Haftalık Bağımsız Gazete 19 Eylül 2017

23 Nisan Derbisi


Bağış ERTEN

Bağış ERTEN

Okunma 14 Nisan 2017, 15:04

Ne diyordu Orhan Veli? “Gemliğe doğru denizi göreceksin, sakın şaşırma!” Bu şiiri ‘Kadıköy diline’ çevirmek isterseniz Fenerbahçe burnuna gitmeniz gerek. Çünkü orada Fenerbahçe ve Galatasaray kulüplerinin tesislerini dip dibe, bayrakları yan yana dalgalanırken göreceksiniz, sakın şaşırmayın!

Malum, Türkiye’de sporun en köklü rekabetidir Fenerbahçe-Galatasaray mücadelesi. Yüzyılı aşkın süredir karşı karşıya gelirler. Hangi sporda olursa olsun heyecan yaratırlar, ilgi çekerler, gündem oluştururlar. Daha doğrusu ‘dı’, yani heyecan yaratırlar-dı, ilgi çekerler-di, gündem oluştururlar-dı... Artık daha çok korku, gerginlik ve endişenin kaynağı onlar. Neredeyse her maçta bir şiddet olayı yaşanıyor, her kapışmada bir kıvılcım çıkıyor, her karşı karşıya geldiklerinde canımız sıkılıyor. Elimiz böğrümüzde korku içinde bekliyoruz. Yöneticiler ayrı bir sorun kaynağı, öfkeli taraftar ayrı, yangına körükle giden medya ayrı... Hayır, bir derbi için gerek-şart sayılan yüksek tansiyondan bahsetmiyorum. Her seferinde bunun ötesine geçiyoruz.

Malum, yaşı 70’leri aşmış futbol meraklılarına sorduğunuzda başka bir gerçeklik anlatırlar bize. Ütülenmiş pantolonlardan, kravatlardan bahsederler. Herkesin yan yana oturduğu maçları unutamazlar. Birbiriyle forma değişen kaptanlardan sitayişle bahsedildiği günlerdir onlar. Oysa bu inanca rağmen tarihe baktığınızda da pek iyi şeyler çıkmıyor. Onlar karşı karşıya geldiğinde kıvılcımlar saçılıyor.

Mehmet Yüce, Tamsaha’nın 124. sayısında ne güzel hatırlatıyor. Yıl 1924. Aylardan Ağustos. İki takım çıkıyor meydane. Olaylar birbirinden şahane! Son dakikada verilen bir penaltı kararı yüzünden iki takım birbirine giriyor. Taraftarlar sahaya iniyor. Hakem maçı tatil ediyor. Çıkan vukuat nedeniyle Fenerbahçe o zamanki futbolun yönetimine karşı bayrak açıyor, ligden çekilmekle tehdit ediyor, milli takıma oyuncu göndermeyeceğini söylüyor! Bu ilk değil, sonuncusu da olmayacak. Tarihçi Doğan Çetinkaya’nın yine Tamsaha’nın 5. sayısında aktardığını göre 1930’larda bir derbide tam 17 futbolcu ihraç ediliyor! Yani tarihe böyle geçiyor bu derbi: “Şedit derbi!”

Ama geçmişin iyi bugünün kötü görünmesinin ayrı bir nedeni var. O zamanki vukuatlar daha çok “sahalarımızda görmek istemediğimiz olaylar” kapsamında. Yani işin ‘icabı’ değil. Asap bozucu şeyler. Bugün ise iş çok farklı noktalara gitti. Arada iyilikler görünce şaşırıyoruz. Asıl olan şiddet, korku, centilmenlik istisna. Daha da kötü yanı şu: Bu iki güzide kulübümüz pek farkında değiller ama bu kimlik artık onları çok yıpratıyor.

Sadece futbol değil her rekabetten çıkarttıkları kargaşayla, hızla prestij ve güç kaybediyor. Bıraksalar kürek yarışında bile kavga edecekler diyeceğim. Onu zaten yaptılar. Hem de kaç kez! Geçen sezon Tahkim’de bitti. Görünen o ki, bir zamanlar Union Club sahası olan Papazın Çayırı’nda tarihin belki de en önemli maçlarına çıkan Fenerbahçe ve Galatasaray artık birbirlerinin karşısına çıktıkça eriyor. Ne kötü değil mi?

23 Nisan’da yine Galatasaray-Fenerbahçe maçı var ligde. İkisinin de pek bir iddiası da yok, umudu da. Çıkacaklar sahaya, biz gene korku içinde seyredeceğiz. Bu sefer gerilmezler belki. Fenerbahçe Burnu’nda o iki bayrak yan yana ne güzel dururken, ­Kalamış havasında esinlenirler ve sakinleşirler. “Bir tatlı huzur” verirler. Hem o gün çocukların bayramı; 23 Nisan. Daha önce 19 Mayıs’ı (2007) “sulu derbi” haline getirip zehretmişlerdi. Belki bu sefer çocuklar uğruna insaf ederler. Ne var bu kez neşe dolsa insan? 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.