Haftalık Bağımsız Gazete 07 Aralık 2019

Türküleri bir de İngilizce dinleyin!

Anadolu Blues grubu Eis Ten Polin, İngilizce sözlerle Anadolu tınıları birleştiriyor Biraz türkü biraz blues tadındaki Anadolu’nun Kır Çiçekleri albümünde, bu coğrafyanın müziğinden ilhamla yapılan şarkılar yer alıyor

Türküleri bir de İngilizce dinleyin!
Gökçe UYGUN

Türkiye’de yaşayan İngiliz müzisyen Nikolai Galen, BaBa ZuLa’dan Murat Ertel ve Gevende’den Gökçe Gürçay’ın birlikte kurduklarıAnadolu Blues grubu Eis Ten Polin’in ilk albümü ‘Wild Flowers of Anatolia (Anadolu’nun Kır Çiçekleri) çıktı. Müziği Anadolu’dan ilham alarak yaratılan ve sözleri Türkiye’de yaşamaya dair çarpıcı hikâyeler anlatan albüm, dinleyicileri saykedelik ve sıradışı bir yolculuğa davet ediyor. Adını Yunanca’da ‘şehire doğru’ anlamına gelen ve zamanla İstanbul’u da tarif eden "eis ten polin” sözünden alan grubun albümü, 2 CD’den ve toplamda 22 şarkıdan oluşuyor. Grup, hazırlıklarına 2013 yılında başladıkları albümü İstanbul ve Amsterdam’da kaydetti. Vokalde Nikolai Galen’i dinleyeceğimiz albümde, Murat Ertel bağlama, divan saz, cura ve Makedonya tamburunda, Gökçe Gürçay da davul ve perküsyonda yer alıyor. Sözlerinin tümü Galen tarafından yazılan İngilizce albümün kartonetinde şarkı sözleri Emir Uras’ın resimleriyle hayat bulurken, albüm kapağı da Ayşegül Kolivar'ın 'Bahçeye Hanımeli' albümüne saygı duruşu niteliği taşıyor.

Müzik yazarı Chris Potts’un “21. yüzyılın avangart-sayko İngilizce sözlü Türk folk-rock üçlüsü” olarak tanımladığı grubu; İstanbul aşığı olarak 2003 yılında buraya taşınan Nikolai Galen’e sorduk.

  • Bir İngiliz ve 2 Türkiyeli müzisyen nasıl bir araya geldi ve neden birlikte müzik yapmak istediniz?

Baba Zula'yı İstanbul'a geldikten hemen sonra keşfettim ve yaptıklarını beğendim, tamamen benzersiz görünüyordu Hem yerel kökenleri var hem de her türlü etkiye açıklar. Ve Murat'la (Ertel) tanıştım ve müziğin yanı sıra toplumsal görüşlerimizde de ortak noktalar bulduğumuzu hissettim.  Ve böylece daha sonra Eis Ten Polin’i yaratacak olan şarkıları birlikte çalışmaya başladık. Gevende'yi de bir süre sonra gördüm keşfettim, modaya önem vermeyen zengin müzikal yoğunluğu hoşuma gitti. Gökçe’yi projeye katmak mükemmel bir seçim oldu.

  • Anadolu ve blues kelimeleri yan yana ilginç duruyor. Dinleyince de ilginç geliyor kulağa. Bir türkü gibi başlıyor ama sonra birden İngilizce sözler şok ediyor dinleyiciyi! Amacınız bu muydu? Bu tezatlıkları nasıl birleştirdiniz?

Sanatsal bir projeye her başladığımda, olduğum yerden başlarım, piyasadan değil.Benim bariz kısıtlamalarımdan biri Türkçe’min  şarkı söylemek ya da yazmak içi yeterli olmaması.Gelecekte  Türkçe şarkı söyleyebilirim ama bu, bu album için ekstra bir yük olurdu ki bunun için zaman da yoktu. Şarkı sözlerimin doğası gereği, sözler, müzik ve ben arasında kuvvetli bir bağ olmalı. Ancak Türkçe söylemeye çalışırsam bu bağ yeterince güçlü olamayacaktı.Bu proje, evini Türkiye'de yapmaya karar veren bir yabancının bakış açısını yansıtıyor.

  • Bir önceki soruma tezat gibi olacak ama; aslında türkülerde acı vardır, bluesta da, değil mi? Pek de zıt değiller esasen. Ne dersiniz?

Halk müziği çok öenmli. Sıradan insanların müziğidir, kimseye ait değil. Ve bu müzik sürekli değişiyor. Her halk müziği sanatçısı geleneğe kendi yollarıyla katkıda bulunur. Sözler de insanların hayatlarını yansıtıyor. İnsan yaşamı, çok fazla acıyı, büyük üzüntüleri içeriyor, bu da yerel müziklere yansıyor.

  • Anadolu neden müziğinizde bu kadar etkili? Sizin için ne ifade ediyor?

Murat ve Gökçe Anadolulu. Bu sorunun yanıtı onlar için açık. Ben ise Türkiye'de yaşmaya karar verdim. Buradaki tüm çılgınlıklara rağmen, bir yabancının burada yaşamasını mümkün kılan şey müzik! Hayatımın çoğunu, Batılı müzik kurallarına uygun müzikle gçirdim. Benim için yerel müziğin kökünde oldukça farklı bir ton bulunan bir ülkede olmak çok ilham verici. Bu topraklardaki farklı tınılar, farklı müzikal renkler, farklı ritimler benim için sürekli bir ilham kaynağı…

Örneğin geçenlerde bir yerde Luristan’dan (İran’ın bir eyaleti) yerel müzik kayıtları dinledim. Şaşırtıcıydı... Kürt dengbej ile bir ilişki var ama aynı zamanda da benzersiz. Bu sadece bir örnek. Daha önce hiç duymadığım şeyleri sık sık duyuyorum ve bu bir hediye...

Şarkılarınız nasıl anlatırsınız henüz dinlemeyenlere?

Umarım ki orjinal bir şey yaptık. Gerçek duygular, gerçek tutkular… Ve umarım ki bu kayıtlar bir şekilde hayatta kalır ve böylelikle insanlar gelecekte  döüp baktığında bu döneme ait müzikal bir resim görebilirler.

  • Grup adınız İstanbul’a atıf... Peki şarkılarınızda İstanbul nerede konumlanıyor?

Arkadaşlarımın ve iş ortaklarımın çoğu burada, işim burada, farklı türdeki projelerim genelde  İstanbul merkezli. Ve yıllar geçtikçe kenti iyi tanımak zorundayım, o nedenle İstanbul’da ve civarında, köylerde çok gezdim. Şarkı sözleri de bunu yansıtıyor.

  • Mesela Sulukule şarkısını hangi duygularla yazdınız?

Bir yabancının bakış açısından, Türk kültürüne ilişkin çok garip şeyler var. Ve en garip şeylerden biri de geçmişe saygısız. Cumhuriyet öncesi geçmiş bir dereceye kadar bir dereceye kadar varoluyor. Ve bunun tezahürü de ana tarihi eserler ve tarihi camilerin korunması. Ancak kentin diğer tüm tarihi binaları tehdit altında ve sürekli olarak kayboluyor. Yapıların yok edilmesiyle anılar da, o bölgelerin halkları da yok oluyor.  Sulukule'nin tahrip edilmesi, bu sürecin pek çok örneğinden biriydi. Bölgeyi yeniden yapılandırma planını duyunca hemen oraya gittim. Mahalle kültürü olan, karakterli, güzel bir yer olduğunu gördüm. Elbette, bazı binalar gecekonduydu ve belki de en iyi durumda değildi ama oradaki insanların yaşam biçimin bir yansımasıydı. Oranın yok edilmesi yerine iyileştirilmesi gerekti.

  • Albümle birlikte konserler vermeye de başlayacak mısınız? Kadıköy’de de sahne alacak mısınız?

Şimdiye dek 2 konser verdik. Daha çok vermeyi de elbette istiyoruz. Ama teknik açıdan yetersiz küçük klüplerde sahneye çıkamıyoruz, müziğimiz için belirli bir teknik seviyeye ihtiyacımız var. Umarım daha fazla konser vereceğiz. Ve umarım İstanbul dışında da, başka ülkelerde de konserlerimiz olacak. Kadıköy, (İstanbul'un ne yazık ki az sayıda kalan) eşsiz semtlerinden biri. Burada bir konser verdik, tekrar sahneye çıkacağımıza eminim.

 http://www.voiceofshade.net/


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.