Haftalık Bağımsız Gazete 20 Ekim 2019

Boynunun Etrafındaki Şey


Müge İPLİKÇİ

Müge İPLİKÇİ

Okunma 07 Şubat 2019, 09:46

O yaz, kendini gerçekleştirdiğin ilk yazdı.

Müthiş bir kitabın sarsıcı bir öyküsünün arasında kaybolmuştum. Öykü, Nijeryalı bir yazar olan Chimamanda Ngozi Adichie’ye aitti. Zeki ve duyarlı bir kız çocuğunun erkek kardeşine tanınan imtiyazlarına bir noktadan sonra isyan etmesinin öyküsüydü bu. Nasıl diye soracak olursanız, sanırım cevabım ‘çok sert’ olurdu. Öte yandan bu sert, sert olduğu kadar içli ve derin öyküyü, yazar, tereyağından kıl çeker gibi anlatmıştı. Sanırım bunu da eklemek boynumun borcu olurdu!

Esasen iyi bir edebiyat metni karşısında yapılabilecek olanı yaptım. Ruhumdan şapkamı çekip çıkardım, göğsüme bastırdım ve bir müddet satırlara bakakaldım.

Bu esnada dünya yine büyük bir vasatlık içinde dönmekteydi! Yazarın müthiş özgün bir dil ve yaratıcı kurguyla anlattığı öyküsünün temel sarmalı da bu vasatlığı anlatıyordu zaten. Herkesin herkes olma çabasını. Bu çaba içerisinde farklı olanı yutma, yok sayma telaşını. Yuvarlağımızın hangi köşesine gidersek gidelim başımızın belası olacak bir yazgıydı bu: Herkesi herkesle bir tutma hali. Ya da herkesi herkese benzetme takıntısı. Herkesi, en olmayacak zaman ve biçimde herkesle yarıştırma gafleti!

Bununla birlikte, öykünün güzelliğini zihnimde takip ettiğim bir geç sabah vakti, genç bir okul müdürünün sözleri, kulağımda çok farklı bir biçimde çınladı.

Onun özel zeka ve dolayısıyla duyarlılığa sahip olan öğrencilerin toplum tarafından nasıl vasatlaştırıldığı yolunda söylediği cümlelerini not ederken aslında ister özel ister genel, insan zekasının tüm kıvrımlarının büyüme denilen o hengamede, bizim gibi toplumlarda nasıl da kolalanıp ütülenerek düzleştirildiğini bir kez daha hatırladım. Kısaca o hunhar çabayı!

Bu nasıl da bir vasatlaştırma yarışı ve telaşıydı...

Genç müdürün söylediklerinde yazıma başlık olarak attığım, aynı zamanda kitabın da adı olan Boynunun Etrafındaki Şey, boynumuzun ve yaşamlarımızın etrafına dolanan tutsaklıklardan başka bir şey değildi. İşin tuhafı çoğumuz bunlarla büyürken isyan ediyor, büyüdükten sonra ise çoğumuz, eleştirdiğimiz o gardiyanlara dönüşüyorduk. Üstelik çoğunlukla da gönüllü olarak.

Bu noktada genç müdürün söylediklerini takip etmek esas oluyordu: ‘Özellikle özel zekaya ve duyarlılığa sahip olan insanlarda adalet duygusu çok gelişmiş olduğu için bu tip öğrenciler etraflarındaki kural koyucuların zoruyla içlerine dönüyor ve zekalarının çok azını kullanmayı tercih ederek kendilerini silikleştirmeyi seçiyorlar. Onlara yapılabilecek en büyük iyilik ise fazla değil on beş yaşına kadar zekalarının olağanüstülüğünün utanılacak bir şey olmadığını kendilerine hatırlatmak... ’Boynunun Etrafındaki Şey’deki  çarpıcı öykünün (Yarın Çok Uzak)  zeki kızı ise böyle bir şansa sahip olabilecek çocuklardan değildi. Kocaman bir kapken, küçücük bir bardağa dönüşmenizin beklendiği, arzulandığı, umulduğu bir hayatta pek de fazla şansınız olmuyordu zaten. O, yarını çok uzakta diye düşünerek yaşayan nicesinden biriydi. Güçsüz müydü? Hayır. Kurban mıydı? Evet. Tüm bunlara rağmen kendini gerçekleştirebildi mi? Çok büyük bir bedel ödeme uğruna, evet! Bir insanın kendini gerçekleştirmesi bu kadar bedel yüklü mü olmalı? Hayır.

Belki bu yüzden vasatlık bu kadar tavan yapıyor ve etraf o duygunun halesiyle dolup dolup taşıyordu.

Ya şans?

Belki... Ancak belki için bile geç kalınmış zamanların yitik yersiz yurtsuz bir kahramanı vardı karşımızda.  

Boynunun Etrafındaki Şey, göçmen dünyamızın göçebe ruhunu anlatıyordu. Oradaki yalnızlığımızı. Oradaki tutsaklığımızı. Onları nasıl geçiştirdiğimizi. Yalanlarımızı.

Bir ara okuyun derim.

(Boynunun Etrafındaki Şey, Çev. Sibel Şakacı, Can Yayınları)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.