Tarih : 16.02.2012 14:15:18
Süreyya’da İlk Türk Operası

18 Şubat akşamı Süreyya Operası’nda ‘Midas’ın Kulakları’ operasının prömiyeri gerçekleşecek. Yazarı da bestecisi de Türk olan eser, Kadıköy’de sahnelenecek ilk Türk operası olma özelliğini taşıyor…

Güngör Dilmen, esas itibariye tiyatro metni olan Midas üçlemesinin ilk eseri ‘Midas’ın Kulakları’nı 1959’da kaleme almış. Eserin ilk kez sahnelendiği 1960’ta büyük sükse yaptığı söyleniyor. Dilmen eserlerinde çoğunlukla efsaneleri, mitolojik veya fantastik hikâyeleri konu alan bir yazar. Midas’ın Kulakları’nı da, Frig mitolojisini yeni bir yorumla kaleme almış. 
Midas’ın Kulakları ‘satir’ (yergi)dir; satirler Yunan mitolojisinde yarı insan, yarı keçi varlıklar/cinlerdir. Eserin başkarakterleri; Kral Midas, Tanrı Apollon, Pan ve Berberbaşı. Oyunda da Pan esas itibariyle bir satir ve cindir. Pan, literatürde kendine geniş bir yer tutmuş olacak ki; panik kelimesi de, pan flüt de bu satirik yaratıktan türemiş. Peter Pan karakterinin de çocukların dünyalarında önemli bir yere sahip olduğunu unutmayalım.
Midas’ın Kulakları’nda çok ince bir alayla, halkın nasıl da kendi yarattığı imaja tapar hale geldiğini izliyoruz. Hikâyeye göre Kral Midas, Apollon tarafından eşek kulakları ile cezalandırılır. Önce Midas’ın eşek kulakları alay konusu olurken, sonra üstünlük simgesi haline gelir. Dilmen’in oyunun sonunda Midas’ın kulaklarını normale döndürmesiyle olay büyük bir üzüntü yaratır ve Kral eşek kulaklarıyla birlikte bir çeşit ayrıcalığını da kaybeder…
Midas’ın Kulakları opera olarak 1966’da Ferit Tüzün tarafından bestelenmiş… İlk oynandığından beri çok sevilmiş olan eserin bestecisi Tüzün, genç yaşta ölen müzisyenlerden. Midas’ın Kulakları, son derece keyifli ve renkli müziğiyle adeta opera ile müzikli oyun arası bir yapıya sahip. Mozart kendi oyunlarına “müzikli oyun” dediğine göre, bu esere de pekâlâ opera tadında müzikli oyun diyemez miyiz?
Türk operalarının sayısı iki elin parmaklarını geçmez herhalde. Ferit Tüzün’ün Midas’ın Kulakları eseri de ilk Türk operalarından biridir. Ne yazık ki Türk eserleri fazla oynanmamakta ve yenileri bestelenmemekte. Midas gibi renkli bir eser bile uzun aradan sonra oynanıyor. Atatürk, Cumhuriyet dönemi müzik çalışmalarında opera alanında Türk tarihinden, mitolojisinden, halk kültüründen yarar­lanılarak besteler yapılmasına öncü olmuş. O hareketin ivmesinde bir miktar opera bestelendiyse de; sonrasında iş beklenildiği kadar ileri gidememiş. Keşke bugün de yeni operalar bestelenip oynanmasına ön ayak olunsa, sık sık besteler sipariş edilse, yarışmalar açılsa… Tabii asıl iş Türkiye’de tek opera sahneleyen, daha doğrusu imkânlar nedeniyle tek sahneleyebilen kurum olan Devlet Opera ve Balesi’ne; dolayısıyla Kültür Bakanlığı’na düşüyor. Çoğu zaman bir tek konser organizasyonuna öyle bütçeler ayrılıyor ki; o tek geceye ayrılan bütçenin üçte biriyle Türk opera repertuvarına bir eser kazandırmak işten bile değil!
Operanın da, genel anlamıyla sanatın da; iki üç saatlik eğlenceden ibaret olmadığını,yine Atatürk’ten bir anektotla aktaralım. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Sofya Ataşemiliteri olan Mustafa Kemal, Bulgar Ulusal Operası’nda Bizet’nin ünlü Carmen operasını seyrettikten sonra, şöyle diyor; “Balkan Savaşı’nda yenik düşmemizin sebebini daha iyi anlıyorum. Ben bu adamları çoban biliyordum. Halbuki baksana operaları bile var. Operada oynayacak ses sanatkârları, müzisyenleri, dekoratörleri, hepsi var. Hepsi yetişmiş. Opera binası da yapmışlar…” Gazi, Balkan Savaşı yenilgisinin nedenleri arasında ve uygar toplum oluşturmada çok sesli müziğin önemini görmüş ve daha o zaman çoğu toplumbilimciyi şaşırtacak derinlemesine bir tespitle bunu vurgulamış.




  



OKUR GÖRÜŞLERİ


Yazı İle İlgili Yorum Yap


Adınız  

Soyadınız  

Telefonunuz  

E-mail Adresiniz  
 
Görüşünüz
Max 500 Karekter Giriniz!
     

 
Yapılan Yorumlar

 

   
ANASAYFA | KÜLTÜR SANAT | SAĞLIK | SPOR | STANDLARIMIZ | İLETİŞİM | KÜNYE | GÜNCEL HABER ARŞİVİ | ESKİ SAYILAR