Haftalık Bağımsız Gazete 17 Kasım 2019

Ankara uçağı, Edis-Simge-Aleyna ve üniversiteliler


Melis DANİŞMEND

Melis DANİŞMEND

Okunma 07 Kasım 2019, 16:00

Bu satırları İstanbul-Ankara uçağında yazıyorum. Açılır kapanır masanın üzerinde klavyenin tuşlarını iki büklüm halde tıklatırken, aklıma laptopumun olmadığı bir uçuşta yetiştirmem gereken bir yazıyı cep telefonuma yazdığım gün geldi. Telefonu masaya yatay şekilde koyup klavyesine iki parmak yazarak uçarken, üç saatin sonunda yanımdaki kadın bana dönüp, “Pardon, siz yazar mısınız?” demişti. 

Hacettepe Üniversitesi’nde Genç Araştırmacılar Topluluğu’nun düzenlediği etkinlikte konuşmacıyım ve üniversite öğrencilerine -her zamanki gibi- bu hayatta onları başarısızlığın, mutsuzluğun, endişenin ve bilinmezliğin beklediğini anlatacağım. Bunu hayatlarını karartmak için değil, genelde bu acı gerçekleri onlara, bize kimse anlatmadığı ve daima bir mükemmellik balonuna binmek üzere koşullandığımız için aktarmayı tercih ediyorum. Bu balonun patlayabileceğini fakat bunun da normal sayılması gerektiğini, hayattaki en işe yarar şeylerden birinin böyle anlar için bir olimpiyat sporcusu gibi dayanıklılık geliştirmek olduğunu söylüyorum. İş, aşk, evlilik, çocuk konularındaki ‘mükemmel hedeflerin’ gerçek hayatla çoğu zaman örtüşmediğini keşfettiğimden beri genç arkadaşlarıma az ilerideki ağacın arkasında radar olduğunu el kol hareketleriyle haber veren kasaba çocukları gibiyim. 

Tüm bunları ve etkinlik konuşmamı düşünürken, çaprazımdaki bir yolcunun elindeki magazin ekinde, genç bir popçunun yeni çıkan albümünün epey şatafatlı bir görselle duyurulmuş olduğunu gördüm. Dizde biten aşırı iddialı bir çizmeyi, pop dünyasına Madonna’nın armağan ettiği ve o günden beri Türk kadın popçuların bir türlü vazgeçemediği mayoyla birleştiren bir şarkıcının haberi. Pop dünyası Türkiye’de yıllardır (işin doğrusu pek de ilgimi çekmeyen) belirli bir sound üzerine kurulu. Bu tür müzik genel olarak parlak bir magazin ambalajıyla bize sunuluyor. Başrolde müzikten çok o şarkıcının kıyafeti, klip için harcadığı para, aşkları ya da kavgaları var. Son dönemde çıkan iyi, işini özenle yapan birkaç isme rastlıyorum. Ama genel olarak bu müziğin kesinlikle hak ettiği yerde olmadığını ve çapının manasız şekilde küçümsendiğini görüyorum. Yurtdışında da magazin, para, aşk var. Ama bir o kadar da çok iyi şarkı yazarları, yıllarca akılda kalan melodiler ve iyi şarkılar var. Bütün bunlar ışığında iTunes’u açıp bu haberin öznesi olan şarkıcıya bir şans vermeye karar verdim. Bu şarkılara genelde taksilerde, kuaförlerde ve yazlık beldelerdeki cafelerde denk geliyorum. Bazılarını dinlerken kara tahtayı tırnakla baştan aşağı çizmeye benzer bir işkenceye maruz kaldığımı düşünüyor, bazıları içinse, ‘Hmm fena değilmiş bu’ diyorum. Söz konusu albüm bir cover ile açılınca “Yapma ya!” oldum. Sonra bir anda arabesk-house olarak nitelendirebileceğim bir şarkı, derken arabesk-R&B gibi bir başka şarkı geldi. Pek bir şey anlamadım ama dinleme rakamlarına bakınca benim anlamadığım bir şeyler olduğunu da anladım. 

Birkaç albüme daha kulak kabartmaya karar verdim. Bazı isimleri -snob bir tavır olarak algılanmasını istemem ama- kesinlikle bilmiyorum. Son zamanlarda dizi oyuncularıyla ilgili oluyor bu bana. Ulusal kanallardaki oyunculardan birinden bahsediliyor ya da bu isimlerin fotoğrafları bir yerlerde karşıma çıkıyor. Kendimi adeta 18 yıldır yurtdışında yaşıyor gibi hissediyorum. Yıllarca moda dergilerinde çalışıp kapak ya da röportaj yapmak üzere ekipçe menajer telefonlarını aşındırdığımız bir geçmişim var üstelik. O isimlerle yaptığım röportajları ve o günleri düşününce, şu anda bir adada inzivaya çekilmiş gibi hissediyorum ve işin doğrusu zerre kadar da eksiklik hissetmiyorum (elini ağzına kapatan emoji).

Neyse… Ankara’ya vardığımda pırıl pırıl bir öğrenci komitesi karşıladı beni. Bir nine gibi konuşuyorum ama gerçekten hayat dolu, çok kibar ve sizi mutlu etmek için pervane haldeler. Konuşmalar sırasında aralarından bazılarının hayatta bir rehberi olmadığını hissediyorum ve ağzınızdan çıkan iki-üç deneyim ya da fikir onlar için müthiş yol gösterici, heyecan verici ve çarpıcı olabiliyor. Bu enerjik gençlerle bir araya gelmek her zaman günümü iyileştiriyor. Söyleşimiz biterken söylemek istediğim son bir şey olup olmadığını sordular. Ben de, “Son dönemde hangi pop şarkıcılarını dinliyorsunuz?” dedim. Önce salondan hiç ses çıkmadı. Herhalde pop dinlediğini söylemek cool bir şey olmadığından insanlarda bir çekinme oluyor, bilmiyorum. Fakat sonradan cevaplar döküldü: Edis, Simge, Merve Özbey, Oğuzhan Koç, Murat Boz, Aleyna Tilki… Nedenini sorunca yanıtlar genelde birbirine benziyor: “Kulağa hoş gelmesi, eğlendirmesi.”

Sonra dönüş için havaalanına doğru yol alırken düşündüm de, belki de insan bazen sadece bunu arıyor. Kulağa bir şeylerin hoş gelmesi ve eğlendirmesi… Daha fazlası insanı çok ama çok yoruyor.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.