Haftalık Bağımsız Gazete 17 Temmuz 2018

27 karakterle galaksiyi korumak…


Ugur VARDAN

Ugur VARDAN

Okunma 04 Mayıs 2018, 08:36

Hayranları elbette bu durumdan memnun ama bana Marvel’le DC Comics’in önce çizgi roman sayfalarında başlayan ve daha sonra sinema perdesine taşınan rekabetinde, meselenin özü aynı suda defalarca yıkanırken kasayı doldurmak geliyor. Malum, her iki kanat da sahaya önce kahramanlarını ‘solo’, sonra da ‘koro’ şeklinde sürerek yollarına devam ediyor. Bunu niye anlatıyorum, çünkü Marvel cephesinin yeni hamlesi ‘Avengers: Sonsuzluk Savaşı’ (‘Avengers: Infinity War’) geçen haftadan itibaren bütün dünyayla birlikte bizim salonlarımıza uğradı da ondan…

Daha önce ‘Kaptan Amerika’nın iki filmine imza atan Anthony ve Joe Russo kardeşlerin yönettiği yapım, bu türün favori konusu olan “Ben tek, siz hepiniz” mantığında gelişen bir öykünün peşine düşüyor. ‘Galaksinin Koruyucuları’ serisinden hatırladığımız bir karakter olan Thanos’un, bütün evreni tehdit eden yaklaşımlarına (o tehdit de şu: “Kâinat’ın kaynakları kısıtlı, nüfus ise çok; o halde yüzde 50’yi oyun dışına alalım, yani yok edelim”) karşı ‘Avengers’ ahalisi mücadeleye koyuluyor. Ekibin klasik üyelerinin yanı sıra ‘Galaksinin Koruyucuları’ beşlisi de takımı dahil oluyor ve sayıları 27’yi bulan karakter topluğuyla Thanos karşı karşıya geliyor.

Bu filmin hazırlıkları 10 yıl sürmüş, serinin hayranları da uzun bir zamandır bekleyiş içindeydiler ve fakat ortaya çıkan eserin bu süre ve beklenti denklemine göre başyapıt olmasa da o çizgilerde gezinen bir yapım olması gerekirdi diye düşünüyorum. Hoş, serinin fanatikleri gördüğüm kadarıyla sonuçtan memnun ama bana kalırsa bu tür yapımlarda gerçek ölçüt, konuya hayranları kadar vâkıf olmayanları da içine çekmektir. Yani filmin çizgi dışı bir cazibe, albeni, içerik, atmosfer ve alt metne sahip olması gerekir, ‘Sonsuzluk Savaşı’nın felsefi derinliğinde hafiften Oscar Wilde’ın ‘Oysa Herkes Öldürür Sevdiğini’ye çıkan küçük bir ara yol var, ama onun dışında da her şey bu evrenin bildik tekrarları üzerine kurulu. Mesela ‘Russo kardeşler’in ‘Kaptan Amerika: Kış Askeri’ hüznü ve içeriğiyle ne kadar da etkileyiciydi, keza ‘Galaksinin Koruyucuları’ da esprileri ve nostaljik yaklaşımıyla özeldi. ‘Sonsuzluk Savaşı’ ise görsel açıdan iyi, anlatım ve temposu da kurtarır ama çok sayıda karakterden dolayı öykü sürekli farklı cephelere taşınıyor, bana bu da bir handikap gibi geldi.

Neyse, bu daha ilk adım, belki gelecek sene izleyeceğiz devam filminde çıta daha da yükselir. Oyunculuk performanslarına gelince, eski karakterleri canlandıranlarda özel bir çabaya rastlamadım, öte yandan Thanos’ta Josh Brolin oldukça iyiydi (bu arada bu klas aktörü yakında salonlarımıza gelecek olan ‘Deadpool 2’de de izleyeceğiz).  

‘The Acid House’, ‘Lucky Number Slevin’, ‘Push’ gibi filmleriyle tanıdığımız İskoç asıllı Paul McGuigan, son çalışması ‘Yıldızlar Asla Ölmez’de (‘Film Stars Don’t Die in Liverpool’) hüzünlü bir aşk hikâyesi anlatırken ana karakteri itibariyle seyircisini sinema tarihinde bir yolculuğa çıkarıyor. Bir zamanların ilgi gören yıldızlarından Gloria Grahame’nın hayatının son bölümünden kesitler sunan film, Annette Bening ve Jamie Bell’in klas performanslarıyla kaçırılmayacak bir yapım. 

** 

Puan Cetveli

Avengers: Sonsuzluk Savaşı ............ 3

Taksim Hold’em .............................. 3

Yıldızlar Asla Ölmez .......................... 3.5

Ev Kira Semt Bizim ......................... 2

Suç Takımı ........................................ 3.5

Doğruluk mu Cesaret mi? .............. 1.5

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.