Haftalık Bağımsız Gazete 11 Aralık 2018

Futbolun öncüleri: "Baldırı Çıplaklar"

Mehmet Yüce

Mehmet Yüce


Erhan DEMİRTAŞ

Okunma 28 Mart 2018, 10:49

Mehmet Yüce, son 10 yıldır spor tarihiyle ilgili araştırmalar yapıyor ve bu alanda kitaplar kaleme alıyor. Yüce, Türkiye futbol tarihinin köklerini, başlangıç dönemlerini gün yüzüne çıkarmak için şu ana kadar 3 kitap yazdı. Osmanlı Melekleri, İdmancı Ruhlar ve Romantik Yürekler... Bu kitaplara son olarak “Ale’l-Itlak Baldırı Çıplak” eklendi. 1900’lü yılların başında yaşayan 52 futbolcunun ve spor insanının portrelerinin yer aldığı kitapta aynı zamanda Kadıköy’ün ilk futbolcularına, kulüplerine de yer veriliyor. Kadıköylü yazar Mehmet Yüce ile son kitabı hakkında söyleştik.

 “İZMİR’DE BORNOVA, İSTANBUL’DA KADIKÖY”

Bu kitabın diğer kitaplarınızdan farkı nedir?

Kadim futbolcuların yazdığı yazılarla ve onlarla yapılan röportajlarla daha önce karşılaşmıştım aslında. Bunları bir derleyip toparlamak lazım dedim. Çünkü futbol tarihini bir de onların ağzından dinlemek gerekiyordu. Hatıralar, makaleler ve mülakatlar olmak üzere üç bölümde toparladım. 52 tane kadim sporcuyla yapılan röportajı tek bir kitapta yayınladım. Farkı şu; ben anlatmadım bu sefer onları konuşturdum.

Kitap Kadıköy’de başlıyor bir anlamıyla. Türkiye’ye futbol Kadıköy’den yayıldı diyebilir miyiz?

Aslında Türkiye’de spor, Kırım Harbi sırasında İngilizlerin Selimiye Kışlası’nda subayların eşleriyle oynadığı tenis, rugby ve kriket maçlarıyla başladı. Daha sonra İngilizler futbolu Haydarpaşa Çayırı’nda ve Kadıköy’deki diğer çayırlarda oynamaya başladılar. Futbolun Türkiye’deki ana yurdu İzmir’de Bornova, İstanbul’da da Kadıköy’dür diyebiliriz.

Büyük futbolcuların da buralardan çıktığını görüyoruz.

Evet, hem İzmir’den hem de İstanbul’dan önemli futbolcular çıkmış. Ama çoğunluğu meşhur kulüplerin futbolcuları oldukları için Kadıköy daha fazla görünür oluyor.

İNGİLİZLERİN FUTBOL İTHALİ

İstanbul’da ilk futbol kulüplerinin kurulması ve ilk futbolcuların Kadıköy’den çıkmasının sebebi nedir?

İlk futbol kulüplerinin İngilizler tarafından kurulduğunu biliyoruz. Buradaki en büyük sebep İngilizlerin Moda’da yaşaması.

Rastlantı eseri aslında yani?

Aslında o zamanlar İstanbul’un her tarafı çayır çimen. Futbol sahası için uygun yani. Mesela karşı tarafta Büyükdere var, Taksim’de Talimhane Sahası var, Baltalimanı var. Bu yakada Beykoz Çayırı var. Ama İngilizler buralarda değil de Moda’da yaşamış.

İlk rugby takımı kuruluyor Kadıköy’de futbol takımı ile beraber. İngilizler I. Dünya Savaşı’ndan sonra gitmeseydi İstanbul’daki spor hayatı nasıl bir seyir izlerdi?

Burada doğanlar gitmiyor. İstanbul’daki ilk futbol takımını kuran İzmirli James La Fontaine’dir, Moda’da yaşıyor. O mesela I. Dünya Savaşı’nda Çorum’a sürülüyor, bir süre sonra dönüyor ve ölene kadar Türkiye’de kalıyor. Şu an İzmir’de gömülü ama hayatının büyük bir bölümünü Kadıköy’de geçiriyor. Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlerin çoğu gidiyor. Gitmeselerdi futbolumuz, sporumuz zenginleşir ve lezzetli olurdu.

FUTBOLUN KALBİ KADIKÖY

Kadıköylü kimliğiniz geçmişle bağ kurmanızda etkili oldu mu? Kurbağalıdere’den ya da Kuşdili’nden geçerken hayallere daldınız mı?

Çok düşündüm tabii. Hatta zaman makinesi olsa da Kadıköy’ün ve o yıllarda yaşayan futbolcuların halini görsem diye çok hayal ettim. Ahmet Rasim’in Kurbağalıdere’deki içtiği rakıya eşlik etsem dediğim zamanlar çok oldu.

Çünkü kitapta yer verdiğiniz hatıralardan sadece futbolcuların biyografilerini okumuyoruz, Kadıköy’ün geçmişine de yolculuk ediyoruz.

Kadıköy çok kozmopolit bir yer, gayrimüslimler de çok büyük bir kalabalıkla burada ikamet ediyorlar. Rumlar, Ermeniler... Papaz okulları var o yüzden Kadıköy’de herhangi bir olay olduğu zaman gazetelerde hemen birinci sayfada haber oluyor. Kadıköy’de yaşayanlar biraz daha elitler, Anadolu Yakasının diğer taraflarına göre ve haklarını savunuyorlar. Köprü yapılmasını, sokakların temizlenmesini istiyorlar. Bir an önce hava gazı gelsin diye taleplerde bulunuyorlar. Bütün bunları tabii futbol tarihini incelerken öğrenebiliyorsunuz.

Kitapta 52 futbolcunun hayatından kesitler yer alıyor. Sizi en çok etkileyen hangi futbolcu oldu?

Birkaç karakter var tabii onlardan birincisi; Refik Osman Bey. Çok özel bir insan ve Beşiktaşlı . Onun hakkında kitap yazılmalı bence. Sonra Yusuf Ziya Bey var, Galatasaray’ın ve federasyonun ilk başkanı. Kadıköylü olan Türk futbolculardan Fuat Üstün Bey var. Çok kibar biri aynı zamanda İngiltere’de eğitim görmüş. İngilizceyi çok iyi biliyor Harvard mezunu bildiğim kadarıyla. Bu şahsiyetlerin dışında boksör olan Sabri Mahir Bey var. Galatasaray’da top oynayan 1910’ların başında Paris’e giden ve çok enteresan bir sergüzeşti olan bir sima. O da beni çok etkiledi. Aslında bu idmancıların hepsi başlı başına birer tarih.

“BAŞKA BİR GEZEGEN GİBİ İSTANBUL”

Futbolcular o yıllarda sadece futbol oynamıyor, birden fazla spor dalıyla ilgileniyorlar.

Evet, tamamen idmancılar. Çim hokeyi oynuyorlar, paten hokey takımları var. İngilizlerin kriket ve rugby oyunları vardı, ondan önce tenis var. Yani İstanbul’da spor faaliyetleri çok kozmopolit. O yıllarda bir başka gezegen gibi İstanbul.

Kitabınızdan öğrendiğimiz başka bir şey de futbolcuların sadece futbol oynamadığı, başka işler de yaptıkları gerçeği.

Tabii onların hobisiydi futbol. Haftada 3-4 gün idman yapıyorlar, hepsi okur-yazar insanlar. Bir de şu farkı anlamamız lazım; o zamanki futbolcular son derecede eğitimliler. Onların yazdıkları makaleler ve kullandıkları kelimeler şu anki futbolcular tarafından anlaşılmaz, o derece bir fark var.

Peki, ne zaman bozulmaya başlıyor?

1940’lı ve 1950’li yıllarda hız kazanmaya başlıyor. Aslında Türkiye modernleşmeyi yanlış anlıyor, tarihi yıkmaya yönelik bir algı var. Güzel mahalleler 2-3 tane yol uğruna feda ediliyor ve bu insana sirayet ediyor. İnsan da bozuluyor ve tabii ki sporcular da bozulmaya başlıyorlar.

FUTBOLUN İLK TEMAŞAKARLARI

Kadıköy’de çok fazla futbol kulübü kuruluyor o yıllarda. Ama Fenerbahçe dışında diğer kulüpler çok fazla başarı sağlayamıyor. Bunun nedeni nedir sizce?

Bu iş millileşmeyle ilgili bir durum. Fenerbahçe ve Beşiktaş milli hürriyete kavuşan ilk iki kulübümüz, diğer kulüpler genellikle mektep veya esnaf orijinli kulüpler. Örneğin Kadıköy Kulübü bilhassa girişimdir 1900’lerde kurulan ilk kulüp olarak, o bir idman kulübü. Bizim yerli kulüplerin birçoğu maalesef yeterince başarılı olamıyorlar. Millileşme ve başarı Fenerbahçe’den yana Kadıköy’de şekil almış. Avrupa tarafında ise Galatasaray ve Beşiktaş’tan yana durmuş. Diğerleri küçük de olsa en azından varlıklarını muhafaza etmişler, bazıları ise tamamen yok olup gitmiş.

Kitabınızda aynı zamanda çok sayıda fotoğraf var. Futbol müsabakalarını izleyen kadınlar, erkekler, çocuklar...

İlk futbol seyircisi İngilizler, sonra gayrimüslimler. Türkler bu işe ancak Galatasaray İstanbul’da şampiyon olmaya başlayınca iştirak ediyorlar. Fenerbahçe kurulduktan sonra, oradan da seyirciler gelmeye başlıyor. İlk baştaki seyircilerde pek kadın yok aslında, genelde erkek. Taksim Stadyumu açıldıktan sonra Levanten ve gayrimüslim kadınlar da maçlara gidiyorlar. Cumhuriyet’ten sonra da özellikle paşaların, bürokratların hanımları ve kızları da maçlara gelmeye başlıyorlar. Orada aslında elit bir kimlik göstergesi var, tiyatroya gitmek gibi bir şey onlar için. Orada varlıklarını gösteriyorlar, sahanın kenarında özel sandalyelerde oturuyorlar.

Futbol tarihiyle ilgili çok fazla kitap yok aslında. Kaynak taraması yaparken zorlandınız mı?

Öncelikle şunu söyleyeyim; bu kitapların hepsini kendime yazdım, merakımı tatmin ettim. Ama sonra fark ettim ki çevremdeki insanlar da merak ediyormuş. Bu da beni sevindirdi. Kitapları yazmadan önce bu işi araştıran birisi var mı diye araştırdım. Türkiye futbol tarihini merak ediyordum, okumak istiyordum, bütün amacım buydu aslında. Kaynak bulmak başlangıçta çok zor oldu ama şimdi daha kolay, internet var sonuçta.

Kadıköylü futbolcularla ilgili bilgileri nasıl elde ettiniz?

Futbolla ilgilendiğiniz zaman Kadıköy mecburen karşınıza çıkıyor. Haydarpaşa Çayırı, Yoğurtçu Çayırı var, eski kriket sahası olarak kullanılmış. Bunlara tabii kütüphanelerde ulaştım, kulüp müzelerinde birtakım evraklar, Osmanlı arşivleri, başbakanlık arşivlerine gittim onları henüz yayınlamadım. Çok enteresan şeyler gördüm Başbakanlık arşivinde. Onları Latin harflerine çevirip sadeleştirmem gerekiyor.

Kadıköy’deki ilk futbolculardan bir kısmı Rum ve Ermenilerden oluşuyor. Futbol tarihinde gayrimüslimlere haksızlık yapıldığını düşünüyor musunuz?

Gayrimüslimlere müthiş bir nefret var Türkiye’de o dönemde. Olayların sebeplerinden ziyade sonuçlarına bakmak gerekiyor. İstanbul, özellikle İzmir o dönem rengârenk... Gri bir hayata bürünüyor onlar gidince. Gayrimüslimleri bu ülkeden çıkartmakla hiç iyi yapmamışız. Bizimle beraber kalsalardı çok daha iyi olurmuş. Sadece sporda değil, ne kadar ses ve renk varsa o hayat kadar güzel olur diye düşünüyorum.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Yeni bir şey yaparken eskisini yok ediyoruz. Futbolda da maalesef durum bu. Taksim Stadyumu’nu neden yıkarsın? Hadi yıktın neden bir daha yapmaya kalkarsın? Kuşdili Çayırı kalabilirdi, Bakla Tarlası, Papazın Bahçesi var. O kulübün tahta tribünleri ve o hali kalabilirdi. Kadıköy’ün köklü bir futbol tarihi ve kültürü var. Kadıköy Belediyesi bu kültürü yaşatmak için bazı şeyler yapabilir. Bir futbol ya da spor müzesi kurulabilir mesela. Ya da Kadıköy’ün futbol tarihinin konuşulacağı bir seminer dizisi yapılabilir.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.