Haftalık Bağımsız Gazete 13 Kasım 2018

Beni sevme, takdir et


Fatih SOLMAZ

Fatih SOLMAZ

Okunma 01 Kasım 2018, 16:07

Arkadaşlar köşeme hoş geldiniz! Okumaya başlamadan önce kısa bir zamanınızı ayırarak abone olup, like’larsanız bu köşenin devamı gelir.

İki arkadaş karşılaşıyor ve başlıyorlar izledikleri dizilerden sohbet etmeye…

-Naaber?.. Naapıyorsun?..

-Hiç… Dizi izliyorum sadece…

(Bir ara belgesel izliyorum havası vardı o bitmiş demek ki)

-Yapma ya. Valla ben de dizi izliyorum bu aralar sadece.

-Neleri izliyorsun? (Beklemez cevabı, devam eder.) Ben American Gods’la, Stranger Things izliyorum. Tavsiye ederim.

-Aaa, bak asıl ben sana Black Mirror’la, Dark’ı tavsiye ederim! Super Naturel onların yanında retro dizi kalır valla.

(Artık, Narcos, The Game Of Thrones, La Casa De Papel filan demode olmuş bile.) 

-Carnivale’ı duydun mu hiç? Böyle manyak bir dizi izlememişsindir. The O.A. dizisi de acayip deli bi şey.

-Bak önce American Horror Story’inin 5 sezonunu arka arkaya izleyeceksin. Biter bitmez Philip K. Dicks Electric Dreams’e geçeceksin.

-Kara komedide Psychoville’in üstüne kralını tanımam. Bir izle hastası olursun.

Bu diyaloglardan anlıyoruz ki, kimse kimseyi dinlemiyor, herkes sadece söylemek istediğini söylüyor…

Amaç tavsiye almak veya vermek değil; izlediklerinden dolayı takdir görmek. Öyle ya; kamyon kasalarında otomatik silahlarla gezen paramiliter çetelerin olduğu ama hiçbir polisin olmadığı İstanbul’u anlatan yerli distopya dizisi Çukur’u veya Hanımın Çiftliği’nin suyunun suyu olan Bir Zamanlar Çukurova’yı izlemenin ne havası olacak ki?

Parası olan sosyal medyada Avrupa şehirlerinin Hop on Hop off otobüslerinde turlarken çektiği fotoyu paylaşırken, durumu olmayan da bir kahvenin yanına kalp şeklinde kurabiye ile foto paylaşıyor.

Yakında bankalar; ‘instagram hikaye kredisi’ verir mi verir bence, gidip Roma’da Aşk Çeşmesinde, Venedik kanallarında gondol gezintisinde selfieler, videolar çektirmek isteyenlere… Ve hatta eğik Pisa Kulesi’ni tutuyormuş gibi fotosu olmayana instagram hesabı açılmayacağı günler de gelecektir merak buyurmayın…

Like’lar, emojiler neden icat edildi sanıyorsunuz? Kapitalizm sizi fıldır fıldır gezdirip orada burada para harcayarak fotolar çekesiniz diye.

İlk kim yaptıracak diye bekliyorum; mezar taşına ‘Ruhuna Fatiha’ yerine Ruhuna ‘Like’ , ‘Dislike’ butonlarını…

Kadıköy’de bir aktar ‘Yerli Himalaya Tuzu’ satarak ilgi ve takdir bekliyor. Belki sadece bir aktar değil, hepsi satıyordur, tek tek kontrol etmedim. Ama takdir ettim. ‘Yerli ve Milli’ olayına Himalayalar’ı da dâhil etmek her babayiğidin harcı değildir.

Bardağa ismi bir harf yanlış yazıldığı için Starbucks çalışanıyla kavga eden hanımefendi, siz; ‘Tol bardak karamel makiyato’yu, ‘Tol bardak karamel makyatillo’ şeklinde söylerken o emekçi genç çalışan sizi düzeltmeye çalıştı mı? Ses çıkarmadı ayıp olmasın diye… (kendimi engelleyip, gülmemek için dudaklarımı nasıl ısırmıştım ama…) 

Emekçi deyince…

Selam sana, 1 Mayıs’ta bal yapmayan işçi arı!

Selam sana, doğal üretiminde bir kraliçe olan monarşik gıda maddesinden tüketerek protestoda kısılan sesini iyileştirmeyen çalışan muhalif.

Bir protesto sırasında; ‘Kahrolsun …x…’ diye bağırırken aniden yabancılaşıp; ‘Kahrolsun, ne yaa?... Ne saçma bir dileyiş… ‘Bitsin, de; yıkılsın de; kahrolsun ne allasen?..’ demiştim kendi kendime…

Ömür biter, paradoks bitmez.  

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.