Haftalık Bağımsız Gazete 29 Eylül 2020

BAŞKA bir SİNEMA deneyimi MÜMKÜN!

Başka Sinema, vizyona girme şansı bulamayan filmleri yıl boyunca çeşitli sinemalarda göstererek seyirciye sınırsız bir festival deneyimi yaşatıyor.

BAŞKA bir SİNEMA deneyimi MÜMKÜN!

Başka Sinema, vizyona girme şansı bulamayan filmleri yıl boyunca çeşitli sinemalarda göstererek seyirciye sınırsız bir festival deneyimi yaşatıyor. İstanbul ve Ankara’da başlayıp Bursa ve Eskişehir’e yayılan Başka Sinema’nın Kadıköy mekânları ise Rexx ve Moda Sahnesi!
  
Semra ÇELEBİ
 
 
Kasım ayı itibariyle sinemaseverler, farklı bir sinema deneyimi yaşamaya başladılar. Alışveriş Merkezleri içinde, sadece “gişe” yapacak filmlere gösterim şansı tanıyan sinema salonlarına karşı yaşam mücadelesi veren semt sinemaları için bir umut doğdu. Başka Sinema oluşumu, festivallerden ödüllerle dönüp vizyona girme şansı bulamayan ya da bulsa da çok kısa bir süre vizyonda kalan filmlerin yönetmenlerini, yapımcıları, kaliteli film izlemek isteyen seyirciyi ve sinema salonu işletmecilerini mutlu edecek türden bir girişim.
Ulusal ve uluslararası sinema çevreleri tarafından ilgiyle bahsi edilen filmleri, 1 Kasım’dan beri İstanbul’da Beyoğlu Beyoğlu, Kadıköy Rexx ve Altunizade Capitol sinemalarında, Ankara’da ise Büyülü Fener Kızılırmak sinemasında izleyebiliyoruz. Şimdi bu salonlara yeni şehirler ve yeni salonlar da eklendi. Aralık ayı itibariyle İstanbul’da Kadıköy Moda Sahnesi, Levent Metro City Cinema Pink, Haramidere Cinetech Torium, Bursa Cinetech Korupark ve Eskişehir Kanatlı Cinema Pink’te de Başka Sinema filmleri gösterilmeye başlandı.
Üstelik “Festival filmleri izlenmiyor” görüşünün tam aksine seyirci filmlere bilet bulmakta zorlanıyor, salonlar doluyor. Kısacası Başka Sinema sayesinde sinemada bütün yıla yayılan sınırsız bir festival havası esiyor.
Proje Koordinatörü İmre Tezel ile Başka Sinema’yı konuştuk:
 
-Başka Sinema nedir? Nasıl bir oluşumdur?
Üstünde yaklaşık 9-10 aydır çalıştığımız bir oluşum Başka Sinema. Ortaya çıkma sebebi de şu: Bildiğiniz gibi yerli ve yabancı pek çok film artık Türkiye’de vizyona girememeye başladı. Bunlar ulusal ve uluslararası festivallerde ses getirmiş filmler oluyor genelde. Ya vizyona hiç giremiyorlar ya da bir hafta vizyonda kalıp çıkıyorlar. Bu nedenle de izleyiciye ulaşamıyorlar. İzleyici de bu filmleri görememekten muzdaripti. 
M3 Film ve Kariyo&Ababay Vakfı olarakBaşka Sinema oluşumunu yaratmak için bir işbirliğine gittik. Böylece her filmin en az 4 hafta vizyonda kaldığı, izleyicinin hangi sinemada hangi filmi izleyeceğinden en az bir ay önceden haberdar olduğu yeni bir oluşum Başka Sinema.
 
-AVM sinemalarına karşılık tekil sinema salonlarını desteklemeyi de hedefliyorsunuz sanırım değil mi?
Çok doğru. Başka Sinema’nın çıkış noktalarından biri de sektör içindeki birçok kişi ve kurumun yararına çalışması. Hem sinemaların olduğu durumdan daha iyi bir hale gelmesi, hem yapımcı ve ithalatçıların bu tür filmler yapmaya ve ithal etmeye devam etmesi, hem de dağıtımcıların bu filmleri izleyiciye ulaştırabilmesi için her açıdan düşünülmüş bir oluşum.
 
-Seyircinin de çok ilgisi var değil mi? Çoğu zaman bilet bulunamıyor.
Festivallere ilgi nasılsa Başka Sinema salonlarındaki filmlere ilgi de aynı şekilde. İlgi konusunda bir eksiklik içinde değiliz ama bugüne kadar bu festival filmlerinin ne zaman nasıl vizyona gireceği iyi tanıtılamadığı için seyirci ilgisi azmış gibi görünüyordu. Şu anda da bizim en büyük isteğimiz bu festival heyecanının bütün yıla yayılması. Bu arada festivallere rakip olmadığımızı da belirtmek isterim. Tamamen onların desteğiyle devam ediyoruz.
 
-Başka Sinema filmleri 1 Kasım’dan beri vizyonda ve her ay değişiyor. Bu filmleri neye göre seçiyorsunuz?
Sinemaseverlere çekici gelen bir öğe içermesi yeterli. Mesela “Bir Vampir Hikayesi” de bizim programımız içinde ve sebebi yönetmeninin Neil Jordan olması. “Mavi En Sıcak Renktir”in Cannes’da ödül alması bir etken. Yönetmenleri, festivallerde ödüllerle dönmeleri önemli tabi ama illa şöyle olacak gibi keskin sınırlarımız yok. Örneğin “Mavi Dalga” filmini biz festivallere katılmadan önce izledik ve programımıza aldık, yönetmenin ilk filmi olmasına rağmen. Ama film gerçekten sinemaseverlerin ilgisini çekebilecek öğeler ve ilkler içeriyor. Yani seçici kurulumuz bunun kararını veriyor ama gayet esnek bir bakış açısı var.
 
-Film gösterimleriyle birlikte söyleşiler gibi paralel etkinlikler de yapılıyor değil mi?
Başka Çarşamba diye bir etkinliğimiz var. Çarşamba geceleri ön gösterimler, kısa film gösterimleri, sürpriz film gecesi gibi etkinliklerimiz oluyor. Gerçekten inanılmaz bir ilgi var.
 
-Bizim gördüğümüz kadarıyla sinema salonları Başka Sinema filmlerine küçük salonlarını ayırıyorlar oysa ilgi büyük ve bilet bulunamıyor. Bu değişecek mi sizce?
Öyle umuyoruz. Tabii ki bu yeni bir oluşum ama bundan sonra izleyicinin ilgisi ve isteğiyle, sinemacıların da gidişatı görmesiyle salonlar daha büyüyecektir.
 
-Bilet fiyatları da vizyon filmleriyle aynı. İlginin artmasıyla bir düşüş söz konusu olabilir mi?
Bilet fiyatlarına biz müdahale etmiyoruz, sinema salonlarının her zamanki fiyatları fakat ileride “aidiyet kartı” çıkarmayı düşünüyoruz. İzleyicilerimiz bu kartla toplu bilet alımında indirim kazanabilecekler.
  
YENİ DÖNEM TÜRK SİNEMASI KADIKÖY’DE
Bu hafta Başka Sinema kapsamında Kadıköy’de Türkiye sinemasının son dönem filmlerinden ikisi izleyiciyle buluşuyor. Festivallerden ödüllerle dönen Yozgat Blues ve ilk kez perdeye yansıyan Özür Dilerim. Özür Dilerim, engelli bir insanı ve onun sağlık sorunlarıyla şekillenen bir ailenin iç dünyasını anlatıyor. Cemil Ağacıkoğlu’nun yönettiği filmde Güven Kıraç, Sema Poyraz ve Köksal Engür başrolleri paylaşıyor. Başrollerinde Ercan Kesal, Ayça Damgacı, Tansu Biçer ve Nadir Sarıbacak gibi oyuncuların yer aldığı Yozgat Blues festivallerde elde ettiği başarılarla bu yılın en çok söz edilen filmlerden biri oldu. Yozgat Blues filmi başarılı oyunculuklarının yanı sıra, üslubu ve taşraya dair ince anlatımıyla sinema eleştirmenlerinin ve izleyicilerin ilgisini çekti. Filmde zaman zaman incelikli bir mizah duygusu öne çıkarken de zaman zaman hüzünlü anlar yansıtılıyor.
Başka Sinema filmleri kapsamında bu hafta iki de yabancı yapım var. Bunlardan biri Bosna Hersek-Fransa-Slovenya ortak yapımı Bir Hurdacının Hayatı. 2001 yılında “No Man´s Land / Tarafsız Bölge” ile Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde Oscar kazanan Danis Tanovic´in çektiği bu dokunaklı olduğu kadar gerçekçi film, Bosna-Hersek’in 2014 Oscar aday olarak belirlendi.
Genç ve Güzel ise ünlü yönetmenFrançois Ozon’un son filmi. "4 mevsim ve 4 şarkıyla 17 yaşındaki bir kızın çağdaş portresi" olarak tanımladığı son filminde Ozon, Buñuelin meşhur Gündüz Güzeli filmini çağrıştıran bir öyküyü ele alıyor.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.