Haftalık Bağımsız Gazete 20 Mayıs 2019

‘Ermiş’ Lazzaro destanı…


Uğur VARDAN

Uğur VARDAN

Okunma 07 Mart 2019, 10:39

Rossellini’ler, De Sica’lar, Zavattini’ler, Antonioni’ler, Visconti’ler, Olmi’ler, Fellini’ler, Lattuada’lar, Pasolini’ler, Petri’ler, Germi’ler, Ferreri’ler, Bertolucci’ler, Rosi’ler, Portecorvo’lar, Scola’lar, Leone’ler, Taviani’ler, Maselli’ler, Bellecchio’lar, Argento’lar, Tornatore’ler, Amelio’lar, Moretti’ler, Benigni’ler… Bu gürül gürül akan sinema, bir ara tökezledi… “Yedinci sanatın ölümsüz eserlerine imza atan bu ustaların sonu mu geldi?” sorusu zihinleri kapladı. Sessizlik hâkim oldu salonlara, İtalyanca perdede hayat bulan bir dil olmaktan uzaklaştı… Sonra…

Evet, sonrasında kimi filizler boy göstermeye başladı. Matteo Garrone, Paolo Sorrentino, Luca Guadagnino derken ‘Çizme’ üzerindeki ölü toprağını atıverdi. Kimi ustalara göz kırpan kimi kendi sesleriyle yürüyen genç (artık orta yaşın sınırlarındalar gerçi) kuşak temsilcileri, bayrağı devraldı ve ‘uyuyan dev’ uyandırıldı… Bu yeni ‘Uyandırma Servisi’nin çalışkan ve etkileyici üyelerinden biri de Alice Rohrwacher… 1982 Fiesole (Toscana) doğumlu yönetmen, özellikle ‘Cannes ahalisi’ tarafından sevilen ve yapıtları ödüllendirilen bir sinemacı… Bir önceki adımı ‘The Wonders’, 2014’te Cannes’da ‘Jüri Büyük Ödülü’ne uzanmıştı, son hamlesi ‘Mutlu Lazzaro’ (‘Lazzaro felice’) ise geçen yıl yine Cannes’da ‘En İyi Senaryo’ ödülünü almıştı.

İşte bu söz konusu yapım, geçen haftadan itibaren salonlarımıza teşrif ediyor. Film, iyiliğin, saflığın, masumiyetin ve insanlığın en büyük illeti olan sömürünün doğası karşısındaki çaresizliği üzerine bizi unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor diyebiliriz. Tam zaman tarifi vermese de ana karakterlerden birinin ‘walkman’i itibariyle 80’ler şeklinde bir çıkarsamada bulunabileceğimiz bir dönemde start alan öykü, ana eksenini ‘Inviolata’ adlı bir köyde kuruyor. Burada yerel bir tütün tüccarı olan Markiz Alfonsina de Luna adına çalışan bir grup insan görmekteyiz. Bu tablo bize sahipleri için üretimde bulunan tebaaları hatırlatıyor. Köylüler hasattan üst düzeyde verim alsalar da sonuç değişmiyor, her daim Markiz’lerine borçlu oluyorlar ve çalışmayı sürdürüyorlar. Yörenin papazı da bu sömürü düzeninin bir parçası olarak resimdeki yerini alıyor. Genç Lazzaro ise bu sistemin bir tür ‘aziz’i; Markiz köylüleri, köylüler de onu eziyor sömürüyor. Daha sonra yöreye gelen Markiz’in oğlu Tancredi’yle olan dostluğu öykünün yatağını değiştiriyor.

Alice Rohrwacher’in filmi sanki tam ortasında ikiye ayrılarak çekilmiş gibi. İlk bölümde, girişte adını zikrettiğimiz gibi büyük İtalyan ustaların ortak bakış açılarının oluşturduğu sinemasal bir refleksin, yani ‘Yeni gerçekçiliğin’ izlerini sürüyoruz, ‘Mutlu Lazzaro’ daha sonra başka bir boyuta geçiyor ve karşımıza ismini daha çok Gabriel Garcia Marquez’in ölümsüz yapıtlarından alan ‘Büyülü gerçekçiliğin’ sularına taşınıyor. Lazzaro ise ise cephede de aynı kişiliği ortaya koyarken iyilik timsali yapısıyla bir tür ‘tutunamayan’, bir tür ‘derviş’ (ya da ‘ermiş’). Belki köy hayatı içinde yaşaması belirli ölçülerde mümkünken iş kapitalizmin sularına gelindiğinde sistemin onu kenara alması daha doğrusu yaşamasına izin vermemesi gibi beklenebilir bir sonuç oluyor.

Öyküsü, anlattıkları, etkileyici detayları, oyunculukları (kadroda Adriano Tardiolo, Luca Chikovani, Alba Rohrwacher, Agnese Graziani, Tommaso Ragno, Sergi Lopez, Nicoletta Braschi gibi isimler var) ve özellikle ilk bölümdeki pastoral kadrajlarıyla ‘Mutlu Lazzaro’, çok başarılı bir film. Hatta yılın en iyilerinden diyebilirim. Bu ahlaki bir metnin eşliğinde seyreden öyküye kulak veriniz derim. Ayrıca öyküdeki ‘kurt’ metaforu da çok yaratıcı… 

Perdede bir usta: Agnès Varda…

Sinema tarihinin en özgürlükçü ve yenilikçi yaratıcılarından Agnès Varda’nın bugüne kadar Türkiye’de yapılmış en geniş kapsamlı retrospektifini izlemeye hazır mısınız? İstanbul Modern Sinema, Fransız Kültür Merkezi, Filmmor Kadın Filmleri Festivali ve Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinema Evi işbirliğiyle, Varda’nın tüm filmleri perdeye yansıyor. ‘Agnès Hakkında Her Şey’ adı altında sunulacak programda Fransız Yeni Dalga akımının öncülerinden Varda’nın 19’u uzun metraj, 14’ü kısa olmak üzere 33 filmi gösterilecek. Kadıköy’deki gösterimler Caddebostan Kültür Merkezi’nde 9 Mart Cumartesi günü başlıyor.

Puan Cetveli

Mutlu Lazzaro                               4.5

Woman at War                              3.5

Arada                                            3.5

Papillon                                         3

Herkes Biliyor                                3.5

Captain Marvel                              3

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.