Haftalık Bağımsız Gazete 03 Mart 2021

Dört yetenekli kadının Kırmızı Dükkân’ı


Melis DANİŞMEND

Melis DANİŞMEND

Okunma 19 Şubat 2021, 10:22

İstanbul’da lapa lapa kar yağarken, ben termometrenin 19 dereceyi gösterdiği Bodrum’da yüzümü gökyüzüne dönmüş -ayıptır söylemesi- güneşleniyorum. Birkaç sene önce D vitamininin en çok bileklerden nüfuz ettiğini öğrendiğimden beri güneş altında bileklerimi Örümcek Adam stiliyle tutmayı adet edindim. Bir ara çaprazımdaki pet shop’un önünden dumanlar yükseldiğini fark ediyorum; meğer sahibi mangal yakmış, bir gazete yardımıyla yelpaze yapıyor. Bir kedinin iştahla oraya doğru koşmasından ve kokudan anlıyorum ki, menüde balık var. Bir yandan belediyenin iş makinesi, yolu sağlı sollu çevreleyen palmiyeleri buduyor. Havada pofuduk beyaz bulutlar, onların arkasında ise mavi bir gökyüzü var. Yazı yazıyorum ve bana Patrick Watson’ın The Great Escape’i eşlik ediyor. Sonra biraz Beirut, Elephant Gun. Sözleri şu an olduğum yere, gördüklerime ne kadar da güzel uyuyor.

Hiçbir şey alıştığım İstanbul ortamına ait değil. Bambaşka ve diğer anlamıyla yine ‘bambaşka’. Telefonuma uzanıyorum ve Jehan Barbur’un bir sosyal medya paylaşımına rastlıyorum. Müjdeli bir haber veriyor, Kırmızı Dükkân 15 Şubat’ta Gümüşlük’te açılıyor. Açılacağını bildiğim ama ismini o paylaşımla öğrendiğim bir yer burası. Dört yakın arkadaşın, oyuncu Belit Sünear, müzisyen-yazar Jehan Barbur, gazeteci-yazar Mine Söğüt ve seramik sanatçısı (aynı zamanda eski reklam yazarı) Zeynep Homan’ın bir rakı sofrasında sohbet ederken geliştirip hızla hayata geçirdikleri bu dükkânı ziyaret etmeye karar veriyorum. Pandemi bütün hayatımızı sadece altüst edecek değil ya, felaketlerin içinden yenilikler ve güzellikler de doğuyor. 

Zeynep Homan, Jehan Barbur, Belit Sünear, Mine Söğüt

Birkaç gün sonra Gümüşlük yolundayım. İnsanın içine işleyen inanılmaz bir rüzgâr var ama güneş parlamaya devam ediyor. Jehan’ın attığı konumla mekâna varıyorum. Adı gibi kırmızı, sıcacık bir dükkân. İçeride tam tabiriyle ‘el emeği göz nuru’ onlarca obje var. Arka taraf ise atölye. Ön tarafta sergilenen her şey orada üretiliyor, fikirler geliştiriliyor ve sohbet ediliyor. İçeriye müşteriler giriyor, hepsiyle tek tek ilgilenip ürünlerin hikâyelerini ya da özelliklerini anlatıyorlar. Belit bir ara bir müşteriye, “Sanatımızı yapamıyoruz, bari zanaatkâr olalım dedik” diyor gülerek. Sahneler, yollar tamamen kapanınca ikinci işlerini kuran oyuncular, müzisyenler, sanatçılarla dolu bir ülkede yaşadığımız gerçeğinin ta kendisi bu cümle. Tüm kara tabloya rağmen son derece canlı, güleryüzlü ve renkliler. O kadar akıp giden bir sohbet var ki, bir ara matrak kadınların başrolde olduğu bağımsız bir filmin içindeymişim gibi hissediyorum. Çay ikram ediyorlar, dükkânın öyküsünü anlatıyorlar. Bu esnada mekâna sürekli çiçek geliyor; hepsi bereketli, hayırlı işler dileyen çevre esnaf tarafından gönderilmiş. Bakkaldan, pizzacıdan… Dükkân, kadın esnafın çoğunlukta olduğu bir caddede zaten. Belli ki mutlulukla karşılanmışlar. 

El işinin bir terapi gibi olduğundan bahsediyoruz. O sırada Belit sipariş edilen bir çantaya askı deliği açmakla meşgul. Jehan masasının başında rengarenk boncukları ve taşları arasında takı tasarlıyor. Zeynep bilgisayardan harika hikâyeleri olan ‘Çingene Palamutu’ serisini gösteriyor. Mine Söğüt’ün yazı günü olduğu için o gün dükkanda değil. Masası rengarenk. Ürünlere daha yakından bakmak üzere ön tarafa çıkıyorum. ‘Belit işi’ köşesinde lavanta keseleri, mutfak önlükleri, bez çantalar, etamin tablolar, kırlentler var. Mine Söğüt’ün ‘Çizmiş Bulundum’ köşesinde üzerinde tatlı çizimler olan kumsal taşlarından hazırlanmış magnetler, kumaş zemin üzerine monte edilen ahşap kesitlere elle çizilmiş desenler, baykuş-fil şeklinde renkli figürler duruyor. Zeynep Homan’ın ‘Çamurdan Çingene’sinde seramik tabaklar, heykeller, tabletler var. ‘Jehan’ın Takıları’ köşesinde ise renkli ve zarif takılar… Jehan bir ara bu işe tek başına kalkışamayacaklarını söyleyip birbirlerinden kuvvet aldıklarının altını çiziyor. Üretim sürecinde de birbirlerine sıkça fikir danışıyorlar zaten. Tam olarak imece usulü işleyen bir dükkân burası.

Dolu dolu bir sohbetin ardından onları daha fazla meşgul etmemek üzere kalkıyorum. Yine görüşmek üzere sözleşiyoruz. Kapıdan çıkarken yeteneklerini işe dönüştüren hemcinslerimin bana ne kadar ilham verdiğini düşünüyorum. Bir de belki alakasız bir detay olacak ama son zamanlarda düzgün Türkçe kullanan insanların ne kadar azaldığına takmış nine ruhlu biri olarak, bu yetenekli kadınların dilimize ne kadar hakim olduğu dikkatimi çekiyor. Müthiş akıcı ve insana kendini dinleten bir dil hakimiyetleri var. Objelerin öyküsünü anlatırken masal dinler gibi huzurla dolduğumu fark ediyorum. Bodrum’a yolunuz düşerse Kırmızı Dükkân’ı kesinlikle es geçmeyin. Buraya gelemiyorsanız da Instagram hesaplarından (kirmizidukkan_gumusluk) onlara ulaşıp tasarımları inceleyin ve kargo imkanından faydalanın. Ürünleri koydukları paket kağıtları ve çıkartmalara kadar müthiş özenle hazırlanan tasarımlar sizi gülümsetecek.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Berrin Arslan - 2 hafta önce
Kaleminize sağlık.Kadıkalesinde Kırmızı dükkana yaklaşık iki km.mesafedeyim ve bu güzel kadınları ve emeklerini yerlerinde görmek isterim ancak sağlıkçı olmam ve kesintisi çalışmam sebebiyle malesef gidemiyorum.inategramdan takip etmeye çalışıyorum.Sayenizde ordaki havayı soludum.Tesekkurler