Haftalık Bağımsız Gazete 19 Ekim 2018

138 yıllık opera dostluğu…

‘Köprüler karaları, besteciler insanları birleştirir’ sloganıyla başlattığı Sesler Hazinesi projesiyle Opera Sanatçısı Niyazi Ölmez, Avrupa’daki sesimiz oldu. Ölmez’le Kadıköy Belediyesi...

138 yıllık opera dostluğu…

‘Köprüler karaları, besteciler insanları birleştirir’ sloganıyla başlattığı Sesler Hazinesi projesiyle Opera Sanatçısı Niyazi Ölmez, Avrupa’daki sesimiz oldu. Ölmez’le Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda buluşarak, sıcak bir sohbet yaptık.

Geçtiğimiz hafta Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda buluşup, sıcak bir sohbet yaptığımız Türk operasının önemli isimlerinden Niyazi Ölmez, Türk Opera Tarihi’ne adını kazıya kazıya yazdırmayı başaran ender sanatçılarımızdan birisi. 2008 yılında uzun ve detaylı bir araştırma sonucunda kaleme aldığı “Sesler Hazinesi” kitabı sanatçının yaşamında önemli bir dönüm noktası oldu dersek abartmış olmayız. Tabii bu rastlantı olmadı Niyazi Ölmez’e göre. O, Sesler Hazinesi’ni kaleme alırken büyük hedeflerle yola çıkmış ve hedefine de manevi anlamda ulaşmış. Tamamen kendi çabalarıyla ve büyük özveriyle yaşamını sanatına adayarak hazırladığı eseri öyle bir kapı açtı ki kendisine.
İstanbul Devlet Opera ve Balesi Sanatçısı Niyazi Ölmez, “Köprüler karaları, besteciler insanları birleştirir” sloganıyla başlattığı Sesler Hazinesi projesiyle Avrupa’daki sesimiz, nefesimiz oldu. Türkiye’de aradığı ilgiyi gördü mü orası tartışılır ama Almanlar Niyazi Ölmez’i ve operaya gönül veren ekibini bağırlarına bastı geçtiğimiz yıl 24 Ekim’de Almanya’nın Bayreuth kentinde.


KANUNİ İÇİN AVRUPALILAR 23 OPERA BESTELEDİ
Üstad Niyazi Ölmez bin bir emekle kaleme aldığı ve sanat dünyasına sunduğu “Sesler Hazinesi” eserinde “Batılı Bestecilerin 17. yüzyılda Etkilendikleri Türkler” başlıklı bölümünde okurları hayret içinde bırakacak bilgilere yer vermiş. Kitapta; 1719-1853 yılları arasında Floransa, Napoli, Torino, Roma, Prag, Paris, Lizbon, Venedik, Ramsberg, Stokholm, Viyana, Milano, Petesburg, Londra, New York gibi kentlerde Batılı besteciler tarafından Viyana kapılarına dayanan Kanuni Sultan Süleyman için 23 opera eseri hazırlandığını, bunun, Batı’nın Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’a hayranlığının bir göstergesi olduğunu öğrenmek öyle heyecan verici geliyor ki…
İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet için 4, Cengiz Han için 8, Barbaros Hayrettin Paşa için 15 opera eseri bestelendiğini ise şaşırarak okuyorsunuz. Besteci J.W.Wranck’ın, L.Von Bostel’in metninden bestelediği 2 perdelik “Cara Mustapaha” (Veziri Azam Kara Mustafa Paşa) operasının sahnelendiğini öğrenmek de Osmanlı’nın Avrupalı gözüyle sanata konu edilecek kadar önemli ve hayranlık uyandıran bir imparatorluk olduğunu adeta kanıtlıyor. Niyazi Ölmez, eserinde dönemin bestecilerinin Osmanlı’nın ününden faydalanma gayreti içinde olduklarını da ifade ediyor.


OSMANLI OPERAYA SAHİP ÇIKTI
400 yıldır bütün görkemi ve toplumların kültür düzeylerini yükselten yapısı ile günümüzde operayı yüzyılımızın en önemli sanat dalı olarak nitelendiren Niyazi Ölmez, Türkiye de 20’nin üzerinde opera yapıtının araştırılmayı, incelenmeyi ve sunulmayı beklediğini söyledi. Bu eserlerdeki librettoların sağlam ve gerçek konular üzerine oluşturulduğunu belirten Niyazi Ölmez, “Toplumsal felsefesi ve yansımaları sunulmaya değerdir. Bu çerçeveden bakıldığında kültürel anlamda doğu ile batı arasında bütün sentezlerin birleştiği olağan üstü zenginliği ile Türk opera eserleri dünya sahnesinde sergilenmeyi beklemektedir. Sultan Abdülaziz’in ciddi katkılarıyla Bayreuth Opera Binası’nın yapımında harcadığı çaba ve maddi yatırım, Osmanlı ile Türk toplumunun operaya olan yakınlığının bir göstergesidir” dedi.
Orta Avrupa opera sanatı denilince akla Alman ekolünün geldiğini, bu ekolün dünya opera sanatına büyük bir katkı sağladığını ifade eden Ölmez, “Ne ilginçtir ki İtalya’da bestelenen bütün eserler 1830’larda İstanbul’da sıkça oynanmaktadır. İlginç olan tarafı her yeni eser mutlaka İstanbul’a turne yapar. Bu da o zaman ipek yolunun konaklama ve en büyük merkezi olması ilginçliğidir. Ancak bütün bu imkânları Osmanlı padişahlarının sağlaması diğer ülkelere elçiler gönderip operalar hakkında raporlar istemesi bu sanata önemli katkı teşkil eder. O tarihlerde İngiltere’de konservatuvar olmamasına rağmen Osmanlı döneminde Sultan Abdülaziz’in 60 kişiden oluşan konservatuvarı açması kayda değerdir. İşte 1872 tarihi bu açıdan önemlidir. Wagner ve Sultan Abdülaziz buluşması Bayreuth operasının temellerini atar. Daha sonraki yıllardan günümüze kadar birçok Türk ve Alman besteci ve sanatçıları karşılıklı çalışmışlardır. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, konservatuarların kurulması için Alman besteci ve kompozitörler Prof. Paul Hindemit ve Prof. Carl Ebert gibi dehaları sahiplenmiş ve Türk sanatçılarının yetişmesini sağlamıştır” açıklamasıyla Osmanlı’nın ve genç Türkiye Cumhuriyeti’nin opera sanatının gelişmesine önemli katkıları olduğunu vurguladı.


SULTAN OPERAYI SEVERSE…
23 Eylül 1872 yılında Almanya ile başlayan sanatsal birliktelik Osmanlı Sultanı Abdülaziz’in opera sanatına olan sevgisiyle başlıyor. Bu sevgi Sultan’ın Richard Wagner ile tanışmasına vesile olacaktır. Bu tanışma sonrası sanatsal birlikteliğe karar verilir ve iki dost ülke arasında 138 yıl sonra tekrar hatırlanacak sanat dostluğunun hikâyesi başlar. 138 yıl önce imzalanan belgeyle Osmanlı Sultanı Abdülaziz 300 Talern karşılığı Bayreuth’ta “Nibelungen’in Yüzüğü” adlı operada çok konforlu ve rahat bir koltuğa oturmaya hak kazanır.


NİYAZİ ÖLMEZ AVRUPA’DA SES GETİRDİ

Tam 138 yıl sonra, Sesler Hazinesi projesinin yaratıcısı, opera sanatçısı Niyazi Ölmez ile birbirinden yetenekli opera sanatçılarından oluşan kadrosu, İstanbul’da saygın üniversite ve kültür merkezlerinde verdiği konserlerin ardından opera sanatının bilinmezliklerini farklı bir dille anlatmak, operayı sevdirmekten ziyade tanıtmak için “Sesler Hazinesi” adı altında konserlerini aralıksız sürdürdü. Bugüne kadar yaklaşık 5000 kişiye ulaşan konser, Niyazi Ölmez’in aynı adla kaleme aldığı kitabından sahneye uyarlanarak hazırlandı. Ölmez ve her biri kültür elçisi birbirinden başarılı ekibi; Türk Operası’nın kalite ve zenginliğini Avrupalıya sunmak, geçmişte opera sanatıyla temeli atılan ilişkileri yüzlerce yıl sonra tekrar başlatıp, geliştirmek için “Sesler Hazinesi”nin Almanya turnesini yapmaya karar verdi. Aslında Richard Wagner adına kurulan Vakfın daveti üzerine başlayan turne, Niyazi Ölmez ve ekibine opera sanatına Türklerin ne denli katkılarda bulunduğunu tüm dünyaya gösterme fırsatı da sundu. İlk kez Almanya’nın Bayreuth şehrinde 24 Ekim 2010 tarihinde dünya prömiyeri yapılan ve bir belgeselle desteklenen program Almanya’da büyük ilgi gördü ve basında geniş yer buldu. “Sultan Abdülaziz’in Torunları Bayreuth’dalar” dedirten Sesler Hazinesi Almanya turnesine; Yönetmen ve Bariton olarak Niyazi Ölmez, Müzik Direktörü olarak Dr. Aydın Karlıbel, Sopranolar Özlem Abacı, Pınar Temizel Çulha, Yeliz Çelikkol, Gülbin Kunduz, Gülin Dönmez, Tenorlar Mehmet Salkım, Ali Murat Erengül, Bas’ta Ercüment Ali Özinanç, piyanoda Dr.Aydın Karlıbel, kemanda Elif Eglar Susam, Ayça Aksöz, viyolonselde Feride Berin Varol, flütte Ayça Sunam İçen katılırken, projenin koordinatörlüğünü Gülin Dönmez, ses ve ışık tasarımını Ersin Kızılkaya yaptı. Özlem Abacı ve Aziz Güngör’ün sunumuyla hafızalarda unutulmayacak anılarla yerini alan programın Türkçe eserlerden oluşan ikinci bölümünü hayranlıkla dinleyen Almanlar, Niyazi Ölmez ve ekibini ayakta alkışladılar. Program sonunda Bayreuth Belediye Başkanı Dr. Michael Hohl’dan teşekkür belgesi alan Niyazi Ölmez Wagner Vakfı’nın Türkiye temsilcisi oldu.

SESLER HAZİNESİ DÜNYA KÜTÜPHANELERİNDE
Yanlış ve genel kanının aksine operanın sadece belli bir sınıfa ait olmadığını özellikle vurgulayan Niyazi Ölmez aynı zamanda yönetmenliğini de üstlendiği konserler, belgesel ve danslar eşliğinde operanın bilinmezlerini bilinire dönüştürmeyi amaçlıyor aslında. 32 yıllık opera ve koro sanatçısı Niyazi Ölmez’in, operanın tüm bilinmezliklerini anlattığı “Sesler Hazinesi” kitabı; Amerika’nın California eyaletindeki Ucla Üniversitesi Milli Kütüphanesi’nde, Japonya’daki Tokyo Toyobunko Milli Kütüphanesi ve Avusturya’nın Viyana şehrinde bulunan bir müzik akademisinin milli kütüphanesinde “Türkçe versiyonu” ile okurlarla buluştu.
Amacı operayı sevdirmek değil “tanıtmak” olan bu kitabın en önemli özelliği; opera sanatının kapısından içeri yeni adım atmış ya da atacak olan, ancak opera sahnelerinde yer bulamayanlara, solistlik ve konser disiplini konusunda rehber olmak. Rehber yetmez adeta kapsamlı ve vefa duygusuyla yoğrularak hazırlanmış bu kitap bir fener olmuş. Ellerine, emeğine sağlık Niyazi Ölmez dedirten bu eser çok eskiye uzanan opera ve sanat tarihimizi bir düzen halinde görsellerle sunuyor. Çok beğeni ve teşekkür almış Ölmez. Kitapta ismini görerek, unutulmadığını, küçük de olsa hatırlandığını gören birçok İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçısının gözyaşlarıyla kendisini arayıp teşekkür ettiğini söyleyen Ölmez, “Bu çalışmaya maddi ve manevi çok emek verdim. Bu geri dönüşler tüm yorgunluğumu alıyor. Ne kadar doğru bir çalışma yaptığımı hatırlatıyor” dedi.


KALBİMİZİ ISITAN MELODİLERLE KARŞINIZDA

50 opera, 13 operet ve müzikal, 13 senfonik konser, 1çocuk oyunu, 2 bale eserini solo, koro ve danscı olarak 30 yılda yüzlerce kez oynayarak elde ettiği repertuvara sahip olan sanatçı; 1955 yılında İstanbul’da doğdu, lise eğitimine Fenerbahçe Lisesi’nin “Fen bölümü”nde, mesleki eğitimine de İstanbul Devlet Konservatuvarı “Şan Bölümü”nde Prof. Güzin Gürel’in sınıfında başladı. Niyazi Ölmez, 1979 yılında İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde Opera sanatçısı ve korist oldu. Türk Opera Tarihi’nin usta mezzo sopranolarından olan Belkıs Aran ile iki yıl “opera ve sahne” konulu çalışmalar yaptı. Opera tarihi ve İstanbul Operası’nın kuruluşu üzerine çalışmalar yapan Niyazi Ölmez'in “Sesler Hazinesi” adlı bir belgeseli ve aynı ismi taşıyan bir kitabı Almanya’da ses getirdi.
Aynı zamanda makine ressamı olan Niyazi Ölmez, halen İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde; opera sanatçısı olarak görevini sürdürüyor. Niyazi Ölmez, tüm bu çalışmalarının yanı sıra bir yandan da “Sesler Hazinesi” konserlerine ara vermeden devam ediyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin 50. yılını kendi çabalarıyla düzenlediği etkinlikle Kadıköy Belediyesi Halis Kurtça Kültür Merkezi’nde 19 Mart’ta kutlayarak, kurumuna bağlılığını gösteren başarılı sanatçı, “Kalbimizi Isıtan Melodiler” isimli projesi kapsamında Kadıköy’ün en büyük salonlarında şu sıralar yaptığı konserlerle gönülleri fethederek beğeni topluyor. Niyazi Ölmez ve ekibi psikologların da desteğiyle bir Çocuk Operası hazırlığı içinde. Çocuk Operası’nın merakla beklenen ilk programı 24 Nisan’da Halis Kurtça Kültür Merkezi’nde seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor.


Mustafa SÜRMELİ


 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.