Haftalık Bağımsız Gazete 20 Kasım 2017

Fikirtepe zehir soluyor

Kadıköy Belediyesi tarafından 28 Haziran’dan beri iki ayrı istasyonda yaptırılan hava kalitesi ölçüm sonuçlarına göre Fikirtepeliler hastalık riski taşıyan hava soluyor. Uzmanlar, ölçümlerin insan sağlığı konusunda hem kısa süreli hem de uzun süreli sağlık riskleri ortaya çıkaracağını vurguluyor

Fikirtepe zehir soluyor
GazeteKadıköy

Fikirtepe’de devam eden plansız kentsel dönüşüm bölgedeki günlük yaşamı, insan ve çevre sağlığını olumsuz etkilemeye devam ediyor. Uzun yıllardır hafriyat ve kazı çalışmaları nedeniyle ortaya çıkan yoğun tozdan şikâyetçi olan Fikirtepeliler, şimdi de çimento tozlarından muzdarip.

Kadıköy Belediyesi tarafından 28 Haziran’dan beri iki ayrı istasyonda yaptırılan hava kalitesi ölçüm sonuçlarına göre Fikirtepeliler adeta zehir soluyor. Fikirtepe’de “Partikül madde 10” (PM10) için olması gereken sınır değer 70 iken, 17 Temmuz’da yapılan ölçümlerde bu oran 135,66 µg/m3, 19 Temmuz’da 161,66 µg/m3, 20 Temmuz’da ise 145,85 µg/m3 olarak belirlendi.

Partikül madde 2,5 (PM2.5) için olması gereken sınır değer 25 µg/m3 (DSÖ) iken, 17 Temmuz’da yapılan ölçümlerde bu oran 115.73 µg/m3, 19 Temmuz’da 25.21 µg/m3, 20 Temmuz’da ise 91.86 µg/m3 olarak ölçüldü. Bu değerler olması gereken değerlerin çok üzerinde. Sonuçlar halk sağlığını ciddi derecede tehdit ediyor.

“38 KAT FAZLA”

Türk Toraks Derneği Hava Kirliliği Görev Grubu Eş Başkanları, Doç. Dr. Haluk C.Çalışır ve Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Aykaç ölçüm sonuçlarını gazetemize değerlendirdi. Çalışır ve Aykaç’ın yazılı değerlendirmesinde, ölçüm sonuçlarında ortaya çıkan değerlerin, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) sağlığa zararlı kabul ettiği değerden 38 kat fazla olduğu vurgulandı.

Açıklamada, aynı tarihler arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından da ölçüm yapıldığı belirtilirken, yapılan 17 ölçümün (www.havaizleme.gov.tr. 25.7.2017 tarihindeki veriler) hepsinin ulusal sınır değerin altında olduğu, 16 gün boyunca yapılan ölçümlerin ise DSÖ’nün sınırlarının üzerinde olduğu ifade edildi

Kadıköy Belediyesi tarafından yapılan ölçümlerde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından rutin olarak ölçülmeyen PM 2.5 olarak adlandırılan kirleticinin de ölçüldüğünü söyleyen uzmanlar, “Bu kirletici için ise Halil Türkkan Ortaokulu istasyonunda 29.6.2017 tarihinde 365,4 mikrogram/m3 en yüksek değer saptandı. Bu kirletici için ulusal mevzuatımızda bir limit bulunmazken, DSÖ tarafından 24 saatte 25 mikrogram/m3'ün üzeri sağlıksız olarak kabul ediliyor. Kadıköy Belediyesi tarafından her iki istasyonda bu kirletici 23’er kez ölçülmüş, 22'sinde DSÖ limitlerinin üzerinde sonuçlar elde edildiği gözlendi” açıklamasını yaptı.

“KRONİK HASTALIKLARA YOL AÇIYOR”

Aykaç ve Çalışır, sonuçların insan ve çevre sağlığına olan olumsuz etkilerine de değindi. Yaptırılan ölçümlerde kirliliğin çok ileri boyutlarda olduğunu, insan ve çevre sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğunu söyleyen uzmanlar, “PM10 ve PM 2,5 adlı kirleticiler gerek kısa süreli maruziyetlerde, gerekse de uzun süreli maruziyetlerde önemli sağlık sorunlarına yol açacaktır. Özellikle bu derecede yüksek düzeyler, ani kalp krizleri, felçler gibi kalp damar sistemini ilgilendiren hastalıklara neden olur. 23 gün yapılan ölçümlerde 22 günün DSÖ limitlerinin çok üzerinde olması, günlük yüksek değerlerin dışında kronik bir kirliliği de gösteriyor. Uzun süreli maruz kalma halinde başta akciğer kanseri, kronik obstriktif akciğer hastalığı, damar tıkanıklığı gibi hastalıklara yol açtığı, özelliklerde çocuklarda akciğer gelişimini bozarak sık sık akciğer enfeksiyonu ve alerjik hastalıkların çıkmasına yol açtığı bilimsel olarak biliniyor” değerlendirmesini yaptı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ülkemizde her ilde en az bir olmak üzere yaygın hava kirliliği ölçüm istasyonları ağı kuruluyor. Buradan ulusal bilgi ağına veriler aktarılıyor. Aykaç ve Çalışır ise istasyonların kurulduğu yerlerin, bütün bir il ya da ilçedeki hava kirliliğini her zaman doğru yansıtmadığının altını çiziyor.

Kadıköy Belediyesi’nin PM2.5 kirleticisinin de değerlerini ölçmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan uzmanlar, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü: “Yaygın olarak ölçümü yapılmayan ve sağlık açısından tehlike arz eden PM2.5 kirleticisinin de ölçümün yapılması, istasyon ağı genişletilirken, yerel belediye, sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışılması gerektiğini bu örnek oldukça açık bir şekilde ortaya koyuyor. Kadıköy Belediyesi tarafından iki bölgede yapılan ölçümlerin insan sağlığı konusunda hem kısa süreli hem de uzun süreli sağlık riskleri oluşturması nedeniyle acil önlem alınması gerektirdiğini gösteriyor.”

SANTRALLER KİRLİLİĞİ ARTTIRIYOR

Fikirtepe’de hava kirliliğin artması ve çevreye yayılan yoğun tozun sebebi sadece inşat faaliyetleri değil. Bölgede son dönemde sayıları artan beton imalat şantiyeleri de etrafa çok fazla kirlilik saçıyor. Bölge sakinlerinin ifadelerine göre; bu santraller ruhsatsız çalıştırılıyor. Dumlupınar Mahalle Muhtarı Ahmet Gediz’in şikâyeti üzerine Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü 6 Haziran 2017’de bölgede faaliyet gösteren bir santralin faaliyetlerini durdurma kararı aldı. Ancak mahkeme bu karar üzerine yürütmeyi durdurma kararı aldı. Fikirtepe’deki beton santrallerinin ne olacağı ise bu durumda belirsizliğini koruyor.

NUHOĞLU: "BETON SANTRALLERİ RUHSATSIZ"

Konuya ilişkin konuşan Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu “Bu bölgedeki tüm değerlerin yüksek çıkması ciddi derecede halk sağlığını tehdit etmekte. Bu bölge 6306 sayılı yasa çerçevesinde Çevre İl Müdürlüğü’nün kontrolü altında olması itibariyle kendilerine durumu yazıyla bildirdik. Bu bilgiyi de kamuoyuyla paylaşmak zorundayız” dedi.

Bölgede beton santrallerinin faaliyet gösterdiğini ve bunların ruhsatsız olduğunu söyleyen Nuhoğlu, “Bunların birçoğu mühürlü. Beton santrallerinin ruhsatı yok ve dışarıya beton satıyorlar. Santraller çevreyi kirletiyor, sağlığı tehdit ediyor. Şimdi bu durumda siz neyi tercih edeceksiniz? Betonu mu, insanı mı? Biz insanı tercih ediyoruz. Beton imalatının da yönetmeliklere uygun bir şekilde yapılması gerekiyor. Her şeyin bir kuralı var. Demokrasi bir kurallar sistemidir. Bu kurallara herkes uyacak” diye konuştu.

Kadıköy Belediyesi’nin santrallerin kapatılması için işlem yapmak istediğini ancak şirketin yürütmeyi durdurma kararı aldığını söyleyen Nuhoğlu, “Burada kanunen yetkili olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğü. Yetkili ise yetkili gibi davranması gerekiyor. Bölge savaş alanına dönmüş durumda. Kadıköy Belediyesi ekipleri gittiği zaman ceza yazıyor ve yazmaya devam ediyor. Yasal olarak binaların içine giremiyoruz. Çevre İl Müdürlüğü Kadıköy Belediyesi’nin yetkili olmadığını söylüyor. Vatandaşlar bizim vatandaşlarımız. Orada insanlar yaşarken yoğun bir şekilde inşaat yapılıyor. Bu olacak iş değil. Çevre İl Müdürlüğü’nün İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ve Kadıköy Belediyesi’nin beraber çalışması gerekiyor” şeklinde konuştu.

“SÜRECİN İÇİNDE KAMU YOK”

Yetkililerin sorumluluklarını yerine getirmediğini vurgulayan Nuhoğlu, “Kaç gündür haberler çıkıyor bu konuda. Ama kimse de arayıp sormuyor bu toz nereden geliyor. Bakma ve araştırma gereğini duymuyorlar. Televizyonların bu olayı objektif bir şekilde göstermesi lazım. Toplumun aydınlatılması gerekiyor. İnşaat çalışmaları devam ettikçe bu kirlilik de artarak devam edecek. İnsanlar bu sorunu yaşamak zorunda değil. İnşaatlar kanunlara uyularak yapılmalı. İnşaat kutsal bir şey değil ki. Önemli olan insanlar, insanların ihtiyaçlarına göre davranılması gerekiyor” dedi.

Çevre İl Müdürlüğü’nün yetkisini kullanmasını gerektiğini söyleyen Nuhoğlu, şöyle devam etti:“Biz nasıl ölçüm yapıyorsak onların da ölçüm yapması gerekiyor. Kirlilik, toz, hafriyat, gürültü kirliliği ile ilgilenmeleri lazım. Burada ciddi bir ihmal var. Kamyonlar istediği yere girip çıkıyor ve ceza yazılmıyor. Niye kontrol edilmiyor? Burada yaşayan insanlara karşı bir sorumlulukları var. Gelecekler ve bir fiil kontrol edecekler. Bir gün bizim kapımızı açıp gelin beraber kontrol edelim demediler.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Fikirtepe’de bir bürosu olmalı ve kurum yetkililerin sürekli orada bulunup kontrolleri sağlaması gerekiyor. Bakanlık sadece ruhsata imza atıp bırakıp gitmemeli. Fikirtepe’nin bir inşaat planı olması lazım. İnsanlar ile inşaatlar yan yana olamaz. Orada yaşayan vatandaşlarımızın tahliye edilmesi gerekiyor. Ancak o zaman sağlıklı bir şekilde inşaat yapılabilir. Sözleşmelerden kaynaklanan problemler de var. Kamunun bu süreci yönetmesi gerekiyor. Bu süreçte kamu şu an yok. Kadıköy Belediyesi nereye kadar müdahale edebilir.

Vatandaşlarımız şikâyetlerini Kadıköy Belediyesi’ne çok rahat bir şekilde iletebiliyorlar. Aynı şekilde Çevre İl Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne de gidip taleplerini dile getirmeliler. Kentsel dönüşümde insan unutulmuş, insan için yapıldığını unutmamak gerekiyor.”

“ÇOCUKLAR DIŞARI ÇIKAMIYOR”

Fikirtepe sakinleri ise kentsel dönüşüm çalışmalarına hız verilmesi ve bölgede beton santrallerin kurulmasından beri astım, bronşit gibi kronik rahatsızların arttığını söylüyor. Mahallede kurulan beton santrallerinden şikâyetçi olan mahalle sakinleri, şikâyetlerini ve taleplerini görüşmek için Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu’nu ziyaret etti. Dumlupınar Mahalle Muhtarı Ahmet Gediz ile beraber Nuhoğlu’nu ziyaret eden Fikirtepeliler Gazete Kadıköy’e konuştu.

“Kadınlar, çocuklar, yaşlı vatandaşların hepsi şikâyetçi” diyen Dumlupınar Mahalle Muhtarı Ahmet Gediz, “Fikirtepe açık bir cezaevine dönüştü. İnsan açlığa ve susuzluğa belirli bir süre dayanabiliyor. Ama hava olmadan en fazla birkaç dakika yaşayabiliriz. Beton santrallerinin faaliyet göstermesinden sonra vatandaşlar kronik hastalık sebebiyle sürekli muhtarlığımıza şikâyetlerde bulunuyor. Hizmet ederken ‘önce insan’ denmeli ve buna göre hareket edilmeli. Buraya santral kuruyorsanız, bunun için de gerekli önlemleri almalısınız” diye konuştu.

Bölgede faaliyet gösteren beton şantiyelerinin yerleşim alanlarına çok yakın olduğunu dile getiren Gediz, “ Evlerin olduğu bölgede santrale izin verilmemeli. Buradaki beton santralleri Fikirtepe’de hizmet vermiyor. Göztepe, Bağdat Caddesi, Maltepe’ye kadar satış yapıyorlar. Masa başında beton santrallerinin kurulmasına izin verenler eşleri ve çocuklarıyla bu sokaklarda otursunlar demiyoruz. Sadece 2 saatliğine misafirliğe gelsinler, daha sağlıklı karar vereceklerdir. Muhtarlık olarak vatandaşlardan aldığımız tepki üzerine mayıs ayında İl Müdürlüğü’ne dilekçe yazdık. Müdürlük santrallerdeki faaliyetlerin durdurulması kararını verdi” diye konuştu.

Fikirtepe sakinlerinin sağlıklarının tehlike altında olduğunu söyleyen Gediz, “Bu koşullar altında burada yaşamaktan mutlu değiliz. Kira yardımında bulunup bu insanları tahliye etsinler. Burada göz göre göre insanların sağlıklarıyla oynuyorlar. Büyük sıkıntılarımız var. Fikirtepe’de bir kentsel dönüşüm var. Burada ne yapılacaksa yetkili kurumlar beraber çalışmalı” dedi.

“Bundan sonraki yol haritamıza mahalle sakinleri ile birlikte karar vereceğiz” diyen Gediz, “Kadıköy Belediyesi’ne gittik. Kadıköy Kaymakamlığı’na şikayet dilekçelerimizi vereceğiz. Çevre ve Şehricilik İl Müdürlüğü’ne de şikâyet talebizimi ileteceğiz. Kısa zamanda konuyla ilgili basın açıklaması yapmayı da düşünüyoruz” dedi.

FİKİRTEPELİLER ENDİŞELİ

Fikirtepeliler son 6 ay içinde özellikle astım gibi kronik rahatsızlık şikayetiyle hastaneye gidiyor. Kayınvalidesinde astım başlangıcının olduğunu söyleyen Nejla Akgül, “Kayınvalidem şu an rahatsız. Astım rahatsızlığı başladı. Şeker hastası aynı zamanda gece çok yoğun bir şekilde öksürmeye başlıyor. Hastalığın daha da ilerlemesinden korkuyoruz” diye konuştu.

Mahallede esnaflık yaptığını söyleyen Türkan Alkan da çocuğunun son zamanlarda çok fazla öksürmeye başladığını söyledi. Yaşanan durumdan endişeli olduğunu söyleyen Alkan, “Yemek yiyip, çay içiyoruz ama bakkalın kapısı açık olduğu için yedimiz içtiğimiz her şeye toz giriyor. Yağmur yağsın diye dua ediyorum. Sokak ıslansın da toz etrafa yayılmasın diye. Ne yapacağımızı bilemiyorum. Yaşam alanlarımız giderek daralıyor” şeklinde konuştu.

Hafriyat kamyonlarının 24 saat boyunca çalıştığını söyleyen Gülden Özdemir ise çocukların sokağa çıkamamasından şikâyetçi. Özdemir, “Çocuklarımız eskiden sokağa çıkar oyun oynardı. Şimdi dışarıya adım atamıyorlar. Biz de aileler olarak çocuklarımız sokağa çıktıklarında tedirgin oluyoruz. Hem sağlıkları etkileniyor hem de kamyonlar çok tehlikeli” dedi.

“Çocuklar dışarıya çıkamadıkları için akşama kadar tablette ya da bilgisayarda oyun oynuyorlar” diyen Selma Yıldız da şikâyetlerini şöyle dile getirdi: “Çamur, toz ve pisliği söylemeye bile gerek yok. Yıllardır bu çileyi çekiyoruz maalesef. Beton mikserlerini, kamyonlarını istemiyoruz. Sokaklarımızdan geçemez olduk.”

“SOKAĞIMIZ ŞANTİYE OLDU”

“Kadıköy Belediyesi’nin yaptırdığı ölçümlerde kanser riski taşıdığı ortaya çıktı” diyen Nadi Coşkuner, “Sağlığımız ciddi anlamda risk altında. Uzun zamandır Fikirtepe’de yaşıyorum. Yetkililer 1 saat zaman geçirsin mahallede. Çok net söylüyorum kimse bu kadar süre dayanamaz. Bıktık artık. Fikirtepe’de sadece inşaat şirketlerinin hazır beton şantiyeleri yok. Kadıköy’ün tamamına beton satan şantiyeler var ve 24 saat çalışıyorlar. Sokaklarımız, kapımızın önü resmen şantiye oldu” dedi.

Yetkililerin sorumlu davranması gerektiğini söyleyen Ömer Şahin ise şöyle konuştu: “Üç aydır bütün aile öksürüyoruz. İleride daha büyük sorunların ortaya çıkacağını düşünüyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı duyarlı olmaya çağırıyoruz. Biz yetkililerin sorumlu davranmasını ve sorunu çözmelerini bekliyoruz. En azından bizi güvenli bir şekilde buradan tahliye etsinler. Sağlığımız bozuldu. Bozulmaya da devam ediyor.”

Evinin beton santraline çok yakın olduğunu söyleyen Binali Keçeci ise hem gürültüden hem de tozdan şikâyetçi. Yaşlı olduğu için hastalık riskinin daha fazla olduğunu dile getiren Keçeci, “Şantiye ile aramızda 10 metre mesafe var. En büyük sıkıntıyı biz çekiyoruz. 24 saat boyunca bu kamyonlar ve makineler çalışıyor. Sesten ve gürültüden uyuyamaz hale geldik. Apartmanda çocuklar var ama dışarı çıkamıyorlar. Eskiden sokakta oynarlardı. Şimdi eve hapsoldular. Yetkililer gelsin 1 saat otursun eğer dayanabilirlerde madalya alırlar” diye konuştu.

NASIL BİR ETKİSİ VAR?

Partikül madde: Atmosferde veya bir gaz kütlesinde, molekülden büyük (>0,0002 μm) ve 500 μm'den küçük katı veya sıvı halde bulunan maddelerdir. Partikül maddenin esas kaynaklarını fabrikalar, inşaat faaliyetleri, enerji tesisleri, yangınlar oluşturuyor.

PM 10: 10 mikrogramdan küçük partikül madde,

PM 2.5: 2.5 mikrogramdan küçük partikül madde olarak nitelendiriliyor.

Partikül maddeler civa, kurşun, kadmiyum gibi ağır metaller ile kanserojenik kimyasalları bünyelerinde bulundurabiliyor. Ve bu maddelere maruz kalmak solunum, kalp damar hastalıkları, astım atakları, solunumla ilgili rahatsızlıklar ve akciğer kanserinden ölümlerde artışa yol açıyor.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.