköy’ü ile 2014’ün Kadıköy’ü... Nelerin değiştiğini gözlemliyorsunuz?
Lisede okurken Kadıköy’ün sadece Moda’sı cazipti. Okuldayken Kadıköy’e çok fazla gelmezdik, sadece Moda’ya giderdik. Daha çok Üsküdar’ı tercih ederdik açıkçası. Çay bahçeleri, sinemaları, gazinolar ile orası daha cazipti. O zamanki Kadıköy ile şimdiki çok farklı tabi. 1967’de ben lise sondayken tramvayların kaldırıldığını anımsıyorum mesela. 70’lerin başında Kadıköy’ün nüfusu 300 bin civarı. Ama o zaman sınırlar Ataşehir, Bakalköy de bizdeydi, Çamlıca’ya dek uzanıyordu Kadıköy.
 
-Bugün Kadıköy Belediyesi’ni dev bir aileye benzetirsek (“devlet baba” figüründen de hareketle) siz de bu ailenin kurucususunuz. 89’dan beri belediyedesiniz. Bir dönemi Başkan Yardımcılığı olmak üzere 25 yıldır yönetimdesiniz. Bu kadar büyük bir aileyi bu kadar uzun süre bir arada tutmak zor olmadı mı?
Belediye benim için farklı bir duygu. 71’de CHP Kadıköy ilçe örgütüne girdim. 73’te seçimlerde Ahmet İsvan İstanbul belediyesini (O zaman İstanbul büyükşehir Belediyesi değildi) aldı. O zamandan sonra ben de belediyecilikle ilgilenmeye başladım. O zamanlar biz yönetim kurulu toplantılarımızda İstanbul’un sorunlarını konuşurduk saatlerce. Politika şimdiki gibi değildi, 80 öncesi daha verimliydi. Sonra Aytekin Kotil geldi. O zaman Kadıköy Şehremaneti binası, belediye şube müdürlüğüydü. Biz sürekli oradaydık, ilçe olarak belediyenin çalışmalarını yakından takip ederdik. 77’de il genel meclisine seçildim. 80’den sonra politikaya bir ara verdik. Ardından da Kadıköy Belediyesi Meclisi kurulurken ben de meclis üyesi oldum. 5 yıl Osman Hızlan ile çalıştım. O ANAP’lıydı, biz CHP. Daha doğrusu ona muhalefet ettik. O dönemde belediye yeni kurulduğu için işimiz zordu. Ben o zamanlar Kadıköy’ü adım adım öğrendim, belediyeciliği kavradım. Sonra da biz iktidara geldik, 89’da Cengiz Özyalçın beni başkan vekili yaptı belediye ile olan ilişkimden dolayı. Kanımıza işledi belediyecilik. O günlerden bugüne geldik işte…
 
-Projelerde Kadıköylülerin imzası var diyorsunuz hep… Katılımcı bir yönetim anlayışını benimsediniz..
Kadıköylüler yeri gelince eleştirmeyi, yeri gelince takdir etmeyi iyi bilen insanlar. Kadıköy, halkın yönetime katılımın en yüksek olduğu ilçelerden. Kadıköylü sürekli projeyle gelir bana. Bizim büyük projelerimizde, Kadıköy Belediyesi kadrolarının kadar Kadıköylülerin de imzası, katkısı vardır.
 
-Pişmanlıklarınız/yapmak isteyip de yapamadığınız projeleriniz oldu mu? Belki bu noktada Kadıköy’ün ana arterlerinin,Taşyapı arazisinin, Gazhane gibi yerlerin ilgili bakanlıklarda/İBB’de olduğunu Kadıköylülere hatırlatmak gerek..
Kent bir bütün; ana arterleri, parkları, ara sokakları, parkları, sahiliyle… . Ama bazı yetkiler Büyükşehir’de, bazıları ilçe belediyelerde. Bu ikiye bölünmüşlük iyi bir şey değil yönetim ve hizmet açısından. Biri görevini yapıp, diğeri yapmayınca sırıtıyor. Örneğin Boğa’dan rıhtıma inen ana caddeye bakın. Hali içler acısı. Niye? Çünkü Büyükşehir yapmıyor. Ara sokaklara, Bahariye’ye, Halitağa’ya bakın. Pırıl pırıl. Çünkü bizim kontrolümüzde. Büyükşehir Kadıköy’e hiç hizmet vermedi. Bilerek! Neden? Çünkü başka siyasi partiden. Ama biz muhalefette olmanın getirdiği dezavantajları Kadıköylülerle aşmayı başardık.
 
-“En başarılı bulduğunuz projeniz” diye sorsam, yanıtlaması zor bir soru olur sanırım…
Aynen. Bu bir babaya bir babaya hangi çocuğunu daha çok sevdiğini sormak gibi bir şey. Çok başarılı projelerimiz var, birini söylesem diğeri eksik kalır. Açıkçası, Kadıköy’de kafamı nereye çevirsem kendimi görüyorum. Bu beni mutlu ediyor. Başkanlıktan ayrılırken büyük bir gönül rahatlık duymam bundan kaynaklanıyor.
 
-Görevinizi bırakmaya hazırlanırken, nasıl bir ruh hali içindesiniz?
Okuldan mezun olmak gibi bu… Arkadaşlarınızdan ayrılma hüznü ile okulu bitirme sevinci. Kor gibi bir duygu var içimde… Ama dediğim gibi mesleki anlamda içim çok rahat. 25 yılda, Kadıköy’de nereye bakarsanız bizim eserlerimiz var. Örneğin sadece Özgürlük Parkı bile başlı başına bir olay! Bir daha öyle güzel bir park yapmak kimseye nasip olmayabilir.
 
Başkan’lar zaman zaman yönettikleri ilçede, kendi isimleriyle anılacak büyük bir eser bırakmak isterler. Sizin öyle bir arzunuz olmadı mı?
Zaman zaman basında yazıldı bu, önerenler de oldu. Ama bana göre yanlış. Farzedin ki biz Kadıköy’ün Sultanahmet’e bakan ucuna dev bir heykel yahut kule yaptık, ama kente 25 yıl boyunca hiz hizmet etmedik, insanlar mutsuz! Böyle bir şey olur mu? Bir belediye başkanının temel görevi, görev süresi boyunca ilçesinde yaşayanları mutlu etmektir. Şahsen ben, kendi dönemimde Kadıköylülerin mutlu yaşadığına inanıyorum. Görev süremin bitmesine az bir zaman kala, gerek Kadıköy sokaklarında, etkinliklerde karşılaştığım, gerekse de bizzat ofisime ziyarete gelen Kadıköylülerden güzel tepkiler alıyorum. “Bizi niye bırakıyorsunuz?” diye sitem eden, ağlayanlar da oluyor. Oysa bu bırakmak değil, yeni bir arkadaş gelecek, devam edecek inşallah...
 
-Genç siyasetçilere, Kadıköy’de ve başka yerlerde aday olanlara tavsiyeleriniz neler peki?
Başarılı olmak için öncelikle, aday olacakları bölgeyi, o bölgenin insanını ve o yerel yönetimim kadrolarını çok yi tanımalılar. Umarım adaylar bunu yapmışlardır. Belediyecilik bir uçağı kaldırmak gibidir. İlk 6 ay-1 yıl kritik. Uçağı havalandırdınız havalandırdınız! Yoksa sonrası zor. Eleştiriler bir başlarsa, o olumsuz görüşleri memnuniyete çevirmek zor. Yeni gelen başkanlar, eğer o belediyenin kadroları başarılıysa onlarla birlikte yol almayı kesinlikle denemeli. Biz Kadıköy’de 25 yıldır başarılı bir yönetim sergiliyoruz, bu trendin yükselerek devam etmesi gerek.
 
-Sizden sonra, Kadıköy belediye başkanlığına gelecek adaya, mesajınız var mı? Yeni başkan, sizce hangi projelere önem/öncelik vermeli?
Bütün projelerimiz başlı başına olaydı. Hepsinin sürmesi gerek. Kültür-sanatta müthiş mesafe kat edildi. Yapılacak işlerin başında tiyatrolara yetecek kadar salon yapmak geliyor bence. Bunun için yeterli alan olmayabilir ama yaratmak lazım. Biz Kadıköy’deki eski eserleri satın almaya başlamıştık, restore amaçlı. Bunlar mutlaka sürdürülmeli. Kadıköy, yaşam kalitesiyle Avrupa düzeyine ulaştı bile. Şimdi bunun üstüne yeni projeler eklemek lazım.
 
“Sadece Kadıköy’de nefes alabilirim”
Selami Öztürk, başkanlık döneminde hep özel yaşamını belediyeden geride tuttu. Toplantılar projeler, açılışlar derken, eve vakitlice gittiği gün sayısı epey az oldu hep. Belediye konularını ister istemez eve de taşıdı. Bir “yaşam tarzı” diye nitelediği belediyecilik nedeniyle neredeyse “özel bir yaşamı” kalmamış gibiydi. Şimdi bu yeni durumu kendine yönelik avantaja çevirmeyi istiyor. Bir süredir aksattığı sporunu yapacak düzenli olarak, izlemeyi istediği filmleri seyredecek, biriken kitapları okuyacak, yazılar yazılacak, ailesiyle birlikte uzun kahvaltılar yapacak, torunu Ada Ceyla’ya daha çok vakit ayıracak… Bu durumdan da en çok eşi Sevgi hanım, oğlu Cem ve kızı Sinem memnun. Kadıköy’den başka bir yere taşınmayı da asla düşünmüyor Selami Öztürk; “Kadıköy sınırları dışında, Boğaz’ın en güzel yerinde ev verseler yaşamam mümkün değil. Kadıköy’de nefes alıyorum ben” diyor.
Selami Öztürk, görev süresi bittikten sonra, ülke ortamında hiçbir şey olmamış gibi tatile filan çıkmayı düşünmediğini de vurguluyor ve siyaseti sürdüreceğini söylüyor; “Siyasete devam edeceğim. İlla bir konuma, mevkiiye gelmek için değil, CHP’nin iktidar olması yolunda üstüme düşen görevi, elimden geleni yapacağım. Bir yazıhanem olacak, orada çalışmalarımı sürdüreceğim. Şimdikinden biraz daha farklı ama siyasetten de Kadıköy’den kopuk olmayan bir yaşamım olacak.”
 
“Kadıköy’ün ciddi ve güvenilir bir gazetesi var”
 
Başkan Öztürk’ün “Kadıköy Belediyesi ve Kadıköylüler adına” sahibi olduğu Gazete Kadıköy hakkında düşünceleri;
Bir kamu kuruluşunun 15 yıldır bir gazete yayımlanması eşine rastlanır bir durum değil. Şansımız bizim o zaman KASDAV vakfımız olmasıydı. Gazeteyi bu vakıf aracılığıyla çıkardık. O zaman Ankara da, müfettişler de kabul etti. Şimdi yapmaya kalsak, kesin onlarca engellemeyle karşılaşırdık. Zaten bizim belediye olarak, her zorluğu kademe kademe aşmasını bilen, kararlı bir yapımız var. Zorluklar bizi yıldırmıyor. Gazete Kadıköy de bunun örneklerinden. Özellikle seçim döneminde Gazete Kadıköy çok faydalı. Gidin bakın diğer ilçelere; seçim öncesi yalan yanlış şantaj amaçlı yayın yapan bir dolu gazetecik türedi. Kadıköy’e böyle bir yayın yok. Niye? Çünkü zaten Kadıköy’ün ciddi, güvenilir bir gazetesi var! Kadıköy’ün belleği olan Gazete Kadıköy’e, yayın hayatındaki başarılarının devamını diliyorum.
(Başkan, sözün burasında Gazete Kadıköy ekibine ‘Gazeteye iyi bakın benden sonra’ diye son bir talimat veriyor esprili bir dille…)

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.