Haftalık Bağımsız Gazete 15 Temmuz 2020

Akmar Pasajı (3)


Murat BEŞER

Murat BEŞER

Okunma 13 Şubat 2020, 15:42

(muratbeser@muratbeser.com)

Akmar Pasajı’nda kıştan sonra bahar havası esiyor, karanlık koridorda birbirlerine yaslanarak duran selamsız dükkânların yüzünde pastel rengi çiçekler açıyordu. Kısa bir süre evvel yarısı boş, diğer yarısı da örümcek ağlarına bedelsiz kiralanmış dükkânlardan oluşan pasajda, hiç boş dükkân kalmamıştı; bir zamanlar her biri çerez fiyatına kiraya verilirlerken, artık yüksek hava paralarına gidiyorlardı.  

Birkaç kuşağın ergenliğini yaşadığı, en tuhaf davranışlarını bile rahatlıkla sergileyebileceği bir dünya yaratılmıştı. Çaresiz zamanların sığınağı, kendini toplumdan ayrı hissedenlerin kafayı sokabileceği kurtarılmış bir bölge, içeri giren öğrencilerin aile ve toplum baskısından kurtulacakları bir işgal evi gibiydi burası. İçerisi karınca yuvasından farksız; metrekare başına en çok insanın düştüğü pasaj haline gelmişti. Diğer iş yerlerinin can çekiştiği zamanlarda bile en işlek AVM’lerden daha kalabalıktı. Metallica gibi toplulukların albümlerinin piyasaya verildiği günlerde PTT önüne kadar kuyruklar oluşurken, okulların açılacağı günlerde okul kitapları satan dükkânların müşterileri pasajı tıka basa doldurulmuş bir konserve kutusuna çeviriyordu.  

***

Kapıcı Hasan ile çaycı Ali Bey pasajın yardımcı oyuncuları olarak yer alırken, Havai adalarına tatile gidenlerin giydiği alacalı gömlekleri, bol paça parlak kumaşlı pantolonu, arkalarına basılmış yumurta topuklu ayakkabıları, boyalı saçları ve bıyıkları ile Emir Kusturica filmlerinden fırlamışçasına yürüyen Tuvaletçi Ali Abi en enteresan karakterdi. 

Laneth dergisinin hücresi Saadeth’ten tişörtçü Pirene’ye, posterci Ritmo’dan hediyelik eşyacı Takıntı’ya; gelecekte yaşanacaklar için tüm oyuncular pozisyonunu almıştı. Pasaj esnafını bir dönem haraca bağlamaya çalışan Birkan ve çetesi, sokakta yaşayan Kömür Adam, çocuksu sesiyle pasajı çınlatan Ayı Erhan, müzmin bekar Ormancı Mehmet, aldığı CD’leri eşinden gizlice eve sokan Bankacı Ali Abi, deneysel müzik tutkunu renkli karakter Alp, her gün aynı saatte gelen (ve şakayla karışık polis olduğu geyiğini çevirdiğimiz) börekçi ile zihinsel engelli sevimli kantarcı ve sayısız sıra dışı insan sanki bu hayali Tarantino filminin diğer figürleriydi. Yanı sıra Pentagram, Athena üyeleri, Ceza gibi yüzlerce müzisyen adayı hep bu pasajda geçirmişti bıyıkları terlememiş ergenlik günlerini. Memleketin ilk bandrollü hardcore albümü, bir tarafı Ask It Way, diğeri Radical Noise olan split kaset “Sevdasız Hayat”ın kapak fotoğrafı onun tuvaletinde; ayrıca Rapor 2 & Radical Noise’a ait “Çiz” adlı parçanın klibindeki dış çekimler eskiden okulun basket sahası ve teneffüs alanı olan çatıda çekilmişti.

*** 

1993 ile 98 arasındaki beş yılda Akmar Pasajı bir alt kültür yuvası olarak en şenlikli günlerini yaşıyordu. Ta ki o uğursuz gün gelip çatana değin! 1999 yılında yapılan Satanist baskını pasajın en önemli kırılma noktalarından birini oluşturuyordu. Ortaköy’de gerçekleşen ve tarihe “satanizm cinayeti” olarak geçen olaylar sonrasında basılan yerlerden biriydi Akmar Pasajı. Her şey abartılı ve orta çağ karanlığını andırırcasına acımasızdı. Öte yandan da ülkedeki başka olayları arka plana itmek amacıyla suni bir gündem yaratılmış, Ankara’dan emir gelmişti:

- “Adam toplayın!!!”

Baskında tişörtler, dergiler, fanzinler, aksesuarlar, kapağı yüzünden bazı albümler suç unsuru olarak toplanmıştı. Bazı pasaj çalışanları ve müdavimler gözaltına alınmış, basında teşhir edilmiş, üç gün boyunca Gayrettepe’de nezarette alıkonmuş, nihayetinde ifadeleri bile alınmadan bırakılmışlardı. Yaşananların saçmalığını ve kurban edilenlerin saflığını en iyi dile getiren kişi Apaçi Ayhan olmuştu. Gözaltına alınanlardan biriydi ve polis arabasına bindirilmeden az evvel kendisine mikrofon uzatan muhabire gerekeni olup olabilecek en kısa ifadeyle özetlemişti:  

- “Birader, hangi yaş grupları alıyor bu dergileri?”

- “Çoluk çocuk”

***

Medyanın iftira dolu yayınlarına kurban edilmişti, toplumun bütününe göre ayrıksı görünen genç bir kesim. Bir safsata üzerine yapılan haberler kötü niyetli bir kurguyla hazırlanmış, Akmar Pasajı ve insanlarının itibarı zedelenmişti. Bu olayın akabinde de (korsan baskılar ve dijital download münasebetiyle) müzik piyasasının iş hacmi düşüşe geçmiş, 1999 yılında deprem olmuş, üzerine 2001 krizi patlamış; hepsinin buluşması pasajda bir durgunluk dönemine kapı açmıştı.   

2000’li yılların başında pasajın dokusu her ölçekte değişime uğramıştı. Gençler bu tarihlerde ufak ufak pasajı terk ederek, Karga, Arka Oda gibi yeni açılan mekanlarıyla dikkat çeken Barlar Sokağı’na (Kadife Sokak) göç etmeye başlamıştı. Müteakip birkaç yılını toparlanmakla geçiren Akmar Pasajı ahalisi ise, bir yandan eski rock ruhunu koridorun fanuslu sıcağında yaşatmaya, öte yandan da ekonomik olarak ayakta kalmaya çalışıyordu. 

Geçip giden birkaç yılın ardından imdada yeniden rağbet gören ikinci el ve yeniden basılan plaklar yetişmişti. Bir de yeni yeni başlayan internet satışları cılız da olsa gelecek için bir ciro vadediyordu. Bazı dükkanlar bu süreçte veda etmek mecburiyetinde kalırken, pasajda sahaftan ziyade yeni kitap ve ders kitabı satanların sayısı artmıştı. Değişim rüzgarları esiyordu ama, zatürre etmiyordu. Zira bunda pasaj yönetiminin titiz duruşunun rolü vardı, çünkü çektikleri tüm ekonomik zorluklara karşın, pasajın dokusunu dejenere edecek başvuruları geri çeviriyor, konsept dışı esnafı istemiyorlardı. 

Olan biten her şeye rağmen, şimdi hepimizi “buyurun yardımcı olalım” sesleri arasında karşılayan pasaj, halen eski kimliğinden bazı çizgiler taşıyor; doksanlar kuşağından kalan bazı esnaf ve müdavimler sayesinde. 

Yıkılan, kapanan, yerini bir bir AVM’lere bırakan pasajlar, artık süpermarkete karşı direnen kahraman bakkal misali; şehrin eski insanlık değerlerini yaşatmaya çalışan mimari dokuları… Akmar Pasajı ise bir kuşak için eski Türkiye’den kalan halen en güzel şeylerden biri.

(Bitti)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet ramazan subaşi - 5 ay önce
Eline koluna saglik murat abi..
Avatar
Ercüment Meriç - 5 ay önce
Üst katın neredeyse tamamı sahafdı.Alt katta müzik evleri ve cafeler vardı. Akmar gençliğimizin efsane mekanlarından biriydi.