Haftalık Bağımsız Gazete 23 Şubat 2018

Çaldırıp kapatılan hayatlar…


Ugur VARDAN

Ugur VARDAN

Okunma 09 Şubat 2018, 08:19

‘Ne onunla ne onsuz’… Yıllar yıllar önce, Aktüel dergisinde çalışırken Mustafa Altıoklar’ın ‘İstanbul Kanatlarımın Altında’ filminin Topkapı Sarayı’ndaki çekimleri için sete gitmiştim. Türkiye sinemasının yavaş yavaş ayağa kalktığı zamanlardı ve böylesi bir dönem filmi büyük ilgi görüyordu. Çekim serüveni de elbette… Üstelik yaşananları basında ilk kez ben sayfalarımıza taşıyacaktım. Söyleşi, izlenim derken en çarpıcı yanlardan biri de tarihi kostümler içindeki oyuncuların çekim aralarında ellerindeki ‘yeni moda’ aygıtlarla yaptıkları konuşmaları gösteren fotoğraflardı. Henüz o zamanlar adı netleşmemişti söz konusu aletin… Hatta çok iyi hatırlıyorum, dergide sayfaları yaparken resim altına ne yazacağımı bilememiştim.

Evet, böylesi bir hızla, hatta karmaşayla girdi ‘cep telefonları’ hayatımıza ve ismini bile sonradan buldu. Geçen haftadan beri vizyonda olan ‘Cebimdeki Yabancı’, işte bu aletin ağır ağır hayatlarımızı nasıl esir aldığını, ilişkilerimize nasıl yön verdiğini, ikiyüzlü ahlakımızın en sadık ortaklarından birine nasıl dönüştüğünü anlatıyor. Aslında başkaları (İtalyanlar) anlatmış, biz de bu hikâyeyi yerlileştirmişiz. Orijinal metin Filippo Bologna, Paolo Costella, Paola Genovese, Paolo Mammini ve Rolando Ravello beşlisine ait. Senaryoyu filme çeken ise bu grubun içinde de yer alan Paola Genovese. Hikâye kısaca şöyle: Dostlukları çocukluklarına kadar uzanan bir grup arkadaş, akşam yemeği vesilesiyle buluşur. Laf lafı açarken ortaya bir fikir atılır. Fikir şudur: Herkes cep telefonuna gelen mesaj, konuşma vs. ne varsa toplulukla paylaşacaktır. Başlarda sempatik gelen bu eğlenceli oyun zamanla kirli çamaşırların, iç içe geçmiş ilişkilerin, yasak aşkların ortaya çıkmasına ve ortamın gerildikçe gerilmesine neden olur…
İtalyanca (orijinal) ismi ‘Perfetti Sconosciuti’ olan filmin yerli versiyonu ‘Cebimdeki Yabancı’, yılların oyuncusu ve kültür-sanat insanı Serra Yılmaz’ın ilk yönetmenlik hamlesi aynı zamanda. Yapımcılığı Ferzan Özpetek’in üstlendiği çalışma, sinemamız standartlarında düzgün, gayet temiz bir iş. Oyunculuklar da yerli yerinde, kadrodaki isimlerden Çağlar Çorumlu, malum değdiği her karakterde farklı bir hava, tarz ve iz bırakıyor; ne mutlu ki bu durum ‘Cebimdeki Yabancı’da da tekrarlanıyor… Keza sanat yönetimi, görüntü çalışması da iyi…

Benim itirazım ise farklı… Yaklaşık bir-bir buçuk yıl önce orijinalini izlediğiniz bir filmin Türkçesine ihtiyaç var mıydı? Benim için yoktu ama ‘Perfetti Sconosciuti’ bizde gösterime girmediği için böyle bir hamle elbette kabulümüzdür diyelim. Ama ben zaten genel olarak bu türden ‘uyarlama’lara çok sıcak bakmıyorum. Lakin Martin Scorsese’nin bile hayatındaki ilk Oscar ödüllerini (‘En İyi Film’ ve ‘En İyi Yönetmen’) bir uyarlamayla (‘The Departed’) aldığı düşünülürse, benim bu bakışımın hiç de önemli olmadığı görülür (“Bizimkisi sinek vızıltısı” derler eskiler).

Sonuçta yalanlarımız, ikiyüzlülüklerimiz, kendimizi ve etrafımızı kandırmışlıklarımız üzerine ‘cep telefonları’ vasıtayla bir hatırlatma diyebiliriz Serra Yılmaz’ın filmine…

*** 

Puan Cetveli

Cebimdeki Yabancı ........................................ 3

En Karanlık Saat ........................................... 3.5

Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri ............. 4

Paramparça ................................................. 3.5

İyi Günler ....................................................... 4

Foxtrot .......................................................... 4

Güzel Adam Süreyya ......................................3

Özgürlüğün Elli Tonu .................................... 1

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.