Haftalık Bağımsız Gazete 27 Kasım 2021

Aa, herkes işte…


Betül MEMİŞ

Betül MEMİŞ

Okunma 14 Ekim 2021, 15:14

[email protected]

 “Bu akşam birimizin aklına esse de, başına bir miğfer oturtup, sırtına bir zırh geçirip, elinde mızrakla kentte dolaşmaya çıksa, büyük bir olasılıkla geceyi geçireceği yer tımarhane ya da karakol olur. Neden? Geleneğimiz, göreneğimiz öyle değildir de ondan. Buna karşılık, aynı şeyi bir karnaval günü yaparsa en güzel kıyafet ödülünü kazanması işten bile değildir. Neden? Çünkü o bayramlarda kılık değiştirmek gelenektir, görenektir… Demek ki alışılmışı, gelenek olanı öyle yapılır diye yapıyoruz. İyi de, o yapılanı yapan kim? Aa, herkes işte. Tamam da, herkes kim?” Ortega Y Gasset, (Metis Yayınları / Neyyire Gül Işık çevirisi) “İnsan ve Herkes” adlı kitabında kadim bir soruyu yeniden yineler. Sahi, kimdir bu “herkes”, kimlerden oluşur? Ve ekler: “Her birimiz kendi ortamımızda birer kazazede olarak yaşarız. Suyun yüzeyinde kalabilmek için, ister istemez o ortamı kulaçlamak durumundayız.”

Kulaçlamaya (mecbur) devam ederken, Google’dan da Kuzey Sentinel Adası’na göz atmanızı rica edeceğim. Öncesinde kadrajınızı yakınlaştırayım; Bengal Körfezi’ndeki Andaman Adaları’ndan biri olan ve Hindistan’ın Andaman ve Nikobar adaları yönetim biriminde yer alan bir ada burası. Ada halkını oluşturan Sentinel kabilesinin yaklaşık 60.000 sene önce Afrika'dan Asya'ya göçen insan dalgasıyla birlikte geldikleri ve o zamandan beri de bu adada izole kaldıkları düşünülüyor. Ee, yani derseniz de, bu adada yaşayanlar, modern insanın dokunmadığı dünyada kalan son ilkel topluluk; bu ‘herkes’in daha buralara ‘çökmediğini’ görmek ne mesutluk! Şimdilik az da olsa şu ‘herkes’in gündeminden biraz çıkalım istiyorum; hazırsanız başlıyoruz yavaştan!

***

Bu hafta rotama takılanlar arasındaki adrese yola koyulmakta bir bahaneniz yoksa 30 Ekim’e kadar vaktiniz var: Dünyanın önde gelen gazete ve dergilerinde 1974’ten beri yayımlanan desenleriyle bilinen, 50’nin üzerinde kitap ve albümü yayımlanan Selçuk Demirel'in “Bir Ağacın Altında” adlı sergisi Galeri Nev İstanbul’da açıldı. Eserlerinde kültür, medya, ekonomi, politika ve doğa gibi küresel kavramlara getirdiği eleştirel ve mizahi yaklaşımlarla tanınan sanatçının aynı adla hazırladığı kitabı da Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı. Güven Turan’ın, “ … Bundan daha zor olansa bir düşler ormanı yaratmaktır. Selçuk Demirel bu düş ormanını yaratmış. Yıkımını da gösteriyor bize…” dediği sergide, sanatçının Çin ve Japon estamplarından (metal, tahta, muşamba ve benzeri malzemeler üzerine kazıldıktan sonra boyanarak kâğıda basılan resim) ilhamla pirinç kâğıtlar üzerine suluboyayla gerçekleştirdiği ve marufle tekniğiyle tuval üzerine gerilen bu eserleri, aynı zamanda daha önce deneyimlemediği yeni bir çalışma pratiğini oluşturuyor.

***

İlk açılışı 1969’da yapılan ve 2008’de tadilat gerekçesiyle sanatsal faaliyetleri askıya alınan AKM (unuttuk tabii Taksim Meydanı’nda kendi janrında bir Atatürk Kültür Merkezi vardı), hatırlarsanız; 2017’de, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “yeni AKM projesi”ni tanıtmış, “2019’un ilk çeyreği inşallah nasip olursa” hizmete gireceğini belirtmiş ve AKM’yi “talihsiz bir mekân” olarak nitelemişti. Nereden nereye, yıl 2021; 29 Ekim’de hizmete açılıyormuş. ‘Nasipse, inşallah’ (zira bu coğrafyada işlerimiz her daim mukadderat) bizler de sonraki günlerde buradaki etkinliklere gidebiliriz, tabii maddi, manevi hâlâ nefes alabilirsek!

Bildiklerimizi unutuyoruz ki zaten çoğu mevzuyu da bilmiyoruz en azından bilmediğimizi bilsek diyorum çoğu vakit! İşte bu da onlardan biri; tiyatrolar kapalı iken, T.C. tiyatro biletlerindeki KDV’yi % 8’den % 1’e; kira stopajını da % 20’den %10’a düşürmüştü. Tiyatrolar açıldı ya, şimdi vergiler eski merasimine geri dönmüş... Bu coğrafyayı sadece ‘bakan’lar olarak yönetenlerin, kültür sanatı sevmediğini her geçen gün (acı bir şekilde) tecrübe etmeye devam ediyoruz; gün geçmiyor ki bir zaytung haberi kıvamında mevzuya denk gelmeyelim; “Tiyatrolara yapılan yardımlarda yeni rekorlar” başlığıyla yayınlanan listeye ise hiç girmiyorum bile! Filler ve çimenler senaryosuna şimdilik devam! 

***

Gelelim bu ayın yeni izlenceliklerine… İlki, “Ben güzel şeyler duymak istiyorum demedim ki, sesini duymak istiyorum o kadar” diyen öykü yazarı ve çevirmen Tomris Uyar’da kendini arayan bir kadının akıl hastanesindeki hikâyesini anlatan “Tomris”. Rain Media’nın yapımcılığını üstlendiği, Kaan Erkam’ın yazdığı, Mehmet Ulay’ın yönettiği ve Janset Paçal’ın oynadığı metin, Uyar’ın hayata bakış açısından ilhamla ilişki, aşk ve evlilik kavramlarına yönelik tespitler sunuyor. İkinci seyirlik Tiyatroadam’dan. “Koskoca devletler uydurdukları sınırlar için milyonları katlediyor da birkaç moruk hayali bir at uğruna birbirini delmiş çok mu?” Bulgar edebiyatının son yarım yüzyılına damgasını vurmuş, öyle ki “Bulgarların Mayakovski’si” diye anılan, şair, roman ve oyun yazarı (ülkemizde de Sokrates’in Son Gecesi, Jeanne d’Arc’ın Öteki Ölümü, Bütün Çılgınlar Sever Beni gibi oyunlardan belleğe attığımız) Stefan Tsanev’in kaleme aldığı “Büyük İskender’in Atı” böylesi bir peşrevden veriyor selamını. Hüseyin Mevsim’in Türkçeye çevirdiği, Deniz Özmen’in yönettiği oyunda Berk Yaygın, Cihan Türk, Deniz Özmen, Ediz Akşehir, Esra Şengünalp Yıldız, Gökhan Azlağ rol alıyor. Üçüncü durağımız; sinemanın ölümsüz isimlerinden Ingmar Bergman’ın (1973’te, önce 6 bölümlük bir TV dizisi olarak yayınlanıp, büyük ses getirmiş, sonrasında filme de çekilip hem eleştirmenler hem de seyircisinden büyük beğeni toplayan) kült filminden, Kayhan Berkin rejisiyle sahneye uyarlanan, Versus Tiyatro ve Zorlu PSM ortak yapımı “Evlilikten Sahneler”. Oyunda, tiyatroda her daim seyretmekten keyif aldığım Ece Dizdar ve Öner Erkan’a eşlik eden oyuncularsa Kayhan Berkin, Pınar Göktaş ve Naz Buhşem. Son güzergâhımız ise Dasdas’ın, Nurgül Yeşilçay ve Afra Saraçoğlu’nu aynı sahnede buluşturduğu, ödüllü yazar Lulu Raczka’nın yazdığı ve Nagihan Gürkan’ın yönettiği, distopik bir hikâye olan “Bir Barda Bir Gece” adlı oyunu. 

Ve bu haftaya veda busemizi de (Umami Kitap’tan çok yakında romanı da çıkacak olan) Norveçli şarkıcı-söz yazarı, plak yapımcısı, müzisyen ve romancı Jenny Hval’ın 2019 çıkışlı “The Practice Of Love” adlı albümünden sarkıtarak huzurlarınızdan uzarım. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.