Haftalık Bağımsız Gazete 19 Nisan 2018

Başka bir dünya için müzik…

Kadıköy’ün alternatif gruplarından Sekerse Tehlike, müziğin dünyayı değiştirdiğine inanıyor.

Başka bir dünya için müzik…

Kadıköy’ün asi sesi Sekerse Tehlike, ‘’Belki biraz konuşmalıyız konuşmayanlara inat’’diyor.

 Fotoğraflar: GÖKÇE YAĞMUR

Kadıköy’ün alternatif seslerinden en kalabalığı, en isyankarı onlar. 6 müzisyenden oluşan Sekerse Tehlike grubunun henüz albümleri yok ama şimdiden pek çok konser verdiler bile. Şarkılarında isyan var; sisteme, iktidarın her türlüsüne… Evren Güner ile kurucusu olduğu grubu, müziği, kapitalizmi, Kadıköy’ü ve daha pek çok konuyu masaya yatırdık.

 

Grubun nasıl kurulduğunu öğrenelim önce.
Grubun vokali Yasin’le (Parlak) eski arkadaşız zaten. Ben lise yıllarından beri müzik yapmak istiyorum hep. İşsiz kaldığım, çok boş vaktimin olduğu bir dönemde Yasin’e dedim ki; ’Sana şarkı yaptım ama 20 liranı alırım’ (gülüyor). Yasin geldi, ‘N’oluyo’ şarkısını dinledi, hakikaten de verdi parayı. (gülüyor). Sonra dedik ki biz niye grup kurmayalım ki! 3-4 yıl önce grubun temellerini böyle attık. Diğer insanları peyder pey gruba dahil ettik, Zaten Kadıköy’de müzisyen bulmakta sıkıntı yok.
 
-6 müzisyensiniz. Şarkıları 6 kişi birlikte mi yapıyorsunuz? Zor olmuyor mu?
Açıkçası tüm grup elemanlarının potansiyellerini ortak potada eritmeyi beceremedik hala. Şarkıları çoğunlukla ben yapıyorum, sonra çalıyoruz ve stüdyoda şekilleniyor. 
 
-İlk klibi de 20 liralık şarkıya çektiniz, değil mi? (gülüşmeler)
Evet evet! Klibi çeken arkadaşımız Özen Özsarı’ya çok teşekkürler.
 
-Godaman şarkınızın klibindeki görüntüler Gezi Direnişi’nden, değil mi
Evet ama esasen o bizim çok da içimize sinmeyen bir iş. Sanki, hani böyle kalkan gemi var ve o gemiye bizde binelim gibi bir şey hissettik
 
-Gezi’den ‘ nemalanmak’ gibi mi?
Aynen. Kendimizi kötü hissettik. Acaba çiğ bir davranış mı oldu diye düşündük. Gerçi çok da pişman değiliz. Sonuçta Gezi çok önemli bir şeydi, kenarından da sürtünmek iyi geldi bize!
 
-Gubun adı nereden geliyor? Bildiğim kadarıyla futbol spikerlerinin bir deyişi.  
Havadan gelen bir top var ve o topun nereye düşecegi belli değil. Bir şekilde sekip kaleye de girebilir, futbolcu o topu ıskalayabilir de.
 
-Müziğinizde neye denk geliyor bu?
Açıkçası yaptığımız müziğin karşılıgı oldugu için bu ismi koymadık ama öyle bir alam yüklemek gerekirse; grup dinleyenleri ile bir yere sekerse yani onlarla iletişime geçerse… Teoriden pratiğe geçerse yazdığımız sözler… Şarkılarımızda toplumsal meselelerden bahsediyoruz. Hedef aldığımız kitle de orta sınıf. Tv seyreden, işine gücüne giden, memlekette olan bitenle ilgisi olmayan insanlarda bir duyarlılık yaratmaya çalışıyoruz.
 
‘’İNSANLARI ŞARKILARLA UYANDIRMAK…’’
 
-'Şarkılarla uyandırmak’ dediğiniz de bu sanırım.
Evet evet! Bu insanlarla birlikte sekerse, yani pratiğe geçerse, onları kafasında bir soru işareti yaratırsak…
-
Yani sistemle olan derdiniz, şarkılarınızla anlatıyorsunuz?
Ciddi sıkıntılarım var sistemle ilgili. Sola, sosyalizime inanıyorum. Hayatın pratiğini yaşarken duyduğum rahatsızlığı da şarkılara yansıtıyorum. Mesela AKP’nin inşaat sektörüyle ne noktadan ne noktaya geldigini biliyoruz. Godaman buna dair bir şarkı.
N’oluyo’da kapsayıcı bir sistem eleştiri yapmaya çalıştık.
 
-O halde konserleriniz ‘devrimci’ bir atmosferde geçiyor olmalı?
Konserlerimiz çok kalabalık olmuyor açıkçası.
 
-Ama çok konser veriyorsunuz. Demek ki aslında bir talep var.
Biraz insan ilişkileri üstünden yürüyor. Mesela sağolsun Aysun Gündoğdu sayesinde KadıköySahne’de çıktık. Orada gerçekten kalbur üstü gruplar sahne alıyor. Biz onlara göre -müzikal anlamda olmasa da-,  seyirci kitlesi anlamında daha aşağıdayız.
- Dinleyicimiz az diyorsunuz. Ama belki de insanlar ağır ve manalı sözler yerine kendilerini eğlendirecek şarkıları tercih ediyorlardır.
Olabilir. İnsanların eşlik edebilecegi şarkılar değil bizimkiler. Belki nakaratlara eşlik edebilirler çünkü sürekli bir söz akışı var. Şarkıları önceden dinlememiş biri için
direkt konserde dinlemek zor gelebilir.
 
-Mesela sizin tarzınıza yakın müzik yapan Hakan Vreskala var. Onu çok seviyorum ve konserine gitmeden once şarkı sözlerini okurum. Yani dinleyicinin de biraz emek harcaması gerekmez mi? Dinleyicilere sizin adınıza mesaj vermiş gibi oldum ama…
Biz bunu söyleyemedik, sen bizim adımıza söyledin Gökçe, iyi oldu.  Aynen öyle düşünüyoruz. Senin yaptığın çok hoş çok bize özgü bir tarz değil esasen.
Ben mesela müzik yaparken eski kafalı bir adamım. Şarkının bir hikayesi olmasını, tekrar etmemesini önemserim. Ancak bugünün dinleyicisi tekrardan çok hoşlanıyor. Bunu olumsuz manada söylemiyorum illaki. Benim de çok sevdiğim pop şarkılar olabiliyor. Bu çağda insanlar kolay anlayabileceklerini tercih ediyorlar. İstiyor ki müzik onu içinde bulunduğu sıkıntılı ortamdan kurtarsın, müzik ona kendini iyi hissetirsin, müzik gittiği bir ortamda sosyaleşmek için ona yardımcı olsun.
-Şarkıları yaparken dinleyiciyi gözetiyor musunuz?
İnsanlar farklı bir şey bekliyor diye yaptığım şeyden vazgeçmeyi düşünmüyorum. Bizi dinleyen senin gibi 5-10 tane insan olsun, naptığımızı bilsinler, biz yeter. Gerçi şöyle de bir durum var; şarkılarla insanları uyandırmak misyonunu düşününce, hedeflediğimiz orta sınıfa nasıl ulaşacağımızı da bilemiyorum.
 
 

 MÜZİK SİHİRDİR

-Müzik dünyayı degiştirebilir mi?

 

 Müzik dünyayı degiştiriyor! Jimi Hendrix, The Doors, Beatles ve nice müzisyenler dünyayı değiştirdi. Müzik sadece müzik değildir. Müzik sihirdir, insanları hipnotize eder. Mesela hayretler içinde dinlediği dj müzikleri milyonlarca insanı transa sokuyor resmen.
 
-Müziğinizin tarzı ne? Dinlediğimde benim aklıma ‘alternatif rap’ gibi bir tanım geldi mesela.
Aslında tek bir tarz yok gibi, biraz da şarkıya göre değişiyor. Altyapı konusunda bir tutarlılığımız olmadığı söylenebilir.Müzikal anlamda böyle bir eleştiri olabilir ama  bundan rahatsız değiliz. Bir tutarlılık hedeflemesi doğru mudur? Tartışılır. O yüzden tarzımızı soranlara, şakayla karışık ‘Gelişine!’ yanıtını veriyoruz. O an ne yapmak istiyorsak onu yapıyoruz.
 
-Belki de kimi dinleyicinizin hoşuna gidiyordur böyle çalıyor olmanız?
Sahneye çıktığında ortalığı kavuran adamlar değiliz, kendi çapında, küçük, Kadıköylü bir grubuz. Ama ‘İsteyen dinlesin istemeyen dinlemesin’ algımız da yok. Mümkün olduğu kadar çok insan dinlesin, rahatça anlasın isterim.
 
- Albüm yapmak gibi bir derdiniz olmadıgı kanaatine kapıldım. Doğru mudur?
Kısmen. Şuan bulunduğumuz yeri bile hayal etmemiştik, konserler, röportajlar filan. İlla album yapalım diye planlamamıştık elimizden tutup, aklımızdaki müziği yapmamıza yardım edecek bir plak şirketi olursa, neden olmasın?
 
-Sizin gibi alternative gruplar genelde albümlerini bağış yöntemiyle dinleyicisine sunuyorlar. Siz, bir albüm yapıp şarkıları parayla satma düşüncesine nasıl yaklaşıyorsunuz?
Valla biz paraya karşı insanlar değiliz tabi (gülüşmeler)  
 
-İlk şarkısını 20 milyona satmış birisiniz neticede (gülüyorum)
Şaka bir yana gönül ister ki müzikten hayatlarımızı geçindirebileceğimiz parayı kazanalım. Keşke paramız olsa da böyle bir yere kapansak tüm müzisyenler. Doğal bir ortamda, müzik yapsak, kitap okusak filan.
 
-Yakın zamanda var mı planladığınız bir konser var mı ?  
 Şuan için yok. Son 1 senedir çok konser verdik. Biraz kendimize dönüp yeni şarkılar yapmak niyetindeyiz.
 
SEVİMLİ, USLU KEDİLERİN MEKANI
Kadıköylüyüm, burada doğdum, burada yaşıyorum, burada müzik yapıyorum. Kadıköylülük bizim için çok önemli. Bülent Ortaçgilin bir şarkısında dediği gibi ‘sevimli, uslu, küçücük gözlü, küçük kediler’in mekanı burası. Mesela ben Beyoğlu’ndan korkuyorum. Polisiye bir korku değil bu. Orada herkes ağır bir Tarantino filminin dramında gibi, insanların bakışları bile bir degişik geliyor bana. Oysa Kadıköy hayatı çok köşeli, çok bağır çağır yaşamayan insanların yeri. Orta sınıf küçük burjuvaların, halen gayri müslimlerin de yaşadığı bir yer. Başka semtlerdeki gibi paramparça olmuş hayatları, tırmalayan insanları Kadıköy’de çok göremezsınız. Gerçi sınıfsal açıdan bakıldığında bu çok da övünülecek bir şey değil ama. Kadıköy’de insanlar hayatı daha rahat ve hafif yaşıyorlar. Elbette bunun hayata bakışımıza, müziğimize yansıması oluyor.
 
‘’Sadece dinleyerek değil eyleyerek…’’ diyen Sekerse Teklike ekibi;
-Yasin Parlak (Vokal )
-Evren Güner (Vokal & Ritim Gitar )
-Onur Yıldırım (Klavye )
-Berk Evren (Bas Gitar )
-Ulaş Şenyurt (Solo Gitar )
-Gökhan İvgen (Davul )
 
-Ne Sekerse Tehlike? Şarkılarıyla yaratmak / uyarmak / uyandırmak istediği duyarlılık dinleyende karşılık bulur ve teoriden pratiğe sekerse egemenler için, sekmezse tüketici özne haline gelen dostlar için.
-Neden Sekerse Tehlike? Çünkü dayatılan ve diretilen; tüketim endeksli, apolitize , çevre düşmanı, şiddet fetişisti postmodern yaşama karşı duyulan iç bulantısını gidermek için , derdini anlatmak ve bu anlatının karşılığını bulmak bir olasılıkdır.
-Ne ile Sekerse Tehlike? Şarkılarını dinleyen ve o şarkılarda kendinden bir şeyler bulan insanlarla.
- Nasıl Sekerse Tehlike ? Sadece dinleyerek değil eyleyerek... İnandığını teoriden pratiğe geçirerek, rahatsızlık duyduğunu değiştirmek için birlikte hareket ederek, farklıları ve ötekileri anlamaya çalışarak.
- Nerede Sekerse Tehlike ? Sokakta , evinde , arabanda
- Sekmezse ? Sekecek , sekmeli , sekene kadar , seke seke !
 
 

 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.