Haftalık Bağımsız Gazete 28 Şubat 2020

Akmar Pasajı (2)


Murat BEŞER

Murat BEŞER

Okunma 16 Ocak 2020, 17:22

Akmar Pasajı tarihinde kritik virajlar, toplumsal gelişmelerin kırılma noktalarının seyrine paralel dönülmüştü. Bunlardan ilki, doksanlı yılların ilk dilimine denk gelmişti.

Pasajın ilk 10 yılı, gelecekteki şaşaalı ve çalkantılı günlerine göre hayli olağan ve sıradandı. Sürprizsiz bir esnaf resmigeçidine ev sahipliği yapan pasaja, bu zaman zarfının son devresinde 13 numaraya Laterna adında bir plakçı dükkânı açılmış; pasaja ayak basanların aile fotoğrafında farklı portreler görülmeye başlanmıştı.    

Laterna, Akmar’a taşındığında karşısında (üç dükkân büyüklüğündeki) Villa Kafe dışında Tualsan ve Bilim Sanat Galerisi vardı. İdealist bir 68’li olan hippi görünüşlü Bülent Ilgar’ın sahip olduğu dükkân, rokerlerin, blues-rock severlerin yuvasıydı. Sadece müzik meraklılarının toplandığı bir kıraathane değil, aynı zamanda Kadıköy’ün en fazla bira tüketilen noktasıydı. Buraya takılarak arkadaş olanlar, tam bir komün havasına girmişçesine bağlılardı birbirlerine.

Müzik meraklılarını buraya Laterna’dan evvel az buçuk çeken -spor salonunun iptaliyle üst kata geçen- Sahaf Sadi vardı ama Laterna’nın ardından ikinci gerçek mıknatıs Pentagram olmuştu. Aynı adı taşıyan metal topluluğunun gitarcısı Hakan Utangaç tarafından açılan dükkânda müzik malzemeleri satışı dışında dövme de yapılıyordu. Fotoğraf şimdi biraz kararmaya başlamıştı; zira pasajda siyah tişörtlü metalciler çoğunluğu yakalamıştı. 

Bu hareketlilik pasajın içiyle sınırlı kalmadı. Pasajın her iki kapısının da önünde kaset ve plak tezgâhı açanların mübadele hacmi, içeriyi geçmeye başlamıştı. Kısa bir süre sonra içeride dükkân sahibi olacak olan tezgâh sahiplerinden Zihni Şahin (Zihni Müzik), Tansel Tetik (Atlantis Müzik) ve Haluk Ataklı (Hammer Müzik) yarışa bu etapta katılmışlardı. Bölge artık alternatif müzik camiasının merkeziydi; Beyazıt Meydanı’ndan, Narmanlı Han’dan göçenler, Bakırköy ve ötesinden akın edenler, çevreden merkeze doğru bir rota çiziyordu.

Bu sokak tezgâhlarında işin kültürü, adabı, kardeşliği, paylaşımı dışından raconunu kesmeyi de öğrenen bir kuşak, her Cumartesi Pazar birlik-beraberlik-dayanışma içinde birkaç yıl yaşadı. Pasaj efsane dış komşulara sahipti o zaman; PTT önündeki Olcay ve ortağı Metin Amca bir yanda olurdu, Hi-fi Gürol, Blues Metin, Balıkçı İhsan ve Yaşlı Selahattin beri tarafta; Çarşamba pazarı esnafları gibi yan yana dizilmişlerdi, yere serilen bir muşambanın üzerindeki kasetlerle plaklarla.

Yağan kara, yağmura, esen sert rüzgâra, kıç donduran soğuğa rağmen her daim tezgâhının başında birilerine yeni bir şeyler öğretmekten geri basmayan bu karizmatik karakterler, alıcılar karşısında çok forsluydu ama belediyeciler katında bu para etmiyordu. Çok şikâyet olurdu haklarında, zabıta baskını yemedikleri gün yoktu.

***

Ticareti ikinci planda tutarak işe başlayan, daha ziyade koleksiyon yapmak ve kendi gibi insanları bulmak için açtıkları tezgâhlardan yetişen idealist çocukların esnaflaşma süreci başlıyordu.

Beyazıt Meydanı’ndan kalkan, Teşvikiye Camii önünde istim alan Zihni Müzik, Akmar Pasajı’nda bir çatıya sahip olmuştu. Laterna’dan boşalan yere geçmiş ve böylece pasajdaki ikinci müzik dükkânı sıfatını kazanmıştı. Tam bu esnada plakların yerini CD’ler almaktaydı ve dükkânın camekânı 600 CD kapağıyla donatılmıştı. Yakası açılmadık topluluklar çiçek verecekleri yeni bir saksıya sahip olmuşlardı, ışıksız ve oksijensiz Akmar serasında. Baba Rocker diye tabir edilen eski tüfek müdavim yerini yeni bir kuşağa bırakıyordu. Slayer ile King Crimson, Dead Can Dance ile Chick Corea; aynı dükkânın camekânında, raflarında ve dinleyici kulaklarında buluşuyordu. 

Ancak pasajın efsane figürü o esnadan herkesin müşterisiydi. 15 numarada toptan akvaryum yemi satan bir esnaf 1993 yılında işi bırakmış, yerine Atlantis Müzik açılmıştı. Dükkânın ilk bordrolusu Apaçi Ayhan idi ve pasajın ilk defa yabancı bir topluluğa yapılan imza günü de Nightfall ile bu dükkâna nasip olmuştu.

Ardından pasaja Hammer Müzik geldiğinde, Zihni Müzik ve Atlantis Müzik ile birlikte müjdelenen bir Metal Rönesans’ı doğuyordu. Hammer Müzik daha önce Akbaba’nın menajeri Tuncay Özkınay’ın işlettiği tarot açan, fal bakan bir kafe olan 12 numaralı dükkâna Çakıroğlu Antikacılar Pasajı’ndan gelmişti ve bir metal mabedi olmaya adaydı. Loş ışıklı, etrafa saçılmış Metal Hammer, Kerrang gibi dergilerin bulunduğu, duvarlarında posterler ve albüm kapaklarının asılı olduğu, tıka basa çekim kasetlerin bulunduğu bu 20 metrekarelik yerde, az da olsa plak da vardı. Güzel bir açılış yapmışlar; kendileri gibi birer liseli (daha sonra da Athena’yı kuracak) olan Gökhan ile Hakan kardeşlerin çaldığı gitarlar eşliğinde kesmişlerdi dükkânın kurdelesini.  

***

Esen kuvvetli rüzgârın üzerinde yükselerek iş alanlarını genişletiyordu bu dükkânlar. Sadece müzik satmak değil doğan boşluklar gösteriyordu ki bunun ötesinde, ilerisinde bir şeyler yapmak gerekiyordu. Önce albüm lisansladılar, burada yabancı kasetler ve CD’ler bastılar. Ardından kendi prodüksiyonlarını hayata geçirmeye ve yerli alternatif müziği domine ettiler. Albüm yaptıkları topluluk ve sanatçıların konserlerini organize etmeye başladılar ki, aslında farkına varmadan organizatör de olmuşlardı. İthalat işine çok hızlı girdiler; dünyanın en önemli metal şirketleri ile anlaştılar. Konser organizasyonu kendi sanatçılarıyla sınırlı tutmayıp yabancı konser işine de girdiler.

Tam bu dönemde neredeyse eşzamanlı olarak iki de yerli metal dergisi hayata atılmıştı Akmar Pasajı’ndan. İlki Çağlan Tekil’in başını çektiği Non Serviam, diğeri ise Hammer Müzik çalışanı Enis Kızılkaya tarafından çıkarılan Enred.

İki dergi arasında belirgin farklarına karşın tatlı sert de bir rekabet vardı. Non Serviam daha yumuşaktı ve metal dışı dünyaya açıktı, içinde Joy Division yazısı da vardı, Jeff Buckley ve Sonic Youth da. Daha ziyade Moonspell, Sentenced gibi gotik tabanlı güncel isimlere yer veriyordu. Enred ise ince bir çizgide yürüyüp death metal ve grindcore üzerinde yoğunlaşıyor; sert metalden taviz vermiyordu.

Non Serviam Zihni Müzik, Enred de Hammer Müzik tarafından finanse edildiği için ait oldukları şirketlerin yazı ve tanıtımları ağır basıyordu. Bu çok doğaldı çünkü her iki dükkân da sevdikleri şeyleri getiriyor ve satıyordu.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.