Haftalık Bağımsız Gazete 23 Temmuz 2018

Yarkın kardeşlerden tınılar…

Nağme ve Baturay Yarkın kardeşler, farklı geleneklerden gelen iki enstrüman olan piyano ve kemençeyi birlikte icra ediyorlar

Yarkın kardeşlerden tınılar…
Gökçe UYGUN

Kadıköy’de müzik dolu bir ailede doğdular, kariyer yollarını notalar üzerinde kurdular. Şimdi müzik yaşamlarına ikili olarak devam ediyorlar. Yarkın Duo’nun kardeşleri Nağme ve Baturay Yarkın anlatıyor…

  • Öncelikle sizleri biraz tanıyalım, tanıtalım

NY: İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Kompozisyon Bölümü’nde doktoramı yapıyorum, aynı zamanda yine İ.Ü.D.K.’da Araştırma Görevlisi ve İcra Heyeti’nde İstanbul Kemençesi icra ediyorum.

BY: İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Yarı Zamanlı Piyano Bölümü’nden ve geçtiğimiz yaz İstanbul Teknik Üniversitesi Müzik Teorisi ve Kompozisyon Yüksek Lisansı’ndan mezun oldum. Freelance müzisyenim.

  • Sadece müzikle mi ilgileniyorsunuz yoksa başka eğitimleriniz/işleriniz de var mı?

NY: İlkokulda yarı zamanlı piyano eğitimimden sonra 11 yaşımdan itibaren ortaokul ve liseyi İ.T.Ü. Devlet Konservatuarı’nda okudum ve burada ana enstrümanım İstanbul Kemençe’si oldu. Sonra lisansımı İ.T.Ü.D.K. Kompozisyon bölümünde okuduktan sonra, Yüksek Lisans ve Doktoramı İ.Ü.D.K Kompozisyon bölümünde yaptım.

BY: Piyanoya 7 yaşımda başlamama rağmen lisede mesleğime karar verememiştim. Yarı zamanlı olarak piyano bölümünü bitirirken Marmara Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği’ne de gidiyordum. Daha sonra sadece müziğe odaklandım.

  • Aynı evin içinde müzik ile büyüyen iki kardeşsiniz. Anne-babanız müzisyen miydi? Nasıl bir çocukluk ortamıydı?

NY: Evet anne ve babamız da müzisyen, konservatuarda aynı sınıftan mezunlar. Babamız TRT’den emekli ve Yarkın Ritim Grubu’nun kurucusu Fahrettin Yarkın, annemiz de emekli müzik öğretmeni. Çocukluğumuz ikimizin de aynı başladı gibi, ben 5 yaşımda İ.Ü.D.K. Piyano Bölümü’ne başladım ve ikimiz de ilkokula giderken bir de konservatuara gidiyorduk. Çocukken bunun ne kadar özveri gerektirdiğini bilmeden yaşıyorsunuz fakat şimdi geri dönüp baktığımda hem ailemiz hem de biz özveri ve sevgi ile pek çok şey yapmışız.

BY: Nağme’nin de değindiği gibi çocukken insanın kendinden verdikleri o anda anlaşılmıyor, yaş büyüyüp düşünceler olgunlaştığı zaman bunun önemini ve değerini görüyoruz. Ben doğduğumda evde piyano varmış. Piyanoya erken yaşta başlamak, piyanist için bir avantajdır.

  • Farklı geleneklerden gelen iki enstrüman olan piyano ve kemençeyi birlikte çalma fikri nasıl doğdu?

NY / BY: Beraber müzik yapma isteğimiz bizi enstrümanlarımızla birlikte çalmaya yöneltti.

  • Yarkın Duo’yu ne zaman kurdunuz?

NY:  İsimsiz olarak çocukluğumuzdan beri kurulmuş, haberimiz olmadan. Aynı kültür evin içinde damarlarımıza işlemiş, aynı duyuyoruz bu sayede. Fakat grup olarak biraya gelme fikri 2016’da Roterdam’da verdiğimiz bir konserden sonra oluştu.

BY: 2016 yılından önce de tabi ki beraber çalıyorduk. Erasmus eğitimim için Roterdam’da olduğum süre boyunca bizim gibi bir abla-kardeş görmüştüm orada; dünya müziği bölümünde bandoneon ve harp çalıyorlardı. Bu bize ilham verdi. Ayrıca Nağme’yle Erasmus süresince biraz ayrı düştük tabi ki, onun da etkisi var.

  • Siz iki kardeş, (grupdaşlıktan bağımsız olarak soruyorum) kardeş olarak nasıl bir iletişiminiz var? Ve bu grubunuza nasıl yansıyor?

NY: Abla olduğum için her zaman sanırım korumacı davranışlarım devam edecek. Eğer Baturay dışında bir piyanistle çalışıyor olsaydım eminim çok farklı hissederdim. O solo atarken hem bana hazırladığı sahne ortamının güzelliği, hem de kardeşimin solosunu dinlemenin gururunu yaşıyorum. Anlatılamayacak bir duygu sanırım. Bahsettiğim gibi genler, çocukluk, yaşam tarzı, ailemiz çok önemli faktör ve hepsi birleşince çok benzer yönlerimiz belli oluyor. Müziği aynı duyuyoruz, aynı anda aynı şeyleri hissediyoruz müziğimiz ile. Her şeyden önemlisi aynı pencereden bakıyoruz.

BY: Güzel bir iletişimimiz var, birbirimize her konuda yardımcı olmaya çalışıyoruz. Sahnede aynı duyguları paylaştığımız için beraber müzik yapmak akıcı bir hal alıyor; biz ve sonucunda dinleyiciler salondan mutlu ayrılıyorlar.

  • Kardeş olmanın getirdiği artılar yahut dezavantajlar var mı?

NY: Her zaman avantajlarını yaşıyorum, bundan sonra da böyle süreceğine inanıyorum.

 BY: Birbirimize sahnede ve sahne dışında hep yardımcı oluyoruz, yani avantajlarını yaşıyoruz.

  • Yanıtı bir çırpıda açıklanamayacak bir soru olacak ama neden müzik yapıyorsunuz? Müzik sizlerin hayatında neye tekabül ediyor?

NY: Tüm insanlar gün içinde kendilerini ifade ediyorlar, iletişim kuruyorlar. Herkesin farklı bir yöntemi,  farklı araçları, farklı dilleri ve seçmiş olduğu kelimeleri var. Müzik bir anlatımsa eğer, kendimizi böyle anlatıyoruz. Ve herkesin ifadesi farklıdır bu yüzden kendimiz olmak, kendimizi ifade edebilmek bizim için çok önemli. Nasıl herkesin bir fikri varsa ve bu fikirler düşünerek, yaşayarak, paylaşarak oluşursa, biz de müzik fikirlerimizi, müzik duygularımızı yaşayarak, paylaşarak ortaya koyuyoruz. Kalplere ulaşmak ve kalıcı olabilmek yalnızca orijinal ve kendin olmaktan geçiyor.

BY: Müzik insanlığın ortak bir dili ve değeri; konserlerde hiç tanımadığınız insanlarla etkileşim içinde olabilmek yeri doldurulamayacak bir duygu. Vokal dahil müzik enstrümanlarını bir amaç olarak değil, araç olarak düşünüp esas olanı insanlara aktarabilmek önemli.

  • One isimli ilk albümünüz geçen Ekim’de yayınlandı. Enstrümantal 8 çalışma yer alıyor. 3’ü Nağme size, 4’ü de Baturay size ait. Nasıl bir albüm oldu sizce?

NY / BY: İçimize çok sindi. Kayıtları, doğallığı bozmamak ve çalarken aynı duyguda olabilmek adına aynı anda hücum kayıt olarak kaydettik. Çalışmış olduğumuz isimler, ses mühendisimiz Sertaç Kakı’ya ve konuk sanatçımız Fahrettin Yarkın’a çok teşekkür ederiz.

  • Yarkın Duo’nun gelecek planlarında neler var?

NY: 20 Nisan’da Boston Türk Filmleri Festivali’ne konuk olarak gidiyoruz ve orada Boston Üniversitesi’nde ONE albümümüzden eserler seslendireceğimiz bir konser vereceğiz. Haziran’da, geçen sene katıldığımız Yo-Yo Ma’nın SilkRoad Projesi Global Musician Workshop’undan davet aldık.

BY: Ayrıca, Anadolu müziğini caz piyano trio formatıyla harmanladığımız Anadolu’nun Renkleri projesini Ocak sonunda kaydettik; konuk sanatçıların olacağı renkli bir albüm olacak.

  • Yo-Yo Ma ve Silk Road Project’i biraz anlatır mısınız?

NY: 20 Grammy Ödülüne sahip olan dünyaca ünlü çelist Yo-Yo Ma’nın kurmuş olduğu Silk Road Project, İpek Yolu’nun kültür mirasına sahip çıkarak, etnik müzikleri, etnik enstrümanları ve bu coğrafyadaki müzisyenleri bir araya getirdiği çok önemli bir proje.  Global Musician Workshop ise dünyanın heryerinden müzisyenin bir araya gelip birlikte müzik yaptıkları çok önemli bir etkinlik. Indianapolis’te 1 hafta süren bu etkinlikte, Türk Müziği ve İstanbul Kemençesi hakkında 2 tane Workshop ve bir konser vereceğiz. Bu projede yer almaktan keyif alıyoruz ve gurur duyuyoruz.

  • Demin bahsettiğiniz İstanbul Kemençesi hakkında bize bilgi verebilir misiniz? Karadeniz kemençesinden farkı nedir?

NY: Ülkemizde kemençe deyince herkesin aklına Karadeniz bölgesinde kullanılan kemençe gelir. Fakat kemençeyi bir aile olarak düşünmek gerekir, tıpkı keman ailesi gibi. Türkçe’de yaylı enstrümanlara verilen isimler genellikle Farsça’da küçük yay, yay anlamına gelen kem hecesinden türemiştir; keman, kemençe, kemane gibi... Bu yüzden farklı bölgelerde kullanılan, farklı enstrümanlara da kemençe ismi verilmiştir; İstanbul kemençesi, Karadeniz kemençesi, Kastamonu kemençesi gibi.

Benim icra ettiğim enstrüman ise yüzyıllardır İstanbul ve çevresinde çok yaygın olarak kullanıldığı için İstanbul kemençesi adı ile anılıyor. Osmanlı Sarayına girmeden önce kaba saz olarak lavta ile birlikte icra edilirken, saraydan sonra repertuarı, tekniği biraz değişerek artık ince saz heyetine girerek günümüzdeki gibi icra edilmeye başlanmıştır. Yunanistan ve Bulgaristan’da kullanılmakta olan enstrümanımın en önemli özelliği tırnakla çalınıyor olması.

  • Bu ülkede müzik yapmak konusundaki düşüncelerinizi merak ediyorum.

NY: Bu ülkede yaşamak, dünyada yaşamak her geçen gün kolaylaşmıyor. Fakat şartlar ne olursa olsun iyilik ve güzelliğin devamı için sanatın susmaması, durmaması ve yayılması gerek.

BY: Müzik evrensel bir olgudur, herhangi bir sözle sınırlanmayan müzik de herkes tarafından değerlendirilebilir veya anlamlandırılabilir. Yaşadığımız coğrafyanın kültürel olarak çok zengin olduğu bilinen bir gerçek, bu gerçek bizi ve müziğimizi besliyor; bestelerimizin yanında düzenlemelerimizle de kalplere ulaşmak amacındayız.

  • Bugüne dek kaç konser vermişsinizdir? Sizi kimler dinliyor, konserlerde dinleyici ile iletişiminiz nasıl?

NY: 11 yaşımdan beri profesyonel olarak konser verdiğim için tam sayı söylemem imkansız, birlikte verdiğimiz konserler de epeyce... Bu konserlere dayanarak şunu söyleyebilirim, bizi herkes dinliyor, her yaştan, her kesimden dinleyicimiz var. Genellikle şarkıların aralarında da dinleyicilerimizle sözlü iletişimde oluruz. 

BY: Benim de saymam zor, kendimi bildim bileli sahnedeyim. Konserlerimizde her yaştan, her kesimden insan oluyor, bu çok güzel bir his. Nağme’nin de dediği gibi dinleyicilerimizle iletişim halinde olmayı seviyoruz. 

  • Biraz da Kadıköy sorayım. Buraya dair düşünceleriniz neler?

NY / BY: İkimiz de doğma büyüme Kadıköy’lüyüz. Çocukluğumuz Kadıköy’de İ.Ü.D.Konservatuarı’nda geçti, gençliğimiz ve günümüzde de bizim için çok önemli. Çok güzel anılarımız hep burada yaşandı. Kadıköy’lü olmak, burada yaşamak ayrı bir mutluluk.

  • Kadıköy’ün müzikal ortamını nasıl buluyorsunuz?

NY: Gün geçtikçe güzelleşiyor. Özellikle Yeldeğirmeni’nin de hayat bulmasıyla müzik mekanları arttı. Mesela benim enstrüman yapımcımın atölyesi Kadıköy’de ve onun dışında da birçok enstrüman lütiyesine ev sahipliği yapıyor burası. Ayrıca tiyatroları, konser mekanları, resim atölyeleri, özel sanat dershaneleri ve okulumuz olan İ.Ü.D.K.’nın burada olması çok anlam katıyor. Kadıköy sanatla yaşıyor.

BY: Son yıllarda Yeldeğirmeni sanatla yaşamaya başladı; birçok müzisyenin orada yaşaması ve müzik mekanlarının artması orayı benim için anlamlı kılıyor. Ayrıca Süreyya Operası’nın atmosferi ve konumu Bahariye Caddesi’ne çok yakışıyor.

  • Albümde Ankara adlı bir şarkı var. Peki ya bir Kadıköy şarkısı da yapmayı düşündünüz mü?

NY: Kesinlikle aklımda, yakın zamanda bir Kadıköy’e atfettiğimiz bir bestemizi kaydetsek harika olur.

BY: Bunca yaşanmışlıktan sonra bir beste atfetmek güzel olabilir.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.