Haftalık Bağımsız Gazete 27 Nisan 2017

Müslüm Baba’nın “evlatları” buluştu

TAK’ta gösterilen “Müslüm Baba’nın Evlatları” belgeseli sonrası “'Yoksulluğun Sosyolojisi, Toplumsal Değişim ve Müzik” konuşuldu

Müslüm Baba’nın “evlatları” buluştu
GazeteKadıköy

Alper Kaan YURDAKUL

Kendine has tavrı ve üslubuyla ve en az kendi kadar özgün olan hayran kitlesiyle, Türkiye’nin önemli figürlerinden Müslüm Gürses ve onun “evlatları”, 7 Nisan Cuma günü, Tasarım Atölyesi Kadıköy’de Atölyealtı tarafından gerçekleştirilen “Yoksulluğun Sosyolojisi, Toplumsal Değişim ve Müzik” adlı söyleşiye konu oldu. Etkinlikte, “Müslüm Baba’nın Evlatları” belgesel gösteriminin ardındın belgeselin yönetmeni Vuslat Saraçoğlu ve “Müslüm Baba MARX’ın KAPİTAL’ini öğretiyor” yazı dizisinin sahibi Prof. Dr. Fuat Ercan arabesk müziğin kodlarını masaya yatırırken, “Müslüm Baba”nın yıllar içinde gerçekleşen değişimiyle Türkiye’nin değişimi arasındaki ilişkiyi inceledi.

MÜSLÜMCÜLER, BABALARINI ANLATIYOR

Etkinlik, Vuslat Saraçoğlu’nun yönetmenliğini yaptığı “Müslüm Baba’nın Evlatları” belgeselinin gösterimiyle başladı. İzleyenleri, “hayranlık” durumunu anlamak için kullanılmış tüm kalıp ve kavramları bir kez daha düşünmeye davet eden “Müslüm Baba’nın Evlatları”, Türkiye’nin en önemli arabesk sanatçılarından biri olan Müslüm Gürses’i ve hayranlarının müzikal bir tercihin ötesinde bir kimlik ve varoluş biçimi olarak gördüğü “Müslümcülüğü” konu alıyor. Belgeselde eşi çok az görülebilecek cinsten bir bağlılık ve sevgi türünün sahibi “Müslümcüler” “babalarını” kendi sözcükleriyle anlatıyor.

“BUNUN BELGESELİ YAPILMALI”

Vuslat Saraçoğlu’nun belgeseli çekmeden önce Boğaziçi Üniversitesi’nde yüksek lisans yaparken müzik sosyolojisi çalışıyormuş ve projelerinden biri “Müslümcülerle” ilgiliymiş. Çalışması sırasında “Müslümcülüğün” aşina olunan hiçbir hayranlık kalıbıyla alakası olmadığını gören ve “Bunun mutlaka bir belgeseli yapılmalı” diyen Saraçoğlu, belgesel için kolları sıvadığını söylerken şöyle devam ediyor: “Bu düşüncem altı yıl içinde kaynadı gitti. Ara sıra aklıma geliyordu ama boyumu çok aşan bir iş olduğunu düşünüyor, cesaret edemiyordum. Müslüm Gürses’in hastalığının ilk dönemlerinde hayranlarının hastane önünde beklediklerini duydum haberlerden. ‘Bunları muhakkak kaydetmek lazım’ diye düşündüm ve bu şekilde işe girişmiş oldum. Sonra Müslüm Bey’in sağlık durumunun kötüye gitmesiyle süreç maalesef hızlandı ve ben belgeseli çeker halde buldum kendimi.”

“MÜSLÜM GÜRSES’İN BABALIĞI…”

Birçok şarkıcının sonradan sahip olduğu sıfatların popüler kültürün onlara yapıştırdığı sıfatlar olduğunu, halkın bizzat onlara yakıştırdığı sıfatlar olmadığını söyleyen Saraçoğlu, “kral”, “imparator” ve Orhan Gencebay’ın “baba”lığının da böyle olduğunu belirtti. Müslüm Gürses’in “babalığının” ise bizzat alınmış bir tanımlama olduğunu anlatan Saraçoğlu, Gürses’e ‘baba’ denmesinin sebebini şöyle açıkladı: “90’lı yıllarda çıkan ‘Evlat’ şarkısı... ‘Sev bütün insanları, say bütün insanları, kin gütme unut gitsin, geçmişte olanları... Bir karıncayı bile incitme sakın evlat’ şeklinde sözleri var. Bu öğüt içeren şarkının da çok sevilmesiyle ‘baba’ sıfatı iyice yerleşti yanılmıyorsam.”

MÜSLÜM BABA KAPİTAL ÖĞRETİYOR

Prof. Dr. Fuat Ercan, Karl Marx’ın Kapital’inin dünyayı ve Türkiye’yi çok iyi açıkladığını düşünerek birçok kongre ya da konferansta Kapital üzerine sunumlar yapmış. Akademik dünyaya elinden geldiğince Marx’ın eserinin yaşanan dünyayı anlamamıza ne kadar çok kaynaklık edeceği ve dahası geliştirilecek alternatif politikalara ne kadar çok kaynaklık edeceğini anlatmaya çalışan Ercan, bu konuda çok başarılı olduğunu düşünmezken, “Müslüm Baba” bir banka reklamında “ihtiyacım var””diye televizyon ekranlarında karşısına çıktığı andan itibaren o reklama, Müslüm Baba’nın itirazdan ihtiyaca dönüşen çığlığına ne kadar çok ihtiyacı olduğunu anlamış. Bu reklam, Karl Marx’ın Kapital’ini ama bundan hareketle de güncel olarak yaşadığımız kapitalizmi anlatmasını oldukça kolaylaştırmış ve “Müslüm Baba MARX’ın KAPİTAL’ini öğretiyor” yazı dizisi doğmuş.

İTİRAZDAN İHTİYACA

Ercan yazı dizisine başlamasına sebep olan, “itirazdan, ihtiyaca dönüşüm”ü şöyle anlatıyor: “Reklamla ilgili açılması gereken nokta reklama konu olan cıngılın, Müslüm Gürses’in daha önce “İtirazım Var” şarkısının dönüştürülerek kullanılmış hali olmasıdır. İtirazdan ihtiyaca dönüşüm de bana Türkiye’deki dönüşümü tartışmaya açma fırsatı veriyor. Müslüm Baba’nın itirazı aslında Türkiye’nin kırdan kente gelen, ya da kentte olup da artık verili üretme biçiminde ayakta kalamayanın ruh halini bize veriyordu. ‘İtirazım var bu zalim kadere, itirazım var bu sonsuz kedere, feleğin cilvesine, hayatın sillesine, dertlerin cümlesine, itirazım var.”

Ercan, tarım toplumlarının binlerce yıl içinde oluşmuş kendine özgü sosyal güvence sistemlerinin olduğunu ve her şeyin yüz yüze ilişkiler dolayında gerçekleştiğini söylerken, Müslüm Baba’nın itirazının, 1960’larla birlikte hızlanan ve 1970’lerde belirleyici olan yersiz yurtsuz edilme sürecine itiraz olduğunu belirtiyor. Müslüm Baba “itirazım var” derken bu itirazın “bana cehennemi aratmıyor” diye tanımladığı bir dünyaya karşı olduğunu açıklayan Ercan, şöyle devam ediyor: “Kapitalizm ve kapitalizmin işlerliği olan sermaye birikimi gerçekleştiği ölçüde kitlelerin bir şeyleri tüketme ihtiyacı da artıyor. İtirazın yükseldiği dönemde itiraz, en temel ihtiyaçlara ulaşamamaya ilişkin bir itiraz. Ama şimdi Müslüm Baba’nın ihtiyaç dediği şeyler aslında itiraz olan döneme göre daha çok istek. Şimdi Müslüm Baba da bizlere detaylı bir istek listesi sunuyor: ‘İhtiyacım var şu uzun tatile, İhtiyacım var bir güzel perdeye, dünyanın bilgisine, yeni bir elbiseye, mutlu günler görmeye, ihtiyacım var. Yatak yorgan setine, LCD TV’ye, home theater sisteme ihtiyacım var.”

SÖYLEŞİLERE DEVAM

Yaklaşık iki yıla yakındır faaliyet halinde olan, güzel sanatlar fakültesinde okuyan resim ve heykel öğrencilerinin oluşturduğu Kadıköy’de faaliyet gösteren Atölyealtı, söyleşilere devam edecek. Program ise şöyle:

-Doğan Çetinkaya / 18 Nisan Salı 19:00 / “Türkiye'de Tarih Yazımı ve Sınıf Kavramı”

- Sadık Usta / 12 Mayıs Cuma 19:00 / “Yeniden Ütopyalar Zamanı”

- Begüm Özden Fırat / Küresel Ayaklanmalar Çağında Direniş ve Estetik (Haziran)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.