Haftalık Bağımsız Gazete 14 Ekim 2019

“Cinsel Davranışların İstatistiği” ya da transhuman…


Betül MEMİŞ

Betül MEMİŞ

Okunma 12 Eylül 2019, 08:33

memisbetul@gmail.com

Astronomlara göre her gün 275 milyon yeni yıldız doğuyor. Bulunduğumuz yaşam eşiğinden arada bir de olsa kafamızı kaldırıp gökyüzüne bakabiliyor muyuz, bilmiyorum… Gökyüzüne (gelene kadar veyahut) bakmadan evvel, sanırım kendimizi görmeyi öğrenmemiz yahut anlamamız gerekiyor şiarından yola çıkarak sizlere, geçtiğimiz yıl okuduğum ve açıkçası, yüzyıllık mevzuya farklı bir bakış açısı getirdiğini düşündüğüm bir kitabı takdim etmek isterim. 1953 doğumlu, Oxford Üniversitesi mezunu, Cambridge Üniversitesi’nde Biyoistatistik profesörü olarak görev yapan ve aynı zamanda Birleşik Krallık Kraliyet İstatistik Topluluğu’na da başkan olarak seçilen David Spiegelhalter’ın Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan “cinselliği kılı kırk yaran bir titizlikle ele alan kitap” olarak da tanımlanan “Sayılarla Seks/ Cinsel Davranışların İstatistiği ”... 

Bu aralar transhümanizm ile aşırı hemhalim, transhumanist hareketin amaçlarını, Mark O’Connell, Wellcome Book ödülünü kazanan “To Be a Machine” adlı kitabında şöyle özetliyor: “Ölüm nedeni olarak yaşlanmayı ortadan kaldırabileceğimize hatta yok edebileceğimize inanmalıyız. Bedenlerimizi ve zihinlerimizi güçlendirmek için teknolojiyi kullanabiliriz. Sonunda kendi yüksek ideallerimiz ışığında, kendimizi yeniden şekillendirerek makinelerle birleştirebiliriz.” 

Ama gökyüzüne ve transhuman’a gelmeden evvel (ki bilahare bakarsınız niyetine buraya sadece notunu düşmek istedim) en acilinden fanilik mesaimizi, benliğimizi anlamak ve görmek üzerine yola koyulmalıyız, zira çok yakın gelecekte bu bedenler insanoğlu için sadece bir yük olacak ve gökyüzü de transhuman halimize eşlikçi birer bulut!  Spiegelhalter Hoca’nın kitabından bir pasajla da bugünün mevzusuna gelmek isterim…

Bizim gibi insanlar…

“Cinsel davranışlar hakkında bilgi sahibi olmak istememiz için birçok sebep vardır. Cinsellik yaşadığımız toplumları şekillendirir: Nüfus değişimlerini araştıran nüfus bilimcileri; cinsel aktivite, doğum kontrol yöntemlerinin kullanımı ve kürtaj oranlarını kullanarak hangi bireylerde ne kadar yeni doğumun olacağını tahmin etmeye çalışır. Cinsel aktivite nüfusun cinsiyet dağılımını da şekillendirir. Doktorlar ve sağlık araştırmacıları, hastalıkların bulaşma olasılıklarını araştırmak ve şanssız kişilere yönelik sağlık hizmetlerini planlamak adına insanların neler yaşadıklarını ve hangi önlemleri aldığını bilmek isterler. Psikologlar, insanların cinsel hayat kalitesini ve hayata dair memnuniyetlerini öğrenmek isteyebilir. Psikiyatristler, akıl hastalıklarını tespit etmek ve rahatsızlıkların tedavisini yapmak, ilaç firmaları da yeni tedaviler geliştirmek ve ürün satışını gerçekleştirmek ister. Bizim gibiler ise yalnızca olağanüstü insan davranışları ölçeğinin neresinde olduğumuzu merak ediyor olabilir. Çok mu seks yapıyorum? Yeterince yapmıyor muyum? Doğru insanla mı yapıyorum? Erken mi başladım, geç mi? Benim deneyimlerim farklı mı? Ya da en azından başkaları gerçekten farklı mı? Cinsel davranışlarımızın hayatımıza ciddi bir etkisi var: toplumun bize bakış açışı, kiminle evlendiğimiz, ilişkilerimizin kalıcılığı, sağlığımız, çocuk sahibi olup olmadığımız. Tüm bunlar seks ile şekilleniyor ve bize seks ile ilgili söylenenlerin (hükümet istatistiklerinden koca karı masallarına kadar) gerçekten sayıların söylediği şey olup olmadığını merak etmekte haklıyız…"

Sezonun incilerinden…

Gelelim sezonda seyrine dalıp da paralel evrende başka yaşamlara akacağımız oyunlardan bazılarına…

*Kadıköy Emek Tiyatrosu

Melih Cevdet Anday’ın 1970’te yazdığı “Gizli Emir”, Kadıköy Emek Tiyatrosu ve Tiyatro Alesta ortak yapımı ile seyircisinin karşısına çıkıyor. Elif Sözer’in yönettiği ve Mehmet Şerif Tozlu, Elif Sözer, Nevra Ayşem Savaşçı’nın uyarladığı metnin dramaturgluğunu Nevra Ayşem Savaşçı üstleniyor. Kasım’da prömiyer yapacak diğer oyunsa; Kadıköy Emek ve Küçük Salon’un ilk işbirliği olan, Peter Weiss’ın 1963’te yazdığı, toplumcu ve bireyci düşünce arasındaki çatışmayı iki uç tarihsel karakter üzerinden kurguladığı ünlü eseri “Marat/Sade”… Yönetmen Emre Tandoğan.

*Studyo Oyuncuları

Şahika Tekand’ın yazıp, yönettiği, sahne - kostüm tasarımını Esat Tekand’ın, dramaturjisini Verda Habif’in, koreografisini ise Gizem Bilgen’in üstlendiği; Cem Bender, Gizem Bilgen, Deniz Karaoğlu, Yiğit Özşener ve Şahika Tekand’ın oyunculuklarıyla da (ilk olarak tiyatro festivali kapsamında) sahnede hayat bulacak olan “IO” Stüdyo Oyuncuları’nın yenisi... Tekand, bu kez; tragedyası “IO” aracılığıyla, Olympos ve Zeus’la hesaplaşıyor.

*Altıdan Sonra Tiyatrosu 

İlk seyirlikleri (Başar Sabuncu ve Gülriz Sururi anısına) “Kaldırım Serçesi” müzikali. Sabuncu’nun, Fransız şarkıcı Edith Piaf’ın hayatını anlattığı müzikal, Yiğit Sertdemir’in rejisiyle, tiyatro festivalinde ilk merhabasını vereceklerden. 1983’te Gülriz Sururi’nin hayat verdiği Piaf’ı bu defa Tülay Günal yorumuyla seyredeceğiz. Ekibin ikinci oyunu; Ömer Kaçar’ın yazdığı, Yeni Metin Yeni Tiyatro Festivali’nde ilk okuması yapılan ve “Yılın Oyun Metni” olarak ödüllendirilen “Misafir”. Nefrin Tokyay’ın yönettiği oyunda; Mert Asutay, Sinem Öcalır ve Meriç Rakalar rol alıyor. Üçüncü oyun; Anton Çehov’un kısa oyunlarından oluşan müzikli kabare “Hayalet Kumpanya”. Dördüncü oyun ise; Y. Sertdemir’in yazdığı ve Tomris İncer ile babaannesine ithaf ettiği ve Nihal Koldaş’ın yönettiği “Babaannemin Masalı”.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.