Haftalık Bağımsız Gazete 25 Nisan 2018

200 bin Suriyeli göçmen sokaklarda!

Suriye’de 3 yıldır devam eden iç savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin sayısı 1 milyon 200 bine ulaştı.

200 bin Suriyeli göçmen sokaklarda!

Suriye’de 3 yıldır devam eden iç savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin sayısı 1 milyon 200 bine ulaştı. Çoğunluğu barınacak bir çatı bulsa da 200 bin Suriyeli göçmeny sokaklarda, parklarda, naylon çadırlarda, inşaatlarda yaşıyor. İstanbul’un sokaklarını mesken eyleyen Suriyeli sayısı ise 50 bini geçmiş durumda. Son aylarda Kadıköy’ün hemen her sokağında, köprü altında, parkında çocuklarıyla dilenmek zorunda kalan Suriyeli göçmenleri görmek kaçınılmaz…
 
Nişantaşı Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğr. Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nil Mutluer, "Artık Suriyeliler beraber yaşayacağımız toplumsal kesim olarak görüp buna göre sosyal politikalar üretmek zorundayız." derken, gazeteci-yazar Emine Uçak Erdoğan "Suriyelilerin yaşadığı heran herkesin başına gelebilir. Bu yüzden yaşanan olumsuzlukların mültecilerden kaynaklanmadığını unutmamalıyız"diyor.

Semra ÇELEBİ
Suriye’de son üç yıldır süren çatışmalı ortamdan kaçan 4 milyondan fazla insan yerlerinden yurtlarından ayrılmak zorunda bırakıldı ve 2,5 milyona yakın insan komşu ülkelere sığındı. Sığınılan bu ülkelerin başında Suriye ile 877 kilometre sınırı olan Türkiye geliyor. Suriye’den Türkiye’ye kaçanların sayısının sınırdan yasadışı girenler de dâhil edildiğinde 1 milyon 200 bini aştığı tahmin ediliyor.
220 bin Suriyeli Türkiye sınırları içerisinde kurulan 24 kampta kalırken, 250 bini ise Türkiye’deki akrabalarının yanına yerleşti. 530 bin Suriyeli kendi imkânlarıyla Türkiye’de ev tutup barınırken, kampların dışında sokakta, derme çatma naylon çadırlarda, parklarda veya inşaatlarda ise 200 bin Suriyelinin yaşadığı belirtiliyor.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD)  alınan bilgilere göre sokakta yaşayan Suriyelilerin başı çektiği il ise İstanbul. İstanbul’da 250 bin Suriyelinin yaşadığı ve bunların 50 bininin ise sokaklarda barındığı kaydediliyor.
 
DİLENCİLİK YAPMAK ZORUNDA KALIYORLAR
Kamplar dışında yaşayan yüz binlerce Suriyeli, İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep ve Şanlıurfa gibi metropollerde işsizlik ve barınacak yer ihtiyacı nedeniyle dilenciliğe başlıyor. Birçokları otobüs duraklarında, parklarda ve metruk binalarda yaşamaya çalışıyor. İş bulabilecek kadar şanslı olanlar ise çok düşük ücretlere inşaat, tekstil, makine gibi sektörlerde güvencesiz olarak ve yarı ücrete çalıştırılıyor. Uzmanlar Türkiye’nin sığınmacıların ihtiyaçlarını daha fazla kamp kurarak halletmesinin mümkün olmadığını belirterek, Suriye krizinin daha da uzayacağı ve sığınmacıların geri dönüş ihtimallerinin azalacağı öngörüsüyle konuya ilişkin kalıcı çözümler üretilmesinin kaçınılmaz olduğunu kaydediyor.
 
 “GEÇİCİ KORUMA” ALTINDALAR
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin aktardığı bilgiye göre Türkiye, “Geçici Koruma” rejimi kapsamında, Suriyelilere sınırsız kalışı, zorla geri göndermeye karşı korumayı ve acil ihtiyaçlara yanıt veren kabul düzenlemelerine erişimi içerecek şekilde koruma ve yardım sağlamakla yükümlü. Ancak “yasal göçmenlik” statüsü vermek mecburiyetinde değil.
Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Nişantaşı Üniversitesi Sosyoloji Bölümü akademisyenlerinden, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi PM üyesi Yrd. Doç. Dr. Nil Mutluer, Nisan 2014’te yürürlüğe giren Yeni Yabancılar Yasası ile birlikte Suriyelilerin geçici koruma altına alındığını belirtiyor.
Hükümetin Suriyelilere “iyilik” yapıyormuş gibi politika yaptığını söyleyen Mutluer, “Oysaki uluslararası hukuka göre Türkiye zaten sınır komşusu bir ülkeden, savaştan kaçan insanlara sahip çıkmak zorunda. Bu insanları sığınmacı olarak korumak zorunda. “diyor.
 
 “SURİYELİLER ARTIK BERABER YAŞAYACAĞIMIZ BİR KESİM”
Mutluer’in verdiği bilgiye göre Suriyeli göçmenler 8 yıla kadar Türkiye’de kalabiliyor. 8 yılın ardından ise ya kendi istekleriyle geri dönüyor ya da bu ülkeye entegre oluyorlar. Nil Mutluer artık Suriyelilerle beraber yaşam fikrine alışmamız gerektiğini belirterek şunları söylüyor:
“Artık Suriyelileri beraber yaşayacağımız toplumsal kesim olarak görmek ve buna göre sağlık, eğitim, barınma gibi ihtiyaçlarını sosyal politikaların içine doğal bir şekilde almak zorundayız. Sadece Suriyeliler için değil tüm göçmenler için bu geçerli. Çünkü Türkiye bir geçiş ülkesi. Yurttaşlık anlayışının değişmesi gerekiyor. Çoğulcu, sınırötesi bir yurttaşlık anlayışı yaşama geçirilmeli.”
 
 “GÖÇMENLER HAKLARINI BİLMİYOR”
Suriyeli göçmenlere nasıl yaşam hakkı sağlanacağını sorduğumuz Mutluer, bunun aslında devletin görevi olduğunu vurguluyor: “Bu, devlet politikalarıyla gelişecek bir şey. Aslında bazı haklara ulaşabilir durumdalar ama bunu bilmiyorlar. Göçmenlerin hakları ne, nelerden yararlanabilirler konusunda hem Suriyelilere hem de kamu kurumlarındaki yetkililere bu hizmetin sunulması gerekiyor.”
Sokakta dilenerek yaşama mücadelesi veren Suriyeli göçmenlerle ilgili de özellikle kadınlar ve çocuklar için acil eylem planlarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor Nil Mutluer: “Her şeyi yerel yönetimler, belediyeler yapamaz elbette ama onların da yapabileceği acil çözümler var. Kadınlar ve çocuklar için hijyen çok önemli. Belki barınacak yer bulunamaz ama küçük çamaşırhaneler kurabilir. Bu tür çözümler için devleti beklemeden harekete geçmek gerek.”
 
“TOPLUM SURİYELİLER KONUSUNDA BİLİNÇLENDİRİLMELİ”
Son günlerde Kayseri’de ve Adana’da Suriyelilere yönelik gerçekleşen saldırıları hatırlattığımız Mutluer, toplumdaki önyargının yok edilmesi için bilinçlendirmenin önemine vurgu yapıyor: “Suriyelileri hakları, yetkilileri görevleri konusunda bilinçlendirmek konusu kadar toplumu göçmenler konusunda bilinçlendirmek de o kadar önemli. Bu insanların savaştan kaçtıklarını, yeni bir hayat kurmaya çalıştıklarını anlatmak zorundayız. Dayanışma ağlarının örülmesi gerekiyor. Kadıköylülerin bu bilinçte olduklarına inanıyorum.”
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun “Suriyeliler de Suriyeli dilencilerden imajları lekelendiği için rahatsız.” açıklamasını sorduğumuz Mutluer şunları söylüyor: “Bu çok tehlikeli bir açıklama. Bu mesele Suriyeli, Türkiyeli meselesi değil, sınıfsal bir mesele. Maalesef Suriyelilerin de zenginleri ve fakirleri var. İşte bu yüzden de dayanışma çok daha önem kazanıyor. Vali’nin açıklamasıysa çok ötekileştirici.”

GAZETECİ ERDOĞAN: “SURİYELİLERİN YAŞADIĞI HER AN HERKESİN BAŞINA GELEBİLİR”
Türkiye’deki Suriyeli göçmenlerle ilgili sık sık yazılar yazan gazeteci-yazar Emine Uçak Erdoğan, sığınmacıların “mülteci” olarak tanınmamalarının kayıt altına alınmalarından yerleşim ve hak talebine kadar birçok soruna sebep olduğunu belirtiyor. Erdoğan “Ancak bundan da önemlisi uzun vadeli bir stratejinin yürütülmeyişi başlı başına büyük bir sorun. Ve mülteciler konusunun kamplar dışında tamamen sivil toplum kuruluşlarına bırakılması zorlukların artmasına sebep oluyor.” diyor. Suriye’de sular durulsa bile gelenlerin büyük çoğunluğunun bir daha geri dönmeyeceğinin kabul edilmesi gerektiğini belirten Erdoğan: “O yüzden devletin entgre için kalıcı çözümlere gitmesi gerekiyor. Bunların başında iskân sorununun çözülmesi, eğitim ve istihdam sağlanması ve sonrasında da vatandaşlığa alınmaları geliyor” diyor. Gazeteci Erdoğan’ın vurguladığı bir başka çarpıcı nokta ise şöyle: “Öncelikle şunu unutmamak lazım Suriyelerin yaşadığı her an herkesin başına gelebilecek bir durum. Topraklarımız yüzyıllardır göçlere ve iskânlara sahne olmuş. Yaşanan olumsuzluğun mültecilerden kaynaklanmadığını onların bir zulmün kurbanı olduğunu unutmamamız lazım.”
 
RAKAMLARLA SURİYELİ GÖÇMENLER
1 MİLYON 200 BİN: Türkiye’deki Suriyeli mülteci sayısı
530 BİN: Kendi imkânlarıyla ev tutan Suriyeli sayısı
220 BİN: Kampta yaşayan Suriyeli sayısı
250 BİN: Akrabalarının yanına yerleşen Suriyeli sayısı
200 BİN: Sokaklarda yaşayan Suriyeli sayısı
250 BİN: İstanbul’da bulunan Suriyeli sayısı
67 BİN: İstanbul’da kayıtlı Suriyeli sayısı
50 BİN: İstanbul’da sokaklarda yaşayan Suriyeli sayısı
24: Türkiye’deki kamp sayısı

 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.