Haftalık Bağımsız Gazete 25 Haziran 2019

Dışarıda kar yağıyor


Bağış ERTEN

Bağış ERTEN

Okunma 10 Ocak 2019, 14:52

Anlatmaya doyamadığım bir hikâyedir. 1987 kışıydı. Sömestr tatili yeni bitmişti.  Kös kös okula dönmüştük. Yatılı okuyanlar bilir, pazartesi ve salı akşamlarının hüznü ayrıdır. Çarşamba yarılanır ev hasreti. Perşembe yarım cumadır. Cuma hiç bitmesindir. Cumartesi eğlenirsin. Pazar akşamı Bizimkiler dizisi ve ütü kokusudur. Hüznün mayalandığı o pazar kış akşamları zihnimden hiç silinmeyecek. Bunun en kötüsüdür yarı yıl tatili dönüşü. İşte onun salısından bahsediyorum. Mutsuzluk diz boyu. 

“Hadi yine iyisiniz” dedi müdür yardımcısı. “Akşam Rocky’yi izleyebilirsiniz.” Ertesi gün ödevler var ama olsun. Film harika. Ama içimiz rahat değil. Kalkık yürekle, ödev vicdan azabıyla izledik Rocky’yi ve yatağın yolunu tuttuk. Yetmezmiş gibi dışarıda nasıl bir yağmur  var, ip gibi yapıyor.

Ertesi gün sabahın yedisinde etüt sınıfını dolduran uykusuz, mutsuz bebeleriz. Can sıkıntısı almış yürümüş, ödev telaşıyla parmakların kenarı nasırlaşmış. Densiz bir oğlan vardı, koşarak girdi sınıfa: “Oğlum acayip kar yağıyor.” Kimse inanmadı tabii. Bir, o keko böyle yalanları çok söylerdi. İki, dünkü yağmurdan sonra kartopu yağsa tutmazdı. Yerler göllerle doluydu. 

Okul saati yaklaştı. Birazdan gündüzlülerin servisleri okula gelmeye başlar, koridorlara sinmiş yatılı hüznünün demi azalırdı. Ama olmadı bu sefer. Ne servis sesi duyduk, ne de gündüzlü şen şakraklığı. Bu sefer bizim Alptekin girdi kahvaltı salonuna: “Oğlum dışarıda acayip bir kar var lan!” Haber kaynağı sağlam. Hemen 5N1K peşine düştük. Ne, nerede, nasıl, ne zaman, neden, kimle?!. Bahçe kapısını açar açmaz olay anlaşıldı. Ortalık kar-revandı! Öyle böyle değil. Sonradan öğrendim, İstanbul tarihinin en büyük kışlarından birinin ilk günüymüş o gün. 

Nasıl çığlık çığlığayız. Kartopu savaşlarında çeyrek finale gelmemiz dört dakikamızı aldı. Kutu kola tenekesine basıp buz hokeyi provaları aldı yürüdü. Frenklerin ‘luge’, ‘skeleton’ ve ‘bobsleigh’ dedikleri kızak türlerini biz ilk o kış deneyimledik. Siyah büyük çöp poşetli ikili takımlar kaymadık eğim bırakmadı. Arkadaki yokuş alp disiplini pistine meylediyordu. Kartopunu da biatlona saysak kendi kış olimpiyatlarımızı derleyip toparlamamız bir yarım saati bulmamıştı bile. Deliler gibi eğlendik. Ellerimiz dondu. Üstümüz ıslandı ama ne gam!

Bir de üstüne okullar tatil haberi gelince artistik patinaja döndük. İkili ‘toyluplar’, ‘eksıllar’ o gün girdi ezberimize. Kıç üstü düşüp ıslanan külotların hissettirdiği buzul çağına bile aldırmıyorduk. Ta ki eve nasıl ulaşacağımız kaygısına kapılıncaya kadar. Evler arandı sabit telefondan. Ailelerin bazıları ulaştı, bazıları beklemede. Ben şanslıydım, kendimi bir arkadaşın babasının arabasına attım. Binbir zorlukla yol aldı araba. Eve varış öğleden sonra üçü bulmuştu. Yarım saatlik mesafede mola verecek kadar uzun zaman geçirmiştik. Olsundu. Artık sıcak yuva, salep, kestane huzuruna erilmişti. En azından birkaç gün. 

O birkaç gün bitmek bilmedi. Çünkü o kar tatili günler sürdü. Sömestrden döndükten sadece iki gün sonra bir 15 gün daha tatil yaptı İstanbullu öğrenciler. Hatta ilk üç kapanan sadece okullar değildi, hayat tatil oldu İstanbul’da. Televizyonlar hafta içi yayın yapmazlarken özel yayına geçtiler. O günlerde izledik Smith ve Jones’u. 

Fenerbahçe Stadı’nın önünde dörtlü kızak yarışmamızı hatırlıyorum mesela. Kar yağışı altında kaybolan arabaları. Tam eridi gitti derken yeniden bastıran tipileri. Slalomun efsane ismi Alberto Tomba’ya özenişimizi. 

Büyüyünce azaldı bu heves ve kar tutkusu. Çünkü onca yoksulluk varken kar sevmek pek olmuyordu. Onur Büyükgönenç’in “Dışarıda Kar Yağıyor” şarkısı kulaklardan silinmiyordu. Yüksek sesle kara bayılıyorum diyebilmek için ya vicdansız, ya da 15 yaşı doldurmamış olmak gerekiyordu. 

Yine de gizli gizli sevmekten kendimi alıkoyamadım. Kış sporlarını da sanırım sırf bu yüzden kolluyorum. Şimdilerde güzel kar örtüsü görebilmenin en kestirme yolu onlar zaten. Küresel ısınma sağ olsun, İstanbul’da pencereden kar gelmeyeli artık çok oluyor. Bu yazıyı yazarken ince bir kar örtüsü vardı Kadıköy’de. Bir gün sürmedi...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.