Haftalık Bağımsız Gazete 20 Eylül 2019

Demode zamanlar, demode erkeklik halleri…


Uğur VARDAN

Uğur VARDAN

Okunma 05 Eylül 2019, 15:33

Sharon Tate’in kanlı bir cinayete kurban gitmesi, sinema camiasında dönemin üzerinde gezinen iyimser, umut dolu liberal bulutların dağılmasına da neden olmuştu. 68’in özgürlük ortamında Hollywood’un bohem dünyası belki Vietnam karşıtı sol cepheler kadar radikal ve ısrarcı bir tutum içinde değildi ama kuşkusuz, özellikle hippilere karşı sisteme göre daha hoşgörülü ve ılımlıydı. Roman Polanski’nin sekiz buçuk aylık hamile karısı Tate’le birlikte üç arkadaşının da öldürüldüğü o 1969 Ağustos’u, sonrasında bir milat gibiydi artık… Cinayeti ‘Manson çetesi’ne üye bir grup hippi işlemişti ve grubun gerçekte siyasal bir derinliği, fikriyatı, eylemci yanı yoktu ama algılarla oynanmıştı bir kere…

Quentin Tarantino, son filmi “Bir Zamanlar Hollywood’da”da (‘Once Upon a Time… in Hollywood’) öyküsünün ana eksenini iki damar üzerine kuruyor. Bir damarda değişime direnmeye çalışan eski kafa ‘harbi’ erkek dostluğu, diğerinde ise Sharon Stone eksenli bir cephe var…

Filmi gerçek karakterini veren erkekler kanadında bir türlü ‘Süper Lig’de top koşturamamış hep ana çizginin bir altında seyretmiş eski western dizisi oyuncusu Rick Dalton’la dublörü ve sağ kolu Cliff Booth’un çabalarını izlerken Tarantino’nun alttan alta bu kültüre ve değerlere olan ilgisini, hassasiyetini, kuşkusuz bilinçaltını da gözlemek mümkün. Her ne kadar bu türden eleştirilere, “Onlar benim değil o karakterlerin dertleri tasaları” savunusuna soyunsa da yönetmenin geride kalan diğer filmlerine de göz atıldığında Tarantino’nun kariyeri boyunca hep aynı dertlerde gezindiğini gözleyebiliriz.

Bu bakımdan Brad Pitt ve Leonardo DiCaprio ikilisinin sürüklediği ‘Bir Zamanlar Hollywood’da”nın maço bir tavrı olduğu ve arkaik değerler övgüsüne soyunduğu kesin. Ki bu yanıyla Tarantino’nun tavrının Sam Peckinpah’ın tutunamayan ve modernizme yenik düşen kovboyları anlatan dünyasına yakın olduğu kesin ama ‘müteveffa’ yönetmen bu yaklaşımını doğru bir tarihsel perspektif içinde sunuyordu; yani anlattığı zaman dilimleri westernin hüküm sürdüğü yıllar ya da suçun tanımının değiştiği zamanlardı.

Öte yandan “Bir Zamanlar Hollywood’da”nın ‘Manson çetesi’ üzerinden hippi düşmanlığına ve liberallere (Amerikan liberallerini kast ediyorum elbet!) olan nefretini gizlemediği de açık. Tarantino tıpkı ‘Soysuzlar Çetesi’nde (‘Inglourious Basterds’) olduğu gibi kendi kafasına göre tarih yazımına soyunduğu ve bir tür “Keşke yaşananlar böyle olsaydı” temennisinde bulunduğu “Bir Zamanlar Hollywood’da” doğrusunu söylemek gerekirse izlenmesi keyif veren ve seyircisini, özellikle Hollywood’un tarihi kişiliklerine bakışı nedeniyle de özel bir merakın içine çeken bir yapım. Dolayısıyla böyle bir filmi kayıtsız kalınmaz. Ama yazının sınırları dahilinde altını çizmeye çalıştığım bakışın taşıdığı problemlerini de aklımızın bir köşesine yazalım derim. 

Bir zamanların efsane Beşiktaş’ın nasıl inşa edildiğini, başarıların ne tür dinamikler üzerinde yükseldiğini dönemin tanıklarıyla birlikte perdeye taşıyan ‘Kolej Havası’, bu hafta gösterime giriyor. Futbolla yatıp futbolla kalkmamıza ve perdeye taşıyacak bu tür öykülere sahip olmamıza rağmen ‘güzel oyun’a ait belgesellerimizin sayısı çok az. Dolayısıyla ‘Kolej Havası’, aynı kulvara ait ‘Eski Açık Sarı Desene’, ‘Güzel Adam Süreyya’, ‘Teknik Direktör Adnan Dinçer’ gibi yapımlar arasındaki yerini de almış oluyor. Taraflı tarafsız birçok futbolseverin takdirini kazanmış ve ifadesini ‘Metin-Ali-Feyyaz’ tezahüratında bulmuş bir dönemin hâtırasına çıkmak isteyenlere gönül rahatlığıyla tavsiye edeceğimiz bir çalışma olmuş ‘Kolej Havası’… 

Puan Cetveli

Bir Zamanlar Hollywood’da                                 3.5

Elveda Oğlum       4

New York’ta Yağmurlu Bir Gün     3

O Bölüm 2             2.5

Kolej Havası          3

Hangi Kadın          3

Uslu Çocuklar       3.5

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.