Haftalık Bağımsız Gazete 14 Kasım 2018

Bütün duvarlar gibi ikiyüzlüydü


Betül MEMİŞ

Betül MEMİŞ

Okunma 13 Eylül 2018, 16:07

memisbetul@gmail.com

“Sanat ne fildişi bir kulededir, ne de televizyon ekranındaki seyirliktir. Sanatlar, herkesin çaba ile dilini öğrenebileceği, kendini geliştirebileceği ve katılabileceği insani faaliyet alanlarıdır.” Metis Yayınları’ndan çıkan Sanatlar ve İnsan Dizisi’nde böyle tanımlanıyor sanat… Yaşadığımız coğrafyadan öte, günümüz dünyasında icra edilen sanatı düşünürsek üzerine çokça konuşur ve tartışırız orası kesin ama gerek yok diyerek sözü sizlere bırakmayı daha uygun buluyorum. Fakat bu sonbaharın açılışını; “Gözlemcinin Teknikleri - 19. Yüzyılda Görme ve Modernite Üzerine” adlı kitabı ile tanınan ve “7/24Geç Kapitalizm ve Uykuların Sonu” kitabıyla da dimağları parlatan sanat eleştirmeni Jonathan Crary ile yapmanızı salık veririm. Columbia Üniversitesi`nde sanat tarihi profesörü olan Crary, 19. yüzyılda hakim görme modelinde nasıl bir kopuş yaşandığını ve bu kopuşun nasıl yeni bir gözlemci inşa ettiğini anlatıyor bizlere. Ve bunu da fotoğraf teknolojilerinin doğuşu ile ilişkilendirip, görmenin nasıl ölçülebilir bir şeye dönüştürüldüğünü, stereoskop, fenakitiskop gibi optik aletlerin icadı ve bedenin bir denetim, nüfuz, bilgi nesnesi olarak kurulması üzerinden Foucault’cu bir perspektifle anlatıyor. “Gözlemcinin Teknikleri” beni öylesine iştahlandırdı ki sizleri de aynı minvalde yükseltsin diye izninizle bi-kuble sarkıtmak isterim.

“Neden yeni bir tarih? Sanat tarihi insan algısının tarihiyle fiilen çakışmıyor mu? Zaman içerisinde sanat yapıtlarında ortaya çıkan biçim değişiklikleri, görmenin kendisinin tarihsel olarak uğradığı mutasyonların en çarpıcı delilleri değil mi? İşte benim bu incelemem, tam tersine, görme tarihinin (eğer böyle bir şey mümkünse), temsil pratiklerinde yaşanan kaymaların sıralanmasından çok daha fazlasını içerdiğini savunuyor. Bu kitabın hedefi sanat yapıtları üstüne ampirik veriler oluşturmak ya da yalıtılabilir bir 'algı' kavramı geliştirmek değil, en az bunun kadar sorunlu olan gözlemci olgusuna eğilmek. Çünkü gözlemci sorunu, aslında görmenin tarih içinde maddileştiği, bizatihi görünür hale geldiği alandır. Görme ve etkileri, belli pratiklerin, tekniklerin, kurumların ve öznelleştirici usullerin hem tarihsel ürünü hem de gerçekleşme alanı olan gözlemci öznenin olanaklarından hiçbir zaman ayrılamaz." diyor Crary. 

Bu haftanın fonuna Kuzey Amerika Yerlileri'nin uğradıkları haksızlıkları ifşa eden ilk beyaz şarkıcılardan biri olan (Amerikalı rock ve country müziğini önemli ölçüde etkilemiş gitarist, söz ve müzik yazarı) Johnny Cash yakışır kanısındayım. Hatta, üstüne 2005’te Cash’in hayatını anlatan “Walk The Line” filmini de dikiz edebilirseniz, değmeyin keyfinize! Gelelim bu haftanın tiyatro rotasına… Hatırlarsanız, geçen yazıda yeni sezonun taze oyunlarına göz atıyorduk! O vakit, ateşi söndürmeden devam edelim; bu yazıya da “volumu iki” diyebiliriz. 

  • Şermola Performans:

“Yedi kuşak boyunca dünyada o duvardan daha önemli bir şey olmamıştı. Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, ikiyüzlüydü. Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı.” Ursula K. LeGuin’in “Mülksüzler”inden selamını veren “Balans”ın yazarı (beyazperde ve tiyatroda yüzüne aşina olduğumuz) Selim Akgül, yönetmeni ise son yıllarda aldığı ödüllerle adından sıkça söz ettiren ve aynı zamanda Şermola Performans kurucularından olan Berfin Zenderlioğlu. Nazmi Kırık, Nurullah Kaya, Özlem Taş, Sabahattin Ozan Aslan, Selim Akgül’ün rol aldığı oyunun sahne tasarımı Başak Özdoğan’a, ışık tasarımı Recep Söğüt’e, müzikleri Siya Şevê-Gökçe Selim’e, hareket tasarımı Dicle Doğan’a, kostüm tasarımı ise Hilal Polat’a emanet.

  • Moda Sahnesi: 

“Ben tiyatroya açılan bir pencereyim, tiyatroya bakmanın ve onu yaşamanın yollarından biri. Tam ortasında adına tiyatro dediğimiz nesnenin boy gösterdiği sahneye açılan pencerelerden biri…” Kendisini ve tiyatrosunu böyle tanımlayan, günümüz tiyatrosunun önemli şahsiyetlerinden Wajdi Mouawad'ın yazdığı “Kıyı”, Moda Sahnesi’nin açılışıyla şereflendirenlerden. Metin; savaş nedeniyle batıya göç etmiş bir ailenin oğlunun babasını gömmek için onu memleketine getirişi ve gömmek için bir yer arayışını anlatıyor. Onur Ünsal, Uluç Esen, Caner Erdem, Mert Şişmanlar, Melek Ceylan, Barış Yurtsever, Çağla Buldak ve Talha Kaya’nın rol aldığı oyunu Ayberk Erkay Türkçe’ye çevirmiş. Kemal Aydoğan’ın yönettiği oyunun müziklerini Ulaş Özdemir, sahne tasarımını Bengi Günay, ışık tasarımını ise İrfan Varlı üstleniyor.,

  • İkincikat Tiyatro:

Her sezon algıda seçicilik kadrajında seyircilerini mest eden ekip, bu sezon Erkan Kolçak Köstendil’in yazıp, Eyüp Emre Uçaray’ın yönettiği “Tezgah”la karşımızda. Elit Andaç Çam, Haki Biçici ve Aziz Caner İnan’ın sahnelediği oyun; ‘bir aldatmanın üzerinden ilişkileri ve âhlaki değerleri sorguluyor’. Ekibin ikinci seyirliği ise; Londra’daki Arcola Theatre’da 2016’da prömiyer yapan, Samantha Ellis’in yazdığı modern ve tutkulu bir aşk hikayesini konu alan ve Hollywood tarzı romantik komediyi sahnelere taşıyan bol şamatalı bir tiyatro oyunu olarak lanse edilen “Bir Feministle Nasıl Sevgili Olunur?”… İkincikat’tan öğrendiğimiz bir diğer oyun haberi ise Cengiz Bozkurt’un yöneteceği “İngilizler’in dahi adamı” diye lanse edilen Patrick Marber’in yazdığı, aynı isimle sinemaya da uyarlanan “Closer”. Marber’e aşinalığımız yine C. Bozkurt’un yönettiği, Kent Oyuncuları’nın şahlandırdığı (Bartu Küçükçağlayan, Engin Hepileri, Bülent Şakrak, Köksal Engür, Okan Yalabık, Cüneyt Türel) “Kumarbazın Seçimi” adlı oyundan... Maber’in 95’te kaleme aldığı metin pek çok ödülü de almasına vesile olmuştu.

  • BAM

Seyircisinden tam not, eleştirmenlerden de övgü alan ve ardı ardına birçok ödülü de kucaklayan “Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin” oyunuyla tiyatro sahasına iyi bir giriş yapan BAM’ın yeni oyunu “Kader Can”… Oyunun yazarı, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin’in yazarı ve yönetmeni olan, kalemiyle bellekleri her daim temizleyen Murat Mahmutyazıcıoğlu. Oyuna hayat verecek olan isimse; sahnede enerjisine hasta olduğumuz Deniz Karaoğlu.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.