Haftalık Bağımsız Gazete 28 Eylül 2020

“Büyük”lük hakkında ne biliyorsunuz?


Begüm KAKI

Begüm KAKI

Okunma 09 Eylül 2020, 20:02

Bir araya gelmek artık içinde birtakım tedirginlikler barındırıyor. Oysa ki yalnızlıklarımız bile ne kadar kalabalıkmış düşünsenize. Sistemin yok saydığı, işgal ettiği özel alanlarımız bize kalınca onunla ne yapacağımızı şaşırdık. Birbirimize ne kadar yakın olduğumuzu bundan mahrum kalınca gördük. Kalabalığın bir parçası olmanın normal zamanlarda da belli başlı çekinilecek yanları vardı ama bu kadar sorgulanacak bir hâl alacağı aklınıza gelir miydi? Kalabalıklar içinde rahatça dolaşmayı, kalabalığın bir parçası olmayı yeniden düşünebilecek miyiz peki?

Tiyatroları düşünün, doğası bir arada olmayı gerektirir. Koca bir sezonu kapıları kapalı geçiren tiyatro salonları, yeni sezon için de belirsizliğini koruyan durumla baş başalar. Salgının mevcut etkileri altında, kapalı ortam tedirginliği hâlâ sürerken, hava durumları el verdiğince devam edecek açık hava sahneler hem bazı tiyatro ekiplerine destek oluyor hem de tiyatroseverlerin özlemini bir nebze olsun gideriyor. Tabii nereye kadar böyle devam edebilir ki? Gündemlerimizin anlık değiştiği yeni zaman düzeninde geleceğe dair bir tahmin artık çok zor. Açık hava sahneleri bir arada olma özgürlüğümüzün zapt edildiği şu zamanlara iyi geldi ama. Altı ay sonra kabuğumdan biraz uzaklaşmayı göze alarak Kadıköy Belediyesi Sanat Parkta Sosyal & Mesafeli Festival kapsamında sahnelenen Tiyatro BeReZe’nin Fil oyununu izleme fırsatı yakaladım. – belirtmeden geçmeyeyim tiyatroyu çok özlemişim-.  Tiyatro BeReZe ne sahnelese koşa koşa izlemeye gidilir. Onlarla ilk tanışmam Macbeth / İki Kişilik Kâbus oyunlarıyla olmuştu. Bilirsiniz bir sezonda en az iki ekip, belki daha fazlası, Macbeth oynar. Ama bu Macbeth bildiğimiz gibi değildi, gerçek anlamda deli işi bir uyarlamaydı. Elif Temuçin ve Erkan Uyanıksoy sahnede o kadar uyumlu ve ne yaptığını bilen oyuncular ki onları izlemek iyi geliyor.

Tiyatro BeReZe'nin Danimarkalı tiyatro ekibi Teatergruppen Batida ile sahneye koyduğu Søren Ovesen'in yazıp yönettiği Fil yine bende aynı hayranlığı uyandıran işlerden biri oldu. Aslında oyunun prömiyeri 2013’te Kopenhag’ta yapıldı. Ne eksiği ne fazlası olan, tam tadında, zaman zaman hatırlamak isteyeceğim oyunlar arasına girdi. Bir öykü okursunuz kısacıktır, yalındır ama sizi yakalamayı başarır hatta sayfalarca yazılsa o etkiyi vermeyeceğini bilirsiniz, işte Fil de tam öyle bir hikâye sunuyor. “Bayanlar ve Baylar! Bu, kendisini 'Dünyanın En Büyük Sihirbazı' olarak adlandıran bir adamın çok, çok, çok, çok ama çok acıklı hikâyesidir. Kendisine dair çok, çok, ama çok büyük hayalleri olan bu adam, bir gün gerçek 'büyüklük' hakkında aslında hiçbir şey bilmediğini fark edecek...” bu anons bize hikâyenin tam kalbini veriyor. Anonsu seslendiren, kibirden kalbi kararmış, kendini “bir şey” zanneden Büyük Sihirbaz’ın ona olmaması kadar çok aşık olan yardımcısı Dalia tarafından yapılır. Bu aşk karşılıksız, hatta hakarete uğrayan saf bir aşktır. Bir yandan da yan yatmış, vidası tutmayan “Büyük Sihirbaz” tabelasını süper güçle düzeltme kudretine de sahiptir bu aşk. Kendini olduğundan fazlası sanan, küçücük bir şapkadan tavşanı çıkartmayı bile denemeden fil çıkartmaya çalışan -sefil- Büyük Sihirbaz bu aşkı kırıp dökmekten, yok saymaktan hiç geri durmaz. Kadın da tüm bunlara rağmen hayatını ona adamaktan, tek hayranı olmaktan, Büyük Sihirbaz için kendinden bile vazgeçmekten geri durmaz. Ancak asıl mesele büyüklüğün ne olduğu meselesidir. Sevginin büyüklüğünün karşısında her şeyin ne kadar küçük olduğudur. Dalia, yok sayılan çabasıyla ve mütevazı duruşuyla hem Büyük Sihirbaz’a hem de seyirciye kimin büyük olduğunu gösterir. Oyunun sonunda şapkadan çıktığını görmediğinizi sandığınız o büyük filin ise gelip göğsünüze oturması muhtemel. Oyunu var eden her öge hikâyeyi besliyor, absürt anlarla dolup taşması, nesnelerin bile bir rolünün olması, yalın olduğu kadar zengin bir anlatıya sahip olması oyunu başka bir noktaya taşıyor. Fil, Elif Temuçin ve Erkan Uyanıksoy’un şahane uyumu, seyirciyle olan kesilmeyen iletişimleri, ufak ufak tüm salonu kendilerine çeken enerjileriyle unutulmaz performanslarından birini izleme imkânı veriyor.

Yeni Sezondan Haberler

Yeni sezon geldi çattı! Biz bugünleri ajandalarımızı açmış hangi oyunu hangi güne alsak diye planlar yapacakken, tiyatro sahnelerinin, ekiplerinin yeni oyunlarının tanıtımlarıyla heyecanlanacakken maalesef kaçırıyoruz. Yine de var haberler:

*Moda Sahnesi, yeni sezonda çekinmeden merakımızı uyandıran yeni oyununu duyurdu. Onur Ünsal’ın tek kişilik performansla karşımıza çıkacağı Edouard Louis’nin kaleme aldığı Babamı Kim Öldürdü? yeni sezonun ilk müjdelerinden oldu. Oyun, 17 -27 Eylül tarihleri arasında farklı tarihlerde Moda Sahnesi’nde oynanacak.

*Kadıköy Emek Tiyatrosu da “İkinci Hayat” projesini duyurdu. Seyirciler bahçe ve terasa kurulacak düzenle proje kapsamında çok yetenekli ellerden çıkan üç kısa oyun izleyecek: “Ağustos, 1998”, “İsmet Emmi'nin Baldırları”, “Herkes Kocama Benziyor”. Seyircisini bekleyen temsiller 17 Eylül’de başlıyor 29 Ekim’e kadar farklı günlerde gerçekleşecek.

*Açık hava gösterimleri de hâlâ devam ediyorken birkaç öneri:

-Kadıköy Belediyesi Sanat Parkta Sosyal & Mesafeli Festival’de

21 Eylül akşamı Kadıköy Boa Sahne’nin oyunu Turşu’yu, 22 Eylül akşamı Semaver Kumpanya’nın Cardenio oyununu ve 24 Eylül akşamı Seyyar Sahne’nin uzunca bir süredir sahnelediği Bir Meşrutiyet Faciası Yahut Gündüzlerimiz oyununu izleyebilirsiniz.

-Kadıköy’den çıkıp karşı yakaya geçerseniz de Büyükyalı Fişekhane’de 18 Eylül akşam Sevgili Arsız Ölüm – Dirmit’i ve 25 Eylül akşamı B Planı’n İstila oyununu izleyebilirsiniz. Bunun dışında Uniq İstanbul’un “Sahnede Yeniden Buluşuyoruz” başlığıyla duyurduğu ve 19 Eylül’e kadar devam edecek programına da göz atmanızı tavsiye ederim. Ekim ayında ise Zorlu PSM, mesafeli ama birlikte diyerek pek çok oyunu sahnesinde ağırlayacak.

İyimser bir dilekle, coşkusunu doya doya yaşayacağımız, bir arada olmaktan keyif alacağımız bir sezon olsun!

Not: Birbirimize maske ve kolonya ikram etmekten çekinmeyelim!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.