Haftalık Bağımsız Gazete 15 Aralık 2018

Futbola ayrılan sürenin sonu


Bağış ERTEN

Bağış ERTEN

Okunma 23 Kasım 2018, 10:48

İyi zamanlardan geçmiyoruz bu kesin. Hangi konudan bahsederseniz durum değişmiyor. Siyasette karanlıklar çoğaldıkça çoğalıyor. Ekonomi diken üstünde. Kültür sanatta her geçen gün yoksullaşıyoruz. Çevremiz daha kirli, geleceğimiz daha puslu.

Söz konusu olan spor olduğunda da sahnenin önünde gene kara bulutlar var. Geçen ay, Türkiye’nin en büyük spor ‘olayı’ olduğunu iddia eden derbiyi izlediniz değil mi? Verecek ceza kalmadı artık. Türkiye’nin en köklü spor yapıları olduğunu iddia eden iki kulüp, Fenerbahçe ve Galatasaray yine bir kaşık suda fırtına yarattı. Birbirlerine girdiler, yetmedi birbirlerini karşılıklı hedef gösterdiler. O da yetmedi, olayın öfkesi soğuduktan sonra da yaptıklarıyla yüzleşip geri adım atmadılar. Bunlar yerine her zamanki gibi hakemi suçladılar. Yazık, şunu hiç göremiyorlar. Artık kimse onların söylediklerini dinlemiyor, dinlese de inanmıyor. Yaptıklarına bakınca söyleyecek söz bitiyor ne de olsa.

Durumun vahametini anlatmak için bir örnek olay anlatayım size. Kadir Has Üniversitesi’nde “Spor ve Medya” başlıklı bir ders veriyorum. Derbiden hemen önceki hafta maçın akışını ve skorunu tahmin ediyor, ona uygun bir senaryo yazıyor ve başlık-spot çalışması yapıyoruz. Bizim senaryolarda da kartlar, tekmeler havada uçuşuyor, olaylar olayları izliyor.

Sanırım 2009 yılıydı, bir öğrencim çıktı dedi ki: “Hocam biz bile böyle olumsuz tahayyül ediyoruz, o zaman onlar da kendilerinden bekleneni yapmaz mı?” Bu güzel eleştiriyi hemen kabul ettik ve o sefer toz pembe bir derbi senaryosu yazdık. Maç 2-2 bitiyor ve iki taraf da her türlü centilmenliği gösteriyor. Attığı golü iptal ettirenler, rakibin sarı kartının haksız olduğunu söyleyenler, sarmaş dolan maçın sonunu getirenler... Nefis bir görüntü. Sonra da ‘gerçek’ maçı izledik. İkisinin de hiçbir iddiasının olmadığı o sezonda, hiçbir gerginliğin çıkmaması gereken bir maçtı. Ama gene öyle olmadı. Daha ilk düdük bile çalınmamışken hakemin kafasını yardılar. İki takımın oyuncuları maç başlamadan kırmızı kart gördü ve çok kötü, golsüz, zevksiz, tatsız, tuzsuz bir maç izledik. Bir sonraki hafta derste maçı değerlendiresimiz bile gelmedi. Başka konuya geçtik. O gün anladım bunlara umut bağlanamayacağını. Bu derbi böyle. Özünde niza var. Kavgayla, gürültüyle ünlü.

Peki ne yapmalı? Sanki diğerleri mutlu mu? Onlar kendileriyle barışık mı? Beşiktaşlılar da dertli, Trabzonsporlular da. Başakşehir’le de heyecanlanacak halimiz yok. O zaman başka bir şey bulmalı, başka bir yere bakmalı.

Benim önerim aslında gayet radikal. Futbolu izlemesek bir süre ne olur? Basketbol izlesek misal. Ya da voleybol? Hangi seviyede izlerseniz izleyin umut da var, estetik de, kalite de. Oralar öyleyken neden futbolun keşmekeşinde heba oluyoruz ki? Artık futbola ayrılan sürenin sonuna gelme zamanı değil mi?

Bir deneyin, pişman olmayacaksınız.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.