Haftalık Bağımsız Gazete 20 Nisan 2018

“Kadıköy bir ilçeden çok daha fazlası”

Cenk Taner “kaptan”lığında 90’ların başında Kadıköy’de kurulan müzik grubu Kesmeşeker’in “Kadıköy” adını taşıyan yeni albümü raflardaki yerini aldı. Taner, albümü gazetemize anlattı

“Kadıköy bir ilçeden çok daha fazlası”
Alper Kaan YURDAKUL

Müzik anlamında yeni bir çağın başlangıcı olarak niteleyebileceğimiz 90’lı yıllarda birçok müzik grubu kuruldu. Çoğu dağılan bu gruplardan geriye birkaç grup haricinde Kadıköy’de doğan kokan, şarkıları her daim Kadıköy kokan Kesmeşeker kaldı. 28 yılını dolduran grubun yeni albümü “Kadıköy” de Aralık ayı itibariyle raflarda yerini aldı. Ada Müzik etiketiyle yayınlanan, içinde 10 şarkı bulunan albümün söz ve müzikleri grubun kurucusu Cenk Taner’e ait. Basta Canay Cengen, vurmalılarda ise Gökhan Özcan’ın eşlik ettiği albüm, Kesmeşeker’in kurulduğu 1990’dan bu yana 10’uncu stüdyo albümü. Biz de grubun kurucu “kaptan”ı Cenk Taner ile buluştuk, “Kadıköy”ü konuştuk.

“HER ALBÜM MEYDAN OKUMA”

Albüm çıktı, güzel yorumlar geliyor. Nasılsınız?

İyiyiz ve yoğunuz. Sağ olsunlar, albümün çıkmasının ardından çok iyi tepkiler aldık. Son çıkan albümden dört sene sonra çıktı bu albüm. Sanıyorum ki bir beklenti oluşmuş ve CD’lerin ilk baskısı bitti. İkinci baskı yolda, çok yakında albümün plağı da çıkacak.

Bu aranın sebebi neydi?

Uzun bir ara verdik son albümün ardından. Ekipte bazı değişiklikler oldu. Bu sürenin uzamasında biraz rahatlığın da etkisi var. Sonuç olarak Kesmeşeker 28.yılını doldurdu ve 10. albümü çıktı. Bu yılların bize yüklediği bir sorumluluk var. Biz de bu sorumluluğun farkındayız. Aslında her albüm bir meydan okuma oluyor genel geçer zevklere karşı. Son meydan okumamız, son çıkan şarap budur.

Nasıl bir albüm bizi bekliyor? Dinlerken neler hissedeceğiz?

Albümün ismi bizim için çok önemli. Kadıköy... Bir yandan iddialıyken bir yandan da naif bir isim aslında. Şimdi seneler içinde gelişen tecrübe neticesinde ve bu kadar aradan sonra gelen tortular var. O tortular bu şarkılara sindi. Dolayısıyla bu daha rahat bir albüm. Bu müziğe de yansıdı. Bu albümde bir “sokağa çıkın, gezin dolaşın” havası var ama sözlerde de o eski ağırlığı koruyoruz.

ŞARKILARDAKİ KADIKÖY KOKUSU…

Albümünüze ismini verdiğine göre Kadıköy sizin için bir ilçe olmasının ötesinde bir anlama sahip. Bu anlamdan biraz bahseder misiniz?

Kadıköy’de bizim için istatistiklerden ibaret bir yer değil. Kadıköy bizim nefes aldığımız, bütün gençliğimizin geçtiği, beslendiğimiz, büyüdüğümüz bir yer. Bizim için bir ilçeden fazlası. Bir aşk şarkısı yazarken bile bütün sosyal gerçekliğiyle orada bir Kadıköy kokusu vardır. Hep aradan sızar. Sızmaması zaten imkânsız. İsim üzerine çok düşünmedik, yine o kokuyu hissettik ve Kadıköy adıyla çıkmasına karar verdik.

Kadıköy benim için Türkiye’nin batıya dönmüş yüzü. Birçok Avrupa şehrinden daha Avrupalı bir yer aslında. Aynı zamanda da buralı. O karışım güzel aslında. En çok korunmuş bölge şu an İstanbul’da. Bir de Kadıköy’ün havasında, suyunda bir güzellik var. Övgüler dizmek için söylemiyorum ama özgürlük havasını her zaman hissedersiniz burada. Rahat ve moderndir.

“AKMAR PASAJI GERÇEKLİĞİ…”

Gençliğinizde Kadıköy’e dair özlediğiniz, şimdi bulamadığınız bir şey var mı?

Kadıköy sosyal yapısı olarak çok değişmedi. Burada ilk defa gruplar kuruldu, insanlar birbirini buldu. O zaman ufak tefek kafeler vardı herkes oralarda buluşurdu. Bunun dışında tabi ki bir Akmar Pasajı gerçekliği vardı. Bambaşkaydı. Şimdi sadece dershane kitapları satan bir yer oldu. Şimdi her yerde kafeler var. Bir Cihangir’leşme operasyonu var ama Kadıköy’ün dokusu uzun vadede onu kaldırmaz.

Nerelerde takılırdınız 90’larda?

Bizim dönemimizde Akmar Pasajı meşhurdu. Müzikle ilgilenen gençler orada buluşurdu. Dünyada örneği yoktur bunun. Ne bir meyhane, ne bir kafe; böyle 20 metrelik bir pasaj… Postanenin arkasında bulunan Akdeniz Kafe müzikle uğraşanların uğrak mekânları arasındaydı. Yine Tiyatro Kafe vardı Kalamış tarafında. Oralardan aslında bir alt kültür filizlendi. 90 jenerasyonunda buralardan geçmeyen yoktur. Oraları korumamız gerekirdi ama yapamadık.

KADIKÖY SOUND”UN HİKÂYESİ…

Oradan filizlenen kültür bugün “Kadıköy Sound” denilen kavramı yarattı diyebilir miyiz?

Evet diyebiliriz. Bu kavramın ilk ortaya çıkışı da bir sohbetimize dayanıyor aslında. Bizim gitarcı bir arkadaş vardı. Onun evine gidiyorduk arada. Sağ olsun annesi bize çay börek gibi bir şeyler verirdi. Annesi albümden bir şarkıyı açarak ‘ya bu şarkı ne kadar Kadıköy’e ait gibi’ deyince bizde bir ışık yandı. Akdeniz Kafe’de otururken ve bunu konuşurken ‘Kadıköy Sound’ diye bir espri geçti aramızda. O zaman internet falan yok. Bir hafta sonra konserde sordular bana “Abi Kadıköy Sound ne diye” aniden fısıltı gazetesiyle yayılmış. Bizler de sahiplendik bunu. Kadıköy Sound Kadıköy’e dair her şeyi kapsıyor aslında. Martısından Kurbağalıdere’ye… O bir hayat tarzı artık.

90’larda ortaya çıkan grupların çoğu dağıldı. Genelde grubun içindekiler bireysel işler yapmaya yöneldiler. Siz 28 seneye rağmen grubu korudunuz. Bunu nasıl başardınız?

Biraz fazla bedel ödemek ve özveri gerekiyor. Sürekli üretim istiyor ki yeni kuşaklarla da iletişim kurabilesin. Çok da akıllı işi değil aslında. En önemlisi de biraz çatlaklık istiyor (gülüyor). Her jenerasyonda bizim gibi böyle çatlaklar çıkar.

“İYİ BİR SÖZ YAZARI KUŞAK GELİYOR”

90’lardan sonra gruplar dağıldı dedik ama özellikle 2010’dan sonra Büyük Ev Ablukada’yla birlikte “Adamlar”, “Son Feci Bisiklet” gibi alternatif müzik yapan yeni gruplar ortaya çıktı. Bu grupları takip ediyor musunuz?

Ediyorum tabi. Karga’da çalıyorlar, konserlerine giriyorum arada. İyi bir söz yazarı kuşağı olduğunu düşünüyorum. Tabi daha iyi yazacaklardır zamanla. Güzel isimler de koyuyorlar gruplara (gülüyor). Her kuşağın kendi grupları olacaktır. O elekten geçip devam edebilmek önemlidir. Ben sözlerin biraz daha dışarı açılması gerektiğini düşünüyorum.

Dışarı açılmadan kastınız nedir?

Biraz daha sosyalleşmeleri gerekiyor şarkıların. Biraz daha dışarıda olan bitenleri şarkıya yansıtmanız gerekiyor. Biraz ikili ilişkiler fazla dönüyor o şarkılarda. Bu genç grupların çoğu Kesmeşekeri de seviyorlar gördüğüm adarıyla. O ağabeyliği yapmak da bizim için çok hoş.

LANSMAN KONSERİ 16 ŞUBAT’TA

Kesmeşeker’in albümün çıkmasının ardından gerçekleştireceği ilk konser 16 Şubat gecesi Kadıköy Sahne’de gerçekleşecek. Siz de Biletix’ten veya Kadıköy Sahne gişelerinden bilet alabilir, Kadıköy kokan şarkıları canlı dinleyebilirsiniz.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.