Haftalık Bağımsız Gazete 09 Ağustos 2020

“Daha kötüsü olamaz artık” derken…


Melis DANİŞMEND

Melis DANİŞMEND

Okunma 23 Temmuz 2020, 10:02

İçim sıkışıyor. Kara haberler arka arkaya geldikçe günlerden hangi gün olduğunu anlamanın mümkün olmadığını fark ediyorum. Bugün pazartesi mi, cuma mı, pazar mı? Sabah uyandığımız gün aydın olacak mı? Ülkenin haberleri acıyı iliklerine kadar hissedenler için yine ekstra mesai yapıyor. Sosyal medyada karşıma çıkan cinayet haberleri. Vahşice öldürülen kadınlar, çığlık çığlığa isyan eden insanlar. Pınar Gültekin, Seher Fak… Her gün adını haberlerde gördüğümüz onlarca, yüzlerce kadın. Yoluna taş koyulan İstanbul Sözleşmesi. Kadının var oluşuna akıl almaz bir saldırı… Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Haziran 2020 raporunda 27 kadın cinayeti, 23 şüpheli kadın ölümü gerçekleştiğini açıklıyor. Sadece haziran ayında. Sayılar her geçen yıl katlanarak artıyor. Nasıl bir kadın düşmanlığı kök salmış bu topraklara da kurutmak, kazımak, yok etmek mümkün olmadı, olamıyor? 

Gündem bitmiyor, acısı dinmiyor, akıl dışılığı insanı çıldırtacak noktaya getiriyor. Neredeyse gökkuşağının yasaklandığı bir ülkeye döndüğümüzü gördükçe daha yiyecek çok fırın ekmeğimiz olduğunu da düşünemiyorum artık. O fırın yanmış kül olmuş adeta. Yıllardır son sürat devam eden LGBTİ+ düşmanlığı, Netflix’ten ve ekranlardan eşcinsel karakter ayıklama noktasına gelmiş. Var olanı, hep var olmuş ve olacak olanı ekrandan uzak tutunca yok olacağına inanmak. Bravo! Dünyanın ve hayatın aslında neye benzediğini hiç bilmediğinizi bundan daha iyi anlatamazdınız. Yıl 2020 ve tartıştığımız olaylar. Yıl 2020 ve mücadele edilen zihniyet.

Sanki ülkece bir mengene ile sıkıştırıldıkça sıkıştırılıyoruz. İnsan gibi, medeni, huzurlu, sağduyulu, eşit, özgür ve empatiyle yaşamanın mümkün olacağı günler ne zaman gelecek? Hasretle, acı çekerek ve her geçen gün tükenerek bunu bekliyoruz. En hatalı, arızalı düşüncelerin normal kabul edildiği bir coğrafyada en sıradan normali yerleştirebilmek üzere nefes nefese kalan, bitap düşen insanlar. Bizim elimizden gelen sosyal medya hareketine, yürüyüşlere, sivil toplum örgütlerine destek olmak, dayanışma konserleri düzenlemek. Peki bizi temsil edenler, yaptırım uygulaması gerekenler ne yapıyor? Gerçekten tam olarak ne yapıyorlar?

Kadını hapseden, yok eden, aşağılayan, taciz eden, şiddet uygulayan, tahakküm uygulayan erkekler… İnsanların insanlığıyla değil cinsel yönelimiyle uğraşan, didikleyen insanlar… Doğayı, hayvanları gözü dönmüş şekilde katleden caniler… Sokağa dikilmiş tazecik fidanı durup dururken yerinden söküp fırlatan ruh hastaları… Her geçen gün, “Bundan daha kötüsü olamaz artık” diyen saf kulları, “Al sana al sana!!!” diye sağdan sola vuran bir sistem. “Vurmayın öldüm!” diyen Ali İsmail Korkmaz aklıma geliyor. Elimde telefon, sosyal medya hesaplarımın zaman akışında okuduğum haberler ve kimi şuursuz yorumlarla saçımı başımı yolacak duruma gelirken, yalnız olmadığımı bilmeme rağmen bir yandan da kendimi müthiş şekilde yalnız hissediyorum.

Zaten korona sonrası arı kovanına dönmüş bir kafayla yaşarken şu anda beni biraz olsun iyi eden tek şey müziğin gücü. Sanata sarılarak yaralarımızı biraz olsun sarmanın peşindeyiz. 26 Temmuz Pazar akşamı ilk kez biletli bir online konser vereceğim. Pandemiyle birlikte büyük bir çöküş yaşayan, çok zor şartlarda iş yapılan müzik sektöründe alternatif konser modelleri deneniyor. Bu, yakın zamanda Harun Tekin, Redd gibi müzisyenler tarafından da gerçekleştirilen, yaygınlaşmasını umduğumuz bir konser modeli. Pazar akşamı 21.30’da Kadıköy Stüdyo Pür’den canlı yayında olacağız. Konser www.myopenstage.com üzerinden izlenebilecek. Çok sevdiğim, yetenekli arkadaşlarım Emre Ataker (piyano) ve Serkan Emre Çiftçi (trompet) ile üç albümümden şarkılar ve sevdiğimiz bazı cover’ları çalacağız. (Katılmak isteyenler için biletler Biletix’te.)

Hafta içi ekip arkadaşlarımla provadaydık. Beş ay sonra ilk kez şarkı söyledim. Hepimiz biraz paslanmışız ama çabuk adapte olduk. Yaşanan her şeye rağmen ümitlerimizi ayakta tutmaya, üretmeye, karanlıklar içerisinde el yordamıyla ilerleyerek bir ışığın hayatımızı aydınlatma ihtimalini yakalamaya çalışıyoruz. İşimiz çok zor ama en azından yaşıyoruz. Yok yere canına kıyılan, umutları harcanan kadınları hiç unutmayarak. O kadınların, çocukların, insanların, hayvanların, ağaçların sesi olmak, bu gidişata haykırmak için elimizden geleni yapacağız. Çok yorgunuz artık, biliyorum. Çok endişeliyiz. Kötülük alaşağı edilmesi zor bir pislik ama ‘mücadele’ bu topraklarda artık kanımıza işledi. Temizleyeceğiz. Sabırla, titizlikle, yılmadan bu karanlık kafaları temizleyeceğiz.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.