Haftalık Bağımsız Gazete 27 Kasım 2021

Çünkü çölde her şey mucize…


Betül MEMİŞ

Betül MEMİŞ

Okunma 11 Kasım 2021, 13:22

“Kültürel bir çöl yaratılmışsa, orada her şey satılabilir. Çünkü çölde her şey mucize etkisi yapar.” 1975’in Kasım’ında suikasta uğrayarak bu dünyaya veda eden İtalyan film yönetmeni, senarist, şair Pier Paolo Pasolini böyle der ve ekler: “İnsanların özgür olduğu bir toplumun olacağını düşünmüyorum. Hiçbir şey için umut beslememeliyiz. Umut, siyasi partilerin üyelerini elde tutmak için icat ettiği korkunç bir şeydir.” Bugün, kendime iki kelimelik bir nefes alanı hazırladım. Belki siz de payınıza düşenden nasiplenirsiniz niyetine buraya bırakmak isterim -ne yapacağınız size kalmış!- ki bu coğrafyada bizlere pek de uzak olmayan iki mana: “Mucize” ve “umut”.

İnsan olma mertebesinden (ki yaşam mesaisinde tecrübe ettikçe şüphelerim daha da artıyor bu ‘mertebe’ mevzusunda ama şimdilik devam) gün geçtikçe ve hızla homo economicus batağına yol aldığımız şu yüzyılda melatonin, supraoptik ve paraventriküler çekirdek, pineal bez veya dönemsel depresyon gibi modern dünyanın kategorileriyle boğuşurken bizler, sair hayatımızda olansa elejiden başka bir şey değil gibi! Oysa kadrajımıza sızan pozların hepsi dejavu değil miydi! Geçtiğimiz hafta, tarihçi yazar Yuval Noah Harari, CBS kanalının (ABD’de 1968’den beri devam eden) 60 Minutes programında, yakın gelecekteki yapay zekâlar hakkında küresel regülasyon çağrısında bulundu. Harari, toplanan çok fazla verinin doğru işlenmesiyle makinelerin insan doğasını daha iyi kavrayabileceğini öngörüyor. Yapay zekânın düzenlenmesi gerektiğini, aksi takdirde büyük şirketlerin insanları manipüle ederek bir nevi hackleyebileceğini ve veriye en iyi hakim olan ülke ve şirketlerin gelecekte dünyayı kontrol edeceğini belirten Harari, hatırlarsanız 2018’de de, “Gelecekte buzdolabınız duygularınızı eşinizden daha iyi anlayacak… Hatta bilgisayarınız eşcinsel olduğunuzu sizden önce anlayabilir” demişti.

Şimdi size bugünlük dejavunuzu kıracak iki rota vereceğim; dikizine yatıp, ne demek istediğimi tecrübe edin isterim. Zira son yıllarda seyrine yattığım performanslar arasında açık ara ilk sıralarda bu iki oyun. 25. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında çevrimiçi seyrettiğim (ki sizler de 20 Kasım’a kadar izleyebilirsiniz çevrimiçi olarak); 3 Minutes West’in yapımcılığını üstlendiği, BBC Four için Kidd Pivot ve Electric Company Theatre’ın ortak yapımcı olarak yer aldığı, Jonathon Young ve Crystal Pite’ın kaleminden dans/ tiyatro karma gösterisi “Betroffenheit” ve Golden Mask Rusya Sahne Sanatları Festivali’nin desteklediği, Puşkin’in “BorisGodunov” adlı yapıtından uyarlama, Dmitry Krymov’un projesi “Boris”.

Kaybedenlerin hatırası…  

“Betroffenheit”:The Guardian’ın “21. yüzyılın en iyi dans gösterisi” olarak nitelendirdiği, Sadler’s Wells’te 2017’de canlı kaydedilen ve bir sonraki yıl en önemli ödüllerden biri olan Laurence Olivier ödülünün “En İyi Dans Prodüksiyonu” kategorisinin yanı sıra Altın Gül ve Prag Altın Kristal ödülünün de sahibi olan iki bölümden oluşan“Betroffenheit”, travma, keder ve bağımlılığın psikolojik durumlarını araştıran, sınırları zorlayan tiyatro ve dans karışımı bir gösteri. Olivier Ödüllü Crystal Pite ve öncü oyun yazarı/oyuncu Jonathon Young’ın yaratıcı güçlerini birleştirerek ortaya çıkardığı performans; iletişimsizlik, izolasyon ve hayatın trajikliğiyle yüzleşmenin ne anlama geldiğinin esprili ve sevecen bir keşfi… Ham ve sürükleyici olarak tanımlanan bu tür bozan dans-tiyatro melezi gösteride, beş olağanüstü dansçı/oyuncu,Jonathon Young’ın kızını ve yeğenlerini kaybettiği travmatik olayın gerçek hikâyesinden esinleniyor ve böylelikle “Betroffenheit”, hayat sanata dönüştüğünde neler olabileceğinin nefes kesici bir örneğini sunuyor. Ki oyunculardan biri de Young’ın kendisi. Pite ve Young, korkusuz bir dürüstlükle, travmanın ardından bir kişiye ne olduğunu keşfediyor. Ezcümle: “Tarif edilemez bir trajedi ile nasıl başa çıkıyorsunuz? Zihin travmatik bir olaya nasıl tepki verir? Olanları işlemek için kendinize ne söylüyorsunuz?” Oyunun kalbindeki sorular bunlar ve aynı zamanda yangında ailesinden kayıplar veren Young’ında cevabıdır bu gösteri.

“Boris”: Rus şair, yazar Aleksandr Puşkin’in, Shakespeare’in tarihi oyunlarından etkilenerek yazdığı “Boris Godunov”un tragedyası “Boris”, insanın iktidarla ilişkisini şiirsel bir dille aktarıyor. Çağdaş Rus tiyatrosunun parlak yönetmenlerinden Dmitry Krymov ise bu klasik esere zekice, ironik ve ilerici bir bakış sunuyor. Krymov, klasik metindeki paradoksları ve çelişkileri deşifre ederek okuyor ve aynı zamanda tarihi bir sorgulamayı yaşatıyor. Rusya’nın önemli tiyatro ödüllerinden biri olan Golden Mask’te pek çok dalda adaylıklarıyla bu yıla damgasını vuran “Boris”te muazzam oyunculuğuyla dikkat çeken 2017 Nikave 2021 Altın Maske ödüllerinin de sahibi Timofey Tribuntsev. Ayrıca oyunun sahnelendiği mekân olan tarihi Moskova Müzesi’nin de metne kattığı his yadsınamaz. Kısaca; Theatre Times’ın “Uluyan bir performans” olarak tanımladığı “Boris”, hikâyesinden oyunculuklara ve akışına kadar bir izleyici olarak beni, İstanbul’dan Moskova’ya, Rusya’dan da Türkiye siyasi tarihine gezindirmeyi başardı.

Meraklısına not:1 Ekim’de açılan ve eski kazan dairesinden dönüştürülen etkileyici mimarisiyle dikkat çeken Kundura Sahne’nin ilk müzisyen konuğu; Björk, Anoushka Shankar, Ólafur Arnalds ve The Cinematic Orchestra gibi isimlerle gerçekleştirdiği projeleriyle tanıdığımız (handpan’ıyla belleklere aldığımız) Avusturyalı müzisyen Manu Delago… Konser turneleri boyunca yaşadığı uykusuzluktan ilhâmla yarattığı “Circadian” albümünü dinleyeceğimiz performans tarihi ise 13 Kasım. Delago’nun, 2018’de altı müzisyenle birlikte Alpler’de gerçekleştirdiği performanslarını konu alan ödüllü müzik filmi “Parasol Peak” ile bu sürecin kamera arkasını anlatan “On Rockand Ice” adlı belgeseli de 31 Aralık’a dek Kundura’nın çevrimiçi izleme platformu Kundurama’da ücretsiz izleyebilirsiniz. Naçizane tavsiyem öncesinde Delago’nun ilginç yaşamına bir göz atın! 


 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.